Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
12
2008
8:02 pm
Tags:
Post Meta :

Kadir Has Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı ve Jinemed Kadın Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, kadınların cinsel açıdan kendini tanımadığını belirterek, en temel sorunun, ‘Soğukluk, zevk almama ve olamama’ olduğunu söyledi.

Türkiye’de, evli olmalarına rağmen senelerdir ilişkiye girememiş kişiler bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, “Bu yüzden çocuk sahibi olamamak ve toplumdan uzaklaşmak, depresyona girmek gibi sorunlarla karşılaşıyoruz” dedi. Normal doğum yapan kadınların yüzde 40′ının idrar, yüzde 20’sinin de gaz ve dışkı kaçağı sorunu yaşadığını kaydeden Prof. Çamlıbel, “İnanılması güç ama, çocuk beziyle gezen kadınlar bile var. Artık çok küçük bir ameliyatla bu sorunu çözüme kavuşturabiliyoruz” diye konuştu. Prof. Çamlıbel, sadece cinsellikle geçen genital siğillerin de zamanında müdahale edilmemesi halinde rahim ağzı kanserine yol açabileceği uyarısında bulunurken, menopozdaki kadınlara yılda bir smear testi yapılması ve mammagrofi çekilmesi gereğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de erkekler kadınları çok iyi tanımadığı için, kadınların kendilerini tanımalarının biraz zor olduğunu ifade ederek, “Tabii bu, bizim çok ekmek yememiz gereken bir konu. Bu konuda çok fazla uzman da yok, bilgi de yok, bilgilendirme de yok. Bize çok sık gelen bir şikayet bu. Genellikle hastalarla sohbette tesadüfen bunu öğreniyoruz. Hastalarımızın büyük bölümünde konusunda olumlu yanıt alamıyorum” diye konuştu.
En temel sorunun, ‘Soğukluk, zevk almama ve olamama’ olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çamlıbel, “‘Hiç canım istemiyor. Eşimle bu yüzden tartışıyoruz. Bana birşey sormasa ben iki sene böyle otururum evde’ diyen kadınlar o kadar çok ki, inanılmaz” dedi.

“CİNSELLİK, ZEMBİLLE GELMİYOR”
Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, cinselliği, ‘jimnastik’ olarak nitelendirerek, “Zevk almak için düzenli yapmak lazım. Oturduğunuz yerden gökten zembille gelmiyor bu. Siz düşüneceksiniz, siz yapacaksınız. Vücudunuzu tanıyacaksınız. Karşınızdakine de bunu gösterecek ve uygulayacaksınız” diye konuştu.

Bu konudaki hayretini, “Türkiye’de öyle vahim durumlar var ki” sözleriyle ifade eden Prof. Dr. Çamlıbel, evlenmelerine rağmen senelerdir ilişkiye girememiş kişiler bulunduğunu anlattı. Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, şöyle dedi:

“Bu yüzden çocuk sahibi olamamak ve toplumdan uzaklaşmak, ailelerden uzaklaşmak, depresyona girmek gibi sorunlarla karşılaşıyoruz. Türk kadınının ve Türk erkeğinin bu konuda katetmesi gereken çok yol var. Bu kişiler bize geldiklerinde, açıkçası çok fazla katkıda bulunamıyoruz. Ama cinsel fonksiyon bozuklukları uzmanı da Türkiye’de maalesef çok yok.”

İDRAR VE GAZ KAÇIRMA SORUNU
Kadir Has Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı ve Jinemed Kadın Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, normal doğumdan sonra idrar kaçağının yüzde 40′lara vardığına, gaz ve dışkı kaçağının ise yüzde 20 oranında olduğuna dikkat çekerek, “Ve bu durum kalıcı. Yani mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Ancak bu durum, genellikle kadınlar tarafından saklanıyor. Hasta ne kocasına, ne çocuğuna, ne de bir akrabasına durumunu anlatıyor. Biz bile çoğu zaman tesadüfen öğreniyoruz. Bunu söylememe nedenlerinin başında ‘utanma’ geliyor. Nasıl olsa bu, doğumdan sonra kendinde kalan bir durum olarak kadın tarafından kabul ediliyor ve benimseniyor. İnanılması güç ama, çocuk beziyle gezen kadınlar bile var. Artık çok küçük bir ameliyatla bu sorunu çözüme kavuşturabiliyoruz. Bazen ameliyat, bazen ilaç, bazen de sporla bu durum tedavi edilebiliyor” diye konuştu.

