Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
15
2008
7:38 pm
Tags:
Post Meta :

düşünceler, cinsellikle ilgili bütün konulara derin bir il­gi, vücutla ilgili yoğun endişe­ler, davranışlar konusunda kafa karı­şıklığı (başkalarının davranışlarıyla karşılaştırma) ve anne-babanın uyarı­larıyla vücudun dürtüleri arasında köşeye sıkışmışlık duygusu: ergenlik çağında çok heyecan verici olabileceği gibi, erişkinlerdeki gibi suçluluk, kaygı ve karmaşık sorunlar­la da dolu olabilir. Bununla birlikte, cinselliğin istenmeyen sonuçları olan enfeksiyonların ve gebeliğin ergen üzerindeki etkileri erişkinde-kinden çok daha hırpalayıcıdır.

Günümüzde gençler anne-babalarının gençlik dönemleriyle karşılaş­tırıldığında daha özgürmüş gibi gö­rünüyor, ama olarak kendileri­ni kanıtlamaya zorlayan çevre baskı­sı ergenliği daha da sersemletici bir deneyime dönüştürüyor. Günümüz­de ergenler arasında ilk dene­yim yaşı giderek düşüyor ve isten­meyen gebelik oranı artıyor. İngiltere’de ergenlerde gebelik oranı yak­laşık 100 000 iken, yakın zamanda yapılan bir araştırma erkeklerin %50’sinin, kadınların ise üçte ikisi­nin ilişkiye çok erken başladı­ğı inancında olduğunu gösteriyor.

Birçok ergen ilişki için he­nüz çok erken olduğunu düşünebi­lir; ancak kafaları mastürbasyon, âdet kanamaları, gece boşalmaları ve kendi yönelimlerine ilişkin sorunlarla meşguldür. Ergenin çev­resindeki erişkinler de bazen birbi­riyle çelişen tavsiyelerde bulunarak, ergenin kafasının daha da karışması­na neden olabiliyor. Türkiye’de er­genlik çağındaki gençlerin bütün bu konularda güvenilir kaynaklardan önyargısız ve açık yanıtlar elde etme olanakları son derece sınırlı olmakla birlikte, son yıllarda bu doğrultuda bazı adımlar atılmaya başlandı.

MASTÜRBASYON
Kendi kendini tatmin ya da mastür­basyon (kişinin haz almak ve orgaz­ma ulaşmak amacıyla kendi organlarını okşaması) ergenlik ça­ğındaki erkek çocuklarda doğal sayı­lıp, geniş kabul görüyor, ama ergen­lik çağındaki çok sayıda genç kız da mastürbasyon yapıyor ve erişkinlik çağında da buna devam ediyor. Er­genlerde mastürbasyon haz-ları ve boşalmayı kendi başına gü­venli bir yoldan keşfetmeye olanak veren yararlı bir yöntemdir ve sonra­ki aktivitelerde ön sevişme sı­rasında kişinin nelerden hoşlandığını anlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin orgazma ulaşabileceğini gös­termeye de yardım eder.

Erkekler elleriyle ya da bir yüzeye (örneğin yatağa) dayanarak penisin gövdesini ve başını ovuşturma yo­luyla mastürbasyon yapar. Kızlar art arda hafif hareketlerle klitorisi uyara-bilir ve ile göğüslerini okşayabilirler. Mastürbasyonda “normal” kabul edilebilecek bir sıklık yoktur; bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada bir ya da daha seyrek mastürbasyon yapabilir. Ayrıca mas­türbasyon yapmak istememek de son derece normaldir.

Geçmişte mastürbasyonun doğal olmadığı, hatta zararlı olabileceği, insanın kör olmasına yol açabileceği düşünülürdü. Oysa günümüzde en güvenli olarak değerlendiriliyor ve birçok erişkinin yaşam boyu uy­guladıkları son derece normal bir davranış olarak kabul ediliyor.

EŞCİNSEL DUYGULAR
Ergenlik çağı genellikle duyguların çok yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde tutkulu arkadaşlıklar geliştirilir ve her iki cinsten hayran olunan kişilere karşı derin duygular beslenebilir. Ergenlerin çoğu kendi cinsinden bazı kişilere bağlanır ve eş mi (homoseksüel, aynı cin­se ilgi duyan), yoksa heteroseksüel mi (karşı cinse ilgi duyan) oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabi­lir. Ergenler kendi cinslerinden kişi­lerle çeşitli deneyimler de ya­şayabilir. Bütün bunlar son derece normaldir ve kişinin kendi cinselliği­ni keşfetmesinin bir parçasıdır.

duygular ve deneyimler yaşayan birçok kişi daha sonra hete-roseksüel ilişkilere girer. Diğer bazı­ları kendi cinslerinden kişilere karşı güçlü duyguları olduğunu hisseder ve bu tercihi yaşam boyu sürdürür. Bazı kişiler de, tek bir kişiyle kalıcı bir ilişki sürdürebilmelerine karşın, her iki cinse de ilgi duyabilir. Her iki cinsiyetten kişiyle ilişkisi olan kişiler kendilerini “biseksüel” olarak adlan­dırabilir.

Toplumların çoğunda aileye önem verilip heteroseksüel ilişkiler normal kabul edilirken, homoseksüel ilişkiler anormal, günah ya da sapkın­lık sayılır. Dolayısıyla heteroseksüel dünyaya uyum yapma baskısı çok kuvvetlidir. Oysa gerçekte insanların çoğu için geniş bir yelpaze­dir; kişi karşı cinsle ilişkiyi ter­cih edebilir, ama bazı koşullarda aynı cinsten kişilere de ilgi duyabilir ya da bunun tam tersi yaşanabilir.

Eşcinsellerin çoğu çok küçük yaşlardan başlayarak kendilerinin “gay” olduklarını bildiklerini söylü­yor. Cinselliği konusunda kişinin ka­fası karışıksa, kendisine zaman tanı­yarak bu konuyu dikkatle irdelemesi gerekir. Bazı kişiler kendi cinsellikle­rini reddederek evlenmeye ve ço­cuk sahibi olmaya kadar gidiyor, ama bu çoğu zaman daha büyük bir mutsuzluğa neden oluyor. Gerçi eş­ yaşam birçok soruna ve çatış­maya yol açabilir, ama bu konuda dürüst olmak daha iyi olabilir.

OYNAŞMA
konusuna merak duymak ve bazı şeyleri denemek normaldir. Gençlerin çoğu cinselliği dudaktan öpüşerek, dilleriyle öpüşerek, bazen de elbiselerinin üzerinden birbirleri­nin vücuduna dokunarak dener. Öte yandan, kişiler bazen elbiselerini çı­kararak da birbirlerinin vücudunu okşayabilir ve birbirlerine mastür­basyon yapabilir. Bunlar bir­leşme öncesindeki “ön sevişmeye” benzer ve sonunda birleş­meyle sonuçlanabilir.

Dolayısıyla, denemelerin hazzına varmak istiyorsanız başlangıçtan iti­baren her iki eşin nereye kadar git­meye hazır olduğunu belirlemekte yarar vardır. Ne kadar “kendinden geçerse geçsin” hiç kimsenin diğeri­ni oynaşma ya da öpüşmeyi bir adım ileri götürme konusunda zor­lamaya hakkı yoktur. Oynaşma cin­sel birleşmeye götürüyorsa, gebeli­ğin ve enfeksiyonların önlenmesi için prezervatif kullanma konusu ele alınmalıdır . Ayrıca oynaşma sırasında meninin vajinanın yakınına boşalma-ması gerektiği gözden kaçırılmama­lıdır; bu durumda birleşme ol­madan da gebe kalmak mümkün­dür. Dahası, eşlerden birinin organına dokunduktan sonra öteki­nin organlarına dokunan par­maklarla enfeksiyon bulaşabilir. En­feksiyonları önlemek için derideki ya da parmaklardaki kesikler su geçir­meyen plastikle kapatılmalıdır; er­kek ve kadın prezervatifi de kullanılabilir. Oral seksin güvenli olması için çeşitli tatlarda prezervatifler sa­tılmaktadır.

Oynaşmanın sınırları konusunda her iki eş de aynı görüşteyse, bu yöntem birleşmenin doğura­bileceği sorunlar olmaksızın ­likten zevk almanın çok hoş ve ol­dukça güvenli bir yolu sayılabilir.

İLK CİNSEL BİRLEŞME
İlk birleşme, erişkinler dünya­sına adım atmada önemli bir geçiş töreni olarak görülür. Üzerinde doğ­ru dürüst düşünmeden hızla bu adı­mı atmak kolaydır. Yeni bir durum söz konusu olduğu için, deneyimli iki kişi arasında bile ilk ilişkide çoğu zaman birçok beceriksizlik ya­şanır. Her iki eş de deneyimsizse, durum daha da güç olabilir; eşlerin ikisi de çekingen, sinirli ve endişeli lacaktır.