Türkiye’de genellikle kadınların hamile kaldıktan sonra doktora geldiğini belirten Prof. Dr. Çamlıbel, “Oysa hamile kalınmadan birkaç ay önce gelinmeli ki, bazı testler yapılsın. Beklenmedik şeker hastalıkları, beklenmedik kromozom hastalıklarına karşı önlem alınabilsin” dedi.

KIZ ÇOCUKLARI DA DOKTORA GÖTÜRÜLMELİ
Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, kız çocuklarının genç kızlığa geçiş dönemlerinde bir kez mutlaka doktora -xxx–xxx–xxx-ürülmeleri gerektiğini de kaydederek, “Karından yapılan ultrasonla yumurtalıkta, rahimde herşey yolunda mı diye bakıyoruz. Büyüme anormallikleri, göğüs gelişim sorunları, kısa kalma, çok uzun olma gibi genç kızları çok etkileyen olaylarla ilgili bir yönlendirme şansımız oluyor. Adet gördükten sonra kızlar 5-6 santim uzuyor. Adeti geciktirebilirsek eğer, bazı kişilerin ailesine veya çevresine göre, çok kısa kalmasını önleyebiliyoruz. Ayrıca sivilcelenme, tüy çıkması, kilo gibi sorunlar da bu check up’la gideriliyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Çamlıbel, kadınların, ergenlik çağlarından ölünceye kadar check up programlarına gitmelerinde fayda olduğunu ifade ederek, “Üreme organlarında riski vardır. Özellikle meme kanseri çok yaygın. Her 7 kadından biri hayatı süresince meme kanseri olacaktır diye kabul ediyoruz. Ama mammografi denilen süper bir alet var. Her kadın, 35 yaşından sonra 2 yılda bir mammografi çektirmelidir. 50 yaşından sonra yılda bir. Smear testi dediğimiz, hem rahim hem de rahim ağzı kanseri için erken uyarı sistemidir. Senede bir kez yapılması gerekir. Yumurtaln ‘jimnastik’ olarak nitelendirerek, “Zevk almak için düzenlık kanseri kadınlarda biraz daha seyrek görülmektedir, ama çok kötü sonuçları oluşmaktadır. Hemen öldürebilen bir ve maalesef onun erken tanısı yok. Tek çözüm, doktora 6 ayda bir gitmekten geçiyor” ifadelerini kullandı.

MENOPOZDA RİSKİ
Jinemed Kadın Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, menopozun yaklaşık 45′li yaşlardan sonra başlayan ve 50′li yaşlarda biten bir adet dönemi düzensizliğinin son noktası olarak görülebildiğini vurgulayarak, “Yumurtalıklarda yumurta üretimi artık duruyor ve östorojen seviyesi sıfırlıyor. Bu, geriye dönüşü olmayan bir olay. Menopozdaki kadınlara yılda bir smear testi yapılması gerekir. Çünkü riski biraz yükseliyor. Özellikle de meme kanseri. Mutlaka mammagrofi çekilmesi gerekiyor. Kalın bağırsak kanseri 50′li yaşlardan sonra iki numaraya yükseliyor. Mutlaka 5 yılda bir kalın bağırsağa bakılması gerekiyor” diye konuştu.

Kendilerine gelen hastaların yakınmalarına göre, şu anda İstanbul’da cinsellikle geçen en önemli ve yaygın hastalığın, “HPV virüsü” denilen, siğil virüsü olarak adlandırılan ve rahim ağzı kanserine yol açabilen bir hastalık olduğunu bildiren Prof. Dr. Çamlıbel, “Buna zamanında müdahale edilmesi gerekiyor ki rahim ağzı kanserine yol açmasın” dedi.