Dolayısıyla, kişilerin za­man ayırarak önce birbirlerini tanı­maları ve birbirlerinin vücutlarına alışmalarında yarar vardır. Daha da önemlisi, prezervatif kullanılması konusu ve gebeliği önleyici yön­temler önceden ele alınmalıdır. Gençlerin %70-80′i ilk birleş­mede prezervatif kullandığını belirti­yor. Gençlerde doğurganlık yüksek olduğu için, kadının istenmeyen ge­beliği önleyici (kontraseptif) hap kullanması, erkeğin de enfeksiyon­ları önlemek için prezervatif kullan­ması akla uygun olabilir (aşağıya, Gebeliği önleyici yöntemler bölü­müne bakınız).

GEBELİK,GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER VE CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
ilişki gebeliğe, yolla bulaşan enfeksiyonlara ya da her iki­sine birden yol açabilir. Bunların iki­sinin de olmaması için her iki eşin de eşit sorumluluk yüklenmesi, is­tenmeyen bir gebelik olursa bu so­runun üstesinden gelmede eşit rol almaları gerekir. Bu gibi konularda, medikososyal merkezlerine, AÇSAP merkezlerine, sağlık ocaklarına ve hastanelerin ilgili birimlerine (aile hekimi, jinekoloji, üroloji) başvurula­bilir. Telefonla danışmanlık hizmet­leri veren merkezler de vardır. Bu gibi merkezlerde çalışan doktorlar sır saklamakla yükümlüdür.

Gebeliği önleyici haplar (kontraseptif haplar) doktorun önerisiyle kullanılmalıdır. Gerektiği gibi uygu­lanırsa gebeliği önleyici etkisi güçlü­dür. Ama yolla bulaşan hasta­lıklara karşı önlem alabilmek için da­ima prezervatif de kullanılmalıdır. Prezervatifler HIV (AİDS), belsoğukluğu, klamidya ve trikomonyaz gibi enfeksiyonlara karşı iyi bir korunma sağlar, ama organlarla temastan önce takılmalıdır. Genital siğil ve herpese karşı da bir ölçüde koruma sağlar.

Genç kız gebeliği önleyici hap kullanmıyorsa ve prezervatifsiz cin­sel ilişki yaşanırsa ya da ilişki sırasın­da prezervatif yırtılır ya da penisten çıkarsa, gebelik riskini azaltmak için olayı izleyen 72 saat içinde acil kontraseptif kullanılabilir (buna “er­tesi sabah hapı” adı da veriliyor, ama ilişkiden sonra üç gün boyunca etkili olduğu için aslında bu doğru bir tanımlama değil). Bu yöntemde 12′şer saat arayla ikişerden dört hap alınır ve gebe kalma riski yüzde 2-3′e düşürülür. Türkiye’de de Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması merkezlerine ya da kadın doğum kliniklerine bu amaçla başvurulabilir; ayrıca, HIV bulaşma kuşkusu oldu­ğunda, 48 saat içinde bu birimlere yapılacak bir başvuru ile HIV virüsü­nü çok büyük olasılıkla yok eden bir tedavi protokolü uygulanabilir.

Tags: , , , , , , , ,

Nisan
11
2008
8:03 pm
Tags:
Post Meta :

Sigara, stres ve uykusuzluğun, gücü olumsuz etkileyen faktörlerin başında geldiği bildirildi. gücü artırıcı yiyecekler ve yöntemlerin, dünyanın tüm ülkelerinde büyük ilgi gördüğünü belirten uzmanlar, gücü azaltıcı faktörlerin dikkate alınmasının daha önemli olduğunu ifade etti.

Uzmanlara göre , her insanda doğuştan varolan bir içgüdüdür. Ancak özellikle büyük kentlerin yaşam temposu, cinselliği azaltıcı tuzaklarla doludur. İş yaşamında karşılaşılan zorluklar ve stres, hayatına öldürücü darbeler indirir.

Sigara içmenin, gücün karşısındaki olumsuz faktörlerin başında geldiğini belirten uzmanlar, sigara dumanındaki bir çok kimyasal maddenin, damarlarda kasılmaya ve kan akımının azalmasına neden olduğunu ifade etti. Uzmanlar, kan akımı bozulan , ve organların daha az duyarlı olduğunu ve sigara içildikten sonra yapılan cinsellikte ın daha az yaşandığını söyledi.

Uzmanlara göre stres, kandaki DHEA ve testesteron seviyelerinin düşmesine neden oluyor. Stresli bir günden sonra isteğin azaldığını ifade eden uzmanlar, “Stres nedeni ile kortizol gibi stres hormonları artar. Kan damarlarının daralması ve kan akımının azalmasına neden olur. Stres yaşamda çok önemli faktörlerden birisidir. Önemli bir toplantı öncesi, sınav öncesi ve benzer durumlarda istek ve cinsellikten zevk almak belirgin oranda azalır” ifadelerini kullandı.

Uykusuzluk da gücü azaltan faktörler arasında sıralanıyor. Uykusuzluk halinde stres hormonlarından kortizol salınımının arttığını, bu hormonun yüksekliğinin istekte azalmaya neden olduğunu belirten uzmanlar, “Sigarayı azaltmaya bakın. Olur olmaz her şeye kafanızı takmayın, üzerinizdeki stresi azaltmaya çalışın. Ve uykunuza dikkat edin. Göreceksiniz yatakta partreniniz, eşiniz farkı hemen fark edecektir” uyarısında bulundu.

Tags: , , , , , ,

Nisan
5
2008
8:27 pm
Tags:
Post Meta :

Gebelik kadın hayatını kökten etkileyen son derece değişik bir süreçtir. Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanısıra pekçok psikolojik değişiklik de ortaya çıkar. Hayatın her evresinde büyük önem taşıyan ve yaşam çoğu zaman gebelikten olumsuz etkilenir. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında bu sürece uyum sağlama aşamalarında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Aslında ve istek insanın içinde doğuştan var olan 5 içgüdüden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir. Gebeliğin fark edilmesi ile birlikte annelik içgüdüsü biraz daha baskın hale gelir. İlk gebeliğini yaşayanlar da dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin bebeğe zarar vereceği düşüncesi anne addayının isteklerini köreltebilir. Oysa ki normal seyreden bir gebelikte ilişkinin olumlu yada olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Halk arasında erken dönemde yaşanacak ilişkinin bebekte sakatlık ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikri hakim olmasına rağmen bunun hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Gebelik ilerledikçe ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime uyum sağladıkça istekde de bir artış görülebilir.Rahimin iyice büyümesi ile birlikte ilişki teknik olarak zor bir hal alır. Bu durum zaman zaman anne adayında ağrı ve acıya neden olabilir. Gebeliğin son dönemlerinde bu nedenle istekte yeniden azalma görülebilir.

Herşeyin normal olarak gittiği durumlarda son 4 haftaya kadar yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Son 4 haftada ise erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği düşüncesi ile ilişki önerilmez.

Daha önceden tekrarlayan düşük öyküsü olan veya erken doğum yapan kadınlarda ilk 2 ayda ilişki kısıtlanabilir. Yaşamakta olduğu gebeliğinde herhangi bir dönemde vajinal kanama olması durumunda ve düşük tehdidi, erken doğum tehtidi olan kadınlarda ilişki kesinlikle yasaklanır. Bu yasak tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak saptanana kadar devam eder.Erkekde veya kadında teşhis edilmiş genital enfeksiyon varlığında da enfeksiyon tedavisi tamamlanıncaya kadar yasak konmalıdır. Riskli gebelikler sınıfına giren plasenta previa durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiden kaçınmak gerekir.

Gebe kadın psikolojik korkular nedeni ile ilişkiden kaçınıyorsa bu durumu anlayışla karşılamak ve zorlamamak gerekir.

Tags: , , , , , , , , ,

Nisan
5
2008
6:02 pm
Tags:
Post Meta :

yaşam, insanlığın en karanlık kalan yanlarından biri. Utanç duygusuyla korkuların birleşimi, cinselliğin her tür gerçek dışı söylentiyle birleşmesine neden oluyor. Kulaktan dolma bilgiler, uydurulmuş öyküler, bir sır gibi fısıldandığı sürece, gerçeğin yerini alıyor.