Genital siğillerin sadece cinsellikle geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, “Kaşınır, kızarır ve ele gelir. Siğil oluşan kişiler bunları hisseder. Bunlar bir-iki tane olarak başlayıp çoğalabiliyor. Elma kadar, hatta karnabahar kadar büyüyenleri olabiliyor. yoluyla geçtiği için mutlaka partnerin de muayene ve tedavi olması gerekiyor” diye konuştu.

Tags: , , , , , ,

Aralık
23
2007
12:42 pm
Tags:
Post Meta :

KADIN ÜREME ORGANLARI

HAZNE (VAJİNA):
Dış üreme organları ile rahim arasında uzanan bir kanaldır.
Görevleri: Cinsel birleşme bu kanalda gerçekleşir.
· Adet kanaması bu kana yolu ile dışarı atılır,
· Bu kanal aynı zamanda doğum yoludur.

RAHİM (UTERUS)
Büyüklük ve şekil olarak armuda benzeyen bir organdır. İdrar torbasının arkasında barsağın son kısmının (rektum) önünde yerleşmiştir. İç kısmı endometriyum olarak adlandırılan bir tabaka ile döşenmiştir. Her adet döneminde yeniden hazırlanır ve adet kanaması ile dışarı atılır. Embryo rahim içinde bu tabakada gelişir ve bu tabaka gebeliğe yataklık yapar.

Görevleri:
· 38-40 hafta boyunca bebeğin büyümesi ve gelişmesini sağlayan bir organdır.
· Doğum eylemi sırasında kasılarak bebeğin ve eşinin (Plasenta) doğmasını sağlar.
· Her adet döneminde gelişen endometriyum tabakası dökülerek adet kanamasının olmasını sağlar.

RAHİM KANALLARI (FALLOP TÜP’LERİ):
Rahmin her iki üst yanından yumurtalıklara doğru uzanan çok ince tüplerdir.
Görevleri:
· Yumurtalıklardan atılan yumurta hücresini alarak rahime doğru naklini sağlar.
· Tüp içinde seyahat eden yumurta hücresi eğer bir erkek tohum hücresi ile karşılaşırsa döllenme gerçekleşir, yani sperm ile yumurtanın karşılaşmasını sağlar, döllenme burada gerçekleşir.

YUMURTALIKLAR (OVEKLEK):
Tüplerin karın boşluğuna açılan uçlarının bittiği bölgede, karın arka yan duvarına bağlı olarak yer alırlar. Rahim kanalları yumurtanın atılacağı zaman, yumurtalıklar üzerine huni gibi kapanırlar. Şekil olarak bademe benzerler.
Görevleri:
· Her ay olgun bir yumurta hücresi üretirler.
· Hormon salgılarlar. Bu hormonlar iki önemli kadınlık hormonu olan östrojen ve progesterondur. Tüm hayat boyunca etkileri süren hormonlar, üreme organlarının gelişmeleri için önemlidir. Östrojen ve progesteron hormonları endometriyum tabakasını her ay yeni bir gebelik için hazırlarlar.

ÖSTKOJEN:
Adet kanamasından itibaren salgılanmaya başlar. Yumurtlama zamanında en yüksek düzeye ulaşır.

· Rahmin, tüplerin, vajenin ve dış üreme organlarının ergenlik döneminde gelişmesini sağlar.
· Tüplerin hareketini arttırarak yumurtaların rahime taşınmasını sağlar.
· Rahmin iç tabakasının (endometriyum) kalınlaşmasını ve olası bir gebeliğe karşı hazırlanmasını sağlar.
· Rahim kaslarının kasılmasını sağlar:

PROGESTERON:
Yumurtlama olduktan sonra daha fazla miktarda salgılanmaya başlar.
· Gebelikte endometriyum tabakasının yıkılmasını önleyerek gebeliğin devamını sağlar.
· Vücut ısısını yarım derece yükseltir.
· Rahim kaslarının gevşemesini sağlar.
· Yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının kandaki miktarları, beyinde yer alan ve hipofiz adı verilen bir salgı bezi tarafından kontrol edilir. Hipofizden salgılanan östrojen ve progesteronu etkileyen hormonların kısaltılmış isimleri; FSH ve LH’ dır.