İşte size gerçek bilgiler… Belki, merak edip soramadığınız, belki yalan yanlış bilgiler yüzünden yanlış bildiğiniz soruları derledik.
G noktası nerededir?
Yüzyılın en önemli keşiflerinden birinin adı “G noktası”. 1940 yılında Alman jinekolog Dr. Ernst Granfenburg tarafından adı konulan bu nokta, daha doğrusu alanın, kadının en erojen bölgelerinden biri olduğu iddia ediliyor. duvarında, yaklaşık 5 cm derinlikte bulunan ve bir noktadan çok bir alan diyebileceğimiz G noktasının ı kolaylaştırdığı söyleniyor. Niye bir söylenti gibi aktardığımıza gelince; bu bölgeyi bulmak için, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfederken harcadığı enerjiyi gözden çıkarmalısınız. Çünkü, Kutup Yıldızı’nın gökyüzündeki yerini bilmeniz, onu her gece gökyüzünde görebileceğiniz anlamına gelmez. Partnerinizle birlikte bu duyarlı bölgeyi bulmak için çeşitli pozisyonlar deneyebilirsiniz.
G noktası sadece kadınlara özgü bir erojen bölge midir?
Erkek de kadının uyarıldığı bölgelerden uyarılabilir. Örneğin göğüs uçları, kulak içleri, ense, kadında da erkekte de ortak erojen bölgelerdir. Erkeklerde, kadınlardaki G noktasına karşılık gelen bölge, testislerle anüs arasında bulunur. Erkeklerin G noktasını bulmak kolaydır. Ancak, çoğu zaman erkekler anüslerine yakın dokunulmasından hoşlanmadıklarından, buna izin vermeyebilirler.
, gerçek büyüklüğüne ne zaman ulaşır?
Erkek organları, 17 yaşında normal büyüklüğüne ulaşır. Erkekler, 10-13 yaşlarıda ergenlik dönemine girdiklerinde, penisleri de diğer organları gibi, gelişmeye ve büyümeye devam eder. Bu büyüme 17 yaşına gelinceye kadar sürer. Bir erkeğin ergenliğe girmesiyle, gelişimini tamamlaması aynı şey değildir.
Penisin normal büyüklüğü nedir?
İşte erkeklerin daha çok küçük yaşlardan itibaren cevabını aradıkları can alıcı bir soru. Bu normal ölçü arayışının başlıca sebebi, bu çıtanın altında mı, yoksa üstünde miyim kaygısı. Bu sorunun cevabı “Partnerini mutlu eden , normal penistir” diye verilebilir. Bütün penisler erekte olduğunda uzar. Ancak, daha matematik bir cevap istiyorsanız, 13-15 cm kadar diyebiliriz. Şimdiye kadar tıbbi kayıtlara geçen en uzun penisin 33,5 cm uzunluğunda ve 15 cm çapında olduğu belirtiliyor. Şunu söyleyelim; çok büyük insana sadece problem getirebilir. Neden derseniz; 1. Vajinadan daha uzun ve geniş bir , acı verebilir. 2. büyüdükçe, ereksiyon zorlaşır.
Uzunluk mu önemlidir, genişlik mi?
Siz söyleyin, hangisi? Erkeklerin uzun takıntısını boşverin. Bakın Terapisti Julie Gole ne diyor: “Eğer ideal bir tasarımı yapabilseydik, bu kapı tokmağı gibi, “kısa ve kaim olurdu.”
Prezervatif kullanırken bebek yağı kullanılmalı mı?
Kayganlığı arttırıcı yağlar prezervatifi olumsuz etkileyebilir. Yağ bazlı vazelin, el kremi, dudak parlatıcısı, ruj gibi maddeler, prezervatifi zayıflatabilir. Bu tip ürünler kullanmak yerine özel hazırlanmış ve prezervatifle kullanılabileceği belirtilmiş maddeler kullanın. Ya da ön sevişme süresini uzatın.
AIDS, oral seksle bulaşır mı?
Olabilir. HIV virüsünün bazı vücut sıvıları ve kanla bulaştığı herkesçe biliniyor. Oral sırasında ağzınızın içindeki mikroskobik kesikler, dişetlerinizdeki küçücük bir yara virüsün vücudunuza girmesine neden olabilir. Sadece HIV değil, herpes virüsü ve pek çok hastalık, oral sırasında bulaşabilir.
Regl döneminde güvenli midir?
Hayır. Hamile kalabilirsiniz. Yoksa siz içinde spermin 5 gün boyunca canlı kalabileceğini hâlâ öğrenemediniz mi? Regl döneminin tehlikesiz olduğunu düşünüp hamile kalmak çok acı bir sürpriz olabilir. Unutmayın, bazı kadınlar, ilişki sırasında bile yumurtlayabilirler!
Bazen neden acı verir?
Vajinal sıvının yeterli olmadığı durumlarda, eğer bir kayganlaştırıcı da kullanmadıysanız, doğacak tahrişlerden ötürü acı verebilir. sonrası küçük ağrılar genellikle problem yaratmayacak cinstendir. Ancak, ağrı sürekli hale geliyorsa ve her birleşme sırasında ve sonra yineleniyorsa, mutlaka doktora görünün. Çünkü bu tip ağrılar vajinal kistlerin ve yaraların habercisi olabilir. Birleşme sonrası kaşıntı ve tahriş yaşıyorsanız, belki de meni alerjiniz vardır. Siz siz olun, işinizi şansa bırakmayın ve doktora görünün.
seksten sonra neden hassaslaşır?
, bir aysberge benzer… Yani göremediğiniz tarafları, gördüğünüzden çok daha fazladır. Erkeklerdeki penise benzer bir yapısı vardır. sırasında içindeki kılcaldamarlar kanla dolar. Dokunulmaya karşı duyarlılığı artar.
sonrası kendimizi neden daha iyi hissederiz?
, damarlarımızdaki kan akışını hızlandırır ve dolaşımı canlandırır. Meditasyon kadar etkili bir rahatlama yöntemidir. Bungee Jumping yapmış birinin yere ayak bastığı andaki rahatlama hissini düşünün. , biraz da buna benzer.
Menide kalori var mı?
Evet. Bir boşalımlık menide yaklaşık 25 kilojul vardır.
Neden meni bazen koyudur?
Eğer partnerinizin menisi koyuysa buna sevinin. Çünkü bilin ki, kendisini size saklamıştır. Erkeğin ilişki sıklığına bağlı olarak menisinin kıvamı değişir.
Kadınlar da boşalır mı?
Bu da çok tartışılan ve cevabı çok merak edilen bir konu. Kimilerine göre kadınların yüzde 40”ı erkekler gibi boşalıyor. Ancak, bunun normal sıvısı mı, yoksa G noktasının orgazma katkısı mı olduğu konusu henüz kesin değil. 1988 yılında Slovakya’da yapılan bir araştırmada, kadınların G noktalarına baskı uygulanmış, sonuçta bazı kadınlarda bir boşalma görülmüş.
Neden bazen yana yatar?
Bazı durumlarda erekte olmuş penislerin, bir tarafa doğru yattığı görülür. Bu normal bir durumdur. Penisler de tıpkı diğer organlar gibi, her insanda farklı özellik gösterir. “Peyronie”s disease” adı verilen ve peniste nedeni belli olmayan hücre çoğalmasına sebep olan ağrılı bir hastalık da penisin çarpık durmasına neden olabilir.
kırılabilir mi?
Evet. Ereksiyon halindeki bir , baskı altında kırılabilir. Çok ağrı verici olan ve doktor müdahalesine gerek duyulan bu durum, erkekler için çok ciddi bir sorun olabilir. Bu tatsız durumu yaşamamak için, dikkatli olmak da fayda var.
Erkekler taklidi yapar mı?
Evet. Ereksiyon olması ille de boşalacağı anlamına gelmez. Hatta belki başı ağrıyordur çok yorgundur ya da havasında değildir. Sadece sizi kırmaktan çekindiği için sizi geri çevirememiştir. Orgazmdansa ı taklit etmeyi tercih edebilir.
sırasında komik sesler mi çıkıyor?
Evet, kimi zaman böyle şeyler olabilir. Hatta gaz kaçırmak bile mümkün. Bunu seksin doğal sürecinin bir parçası olarak kabul edebilirsiniz.
İspanyol seksi nedir?
“French Kiss”ten sonra bu da ne oluyor?” demeyin. Çok özel bir tarafı yok. Normal bir ilişkiden farkı, erkeğin, kadının göğüsleri üzerine boşalması. Her duruma isim takmak ve bir millet patenti vermek isteyenlerin koyduğu öylesine bir isim kısacası.
neden mavileşir?
Yüzüstü pozisyonda, penise daha fazla kan gitmesi, penisin mavileşmesine neden olabilir. Boşalma sonrası ya da ereksiyonun sona ermesi halinde, tekrar gerçek rengine döner. Eğer çok rahatsız oluyorsanız bakmayın. O rahatsız oluyorsa, bir doktora görünsün. En azından içi rahat eder.
Tags: , , , , , , , , , , , ,

Aralık
24
2007
9:26 pm
Tags:
Post Meta :

Vajinismus; vajen (kadın organı) girişindeki kasların istek dışı kasılması ve hiçbir şekilde girişe izin vermemesi durumudur. Kasılmanın kökeninde geçmişte yatan yanlış öğrenmeler, korkular yatar, yaşanılan korku nedeniyle ilişki sırasında kadın vücudunda kilitlenmeler meydana gelmektedir. Bu kasılmalar vajen dılşında bir kadının tüm vücudunda olur , panik yaşayan endişe duyan kadın bacaklarını da sımsıkı kapama eğiliminde olur.

Vajinismus genelde ilk ilişki sırasında ortaya çıkarken, bazı kadınlarda ilk deneyimden sonrada gözlenebilmektedir.

Vajinimus sorunu yaşayan kadınların büyük çoğunluğu doktorlara bile muayene olmaktan çekinirler, muayene sırasında da aynı ilişki sırasında olduğu gibi panik yaşayıp bacaklarını kapatırlar ve ağlama krizleri yaşayabilirler.

Vajinismus sorunu olan kişilerin ilişkiye girmemek için türlü savunma sistemleri olduğunu gözlemleyebiliriz;
” vajinanın çok dar olduğu ve bu sebeple ilişkiye giremiyor olma düşüncesi
” kızlık zarlarının çok kalın olması ve bu sebepten ilişkiye giremiyor olma düşüncesi
isteklerinin olmadığı düşüncesi
dediğimiz gibi bütün bunlar ve daha fazlaları aslında vajinismus hastalarının geliştirdiği bir savunma sistemidir, her insan canının yanacağını düşündüğü , zarar göreceğini düşündüğü yada korktuğu şeyleri yapmaktan çekinir.
Oysa ki tıbbi bazı gerçekler vardır, esnektir ve normal doğumda bir çocuğun başının çıkacağı kadar genişleyebilir, bu genişleme de normalden yaklaşık 10 katlık bir genişlemedir. Bir örnek daha vermek gerekirse; ilişki sırasında penisin boyutuna göre kendisini ayarlayabilir, dışa en yakın kısmı da olabildiğince gevşeyebilir.

Vajinismus sorunu olan kadınlarımızın ilşkiye girememekle birlikte içlerinde türlü duygular oluşabilir;
Sıkıntı, kaygı başlar ve bununla birlikte yeterli olmadığı duygusuyla kendi kendini suçlamaya başlayabilir ve umutsuzluğa karamsarlığa düşebilir. Bu korkunun, gösterilen tepkinin, fazla olduğunu bilmesine , mantıklı düşünebilmesine rağmen çoğu kadın için bu durum, çözülmesi güç bir durumdur. Kadınlar bir iç çatışma yaşamaya başlayabilirler, ben eşimi seviyorum, onu arzuluyorum, ailem ve ben onu tamamen kabul ediyoruz, yasalarca bu durumumuz kabul edilmiş, buna rağmen ben neden eşimle ilişkiye giremiyorum gibi iç karmaşalar ,bunalımlar yaşayabilirler. Bazen de bu sorunlu durumları karşısında; vurdum duymazlık yaşayarak, beni kabul eden böyle de kabul etsin gibi savunma mekanizmaları geliştirerek, rahatlamaya çalışsa da sorun git gide büyür ver hatta evlilikler boşanmayla bile sonlanabilir.

Vajinismus sorunu olan kadınların eşleriyle ilişkileri de çok hassastır. Başlangıçta eşinin bu sorununu olumlu karşılayan beyler, daha sonraları, gergin, öfke veya kırılganlık duygularıyla eşleriyle çatışma yaşayabilirler. Bedensel sağlıkları yerinde olupta ilişkiye girememelerini anlamlandırmakta güçlük çekmeye başlayabilirler,hatta kendilerinde de ereksiyon (sertleşme) sorunu ortaya çıkabilir. Bunların arkasından tahammülü azalan eş aldatma yolunu tercih de edebilir. Bunun yanında, bazen de beyler eşlerinin bu sorununu önemsemeyerek tedavi olmayı reddederler yada tedaviyi sürekli erteleme ihtiyacı duyabilirler, bunu beylerin de sizin gibi kaygıları olabilmesi ihtimaline bağlayabiliriz, onların da penislerinin zarar görebileceği düşüncesiyle ilişkiden korkabilecekleri ve sizlerin de onları anlamanız gerektiği üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. Vajinismus; her iki cinsin de ortak sorunu olarak ele alınmalı ve karşılıklı suçlama olmadan, sorunun çözümüne gidilmelidir.
Vajinismus sorunu olan kadınlar kendilerinin yada etraftan duydukları öğretilerle bu sorunu kendilerince çözme amacında olabilirler. Ben bunlara kötü çözümler hatta çözümsüzlükler diyorum; nedir bu çözümsüzlükler, belki bir çoğunuz bu yolları denediniz: örneğin, anestezi altında ilişkiye girme çabaları, uyutularak vajen kaslarının gevşemesiyle ilşkinin gerçekleştirilmesi… belki çözüme ulaşabilinecek bir yol gibi gözükebilir, fakat kimi kadınlarda bu daha büyük sorunlara yol açabilir, kadın uyanık olduğunda ilişkiden yine korkabilir fakat bu durumda, beyler daha önce anestesi altında ilişkiyi gerçekleştirmiş olan eşe zorlayıcı bir tutum sergileyebilir, böylece kadının korkuları daha da artabilir, bunun yanında kendi kontrolü dışında ilişkiye giren kadın psikolojik olarak olumsuz yönde etkilenebilir. Bir başka kötü yöntem de vajene botox yapılmasıdır, böylece vajen kasının kasılması engellenmektedir, fakat bu yaklaşımda vajinismus hastaları için geçerli olmamaktadır. Üçüncü olarak vajinismus sorunu olan kadınlara antidepresan verilmesidir, bazı antidepresan ilaçların isteği azaltıcı etkileri olduğu göz ardı edilmemelidir, vajinismus sorununa birde isteksizlilik gibi bir sorun daha ilave olmasına neden olabilir. Kas gevşeticiler yada alkol alarak sarhoş olup ilişkiye girme çabalarıda olumsuz sonuçlanabilir. Aslında çok kolay tedavi edilebilen vajinismus işte bu şekildeki yanlış uygulamalarla daha da ilerleyen bir sorun halini alabilir.

Tam olarak nedeni bilinmese de vajinismusun olası nedenlerine baktığımızda ilk sırada; büyüme çağında, genç kızlara öğretilen cinselliğin , ayıp, günah , pis bişey olması öğretilerini görebiliriz, bu tarz katı öğretiler kadınların, aman zarım yırtılmasın güdüsüyle şartlandırıldıkları gerginlikle evlendikleri zamanda işlevini devam ettirecek ve ilişki kuracakları zaman önlerine çıkacaktır. Başka bir neden himen(kızlık zarı) yırtılmasının çok acı vereceği, şakır şakır kanlar akacağı , günlerce oturamayacağı fikirleri , diğer bir neden gerçek anlamda organik (bedensel) sorunu olanlar-vajen darlığı, vaje girişindeki acı veren yara - ve son olarak da, sözel ya da anlamda tacize tecavüze uğramış olmak…

Her ne olursa olsun, vajinismusun nedenleri psikolojiktir ve eğer çiftler destek almaya istekliyse, her zaman tedavi edilebilir…

Vajinismus, ülkemizde ve dünyada bir çok kadının yaşadığı bir sorun olmasına rağmen kadınlar sadece kendilerinin bu sıkıntıyı yaşadıklarını düşünüp bir uzamana başvurmaktan kaçınırlar. Unutulmaması gereken bir husus vardır ki, bir erkekle bir kadın arasında ki temel farklılık üel farklılıktır bununla birlikte bir evlilikte en önemli konulardan birisi de cinselliktir, mutlu ve sağlıklı bir hayat, evliliğinizde zor koşullara toleransınızı arttırmaya yardımcı olur, çiftlerin birbirlerine daha çok bağlanmaları ihtiyacını doğurur.

insanoğlunun temel güdüsü, yemek içmek kadar doğal bir ihtiyaç olduğunu unutmayalım…

Tags: ,

Sonraki Sayfa »
 
| Anastacia - Paid My Dues | | Eurovision Song Contest - Malta: Olivia Lewis - Vertigo | | Şekilli Msn Nickleri | | Google artık DNA uzmanı | | Yalan - Ferhat Göçer | | Kalp Hastalarında Diyet | | Kaşar Peynirli Yumurta | | DELI fikralari.. | | Hitler.. | | Tezek |
Ekle Bunu