FSH (folikül uyarıcı hormon)
Her ay yumurtalıklardan, içinde yumurta hücresini de barındıran bir folikülün, yumurtlama yapabilecek bir kapasiteye kadar gelişmesini sağlar, Gelişen bu yumurta hücresi östrojen hormonu salgılar. Östrojenin kanda yükselmesi FSH’nin düşmesine neden olur.

LH ( Luteinize edici hormon )
FSH ile birlikte yumurtlamayı sağlar. Yumurtlamadan hemen önceki günde LH salgısı artar. Progesteronun kanda yükselmesi LH’nin düşmesine neden olur.

ERKEK ÜREME ORGANLARI

1. İdrar torbası
2. Meni kesecikleri
3. Prostat
4. İdrar yolu
5. Sperm kanalları
6. Epididimis
7. Erkek yumurtalıkları (testisler)

ERKEK YUMURTALIKLARI (TESTİSLER):
Torbalarının içinde sağda ve solda yerleşmiş olarak bulunur. Görevleri;
· Erkek tohum hücrelerini (sperm) üretmek.
· Erkeklik hormonu (testosteron) salgılamak.

TESTİS TORBALARI (SKROTUM):
Testisleri saran deri torbadır.
Görevleri:
· Testislerin 35,5-36 derece sıcaklıkta muhafaza edilmesini sağlar, çünkü erkek yumurtalıkları spermi ancak bu sıcaklıkta üretir. Oysa vücut sıcaklığı 37 derecedir, bu nedenle erkeklerde yumurtalıklar kadınlardan farklı olarak torba içinde vücut dışına alınmıştır.

EPİDİDİMİS:
Testislerde üretilen tohum hücrelerinin, tohum kanallarına
ulaşmadan önce toplandıkları yerdir.
Görevleri:
· Erkek tohum hücrelerinin olgunlaşmak için kısa bir süre beklemelerini sağlar

TOHUM KANALLARI (SPERM KANALLARI):
Erkek tohum hücrelerini testislerden çıktıktan sonra meni keseciğine ulaşmak için geçtikleri kanaldır.
Görevleri:
· Erkek tohum hücrelerini taşımada aracı bir yoldur.

MENİ KESECİKLERİ ( VESİKA SEMİNALİB):
İdrar torbası ile rektum arasında bulunan kese şeklindeki bir yapıdır.
Görevleri:
· Dışarıya atılmadan önce erkek tohum hücrelerini içinde muhafaza eder.
· Boşalma anında atılan sıvının (meni) bir kısmını üretir.
· Salgıladığı sıvı ile erkek tohum hücrelerinin beslenmesi ve hareketini sağlar.

PROSTTAT:
İdrar torbasının hemen altında yer alan ceviz büyüklüğünde bir organdır.
Görevleri:
· Alkalen (asit olmayan) bir sıvı salgılayarak spermlerin asidik ortam olan vajende yaşamalarını sağlar.
· Adale kasılmaları ile erkek tohum hücrelerinin hızla dışarı atılmasını sağlar.

PENİS:
Erkekte dış üreme organıdır.
Görevleri:
· Cinsel birleşme sırasında spermlerin hazneye atılmasını sağlar.
· İdrar yolu da penis aracılığı ile dışarı açılır.

Tags: ,

Aralık
11
2007
9:58 pm
Tags:
Post Meta :

Erkek cinsel organları penisten (ka­mış) ve skrotum adı verilen deriden bir torba içinde yer alan iki testisten (erbezleri, hayalar) oluşur. Cinsel uyarılma sırasında penis sertleşerek kadının vajinasına girme olanağı sağlar. Testisler de erkek cinsel hor­monu olan testesteronu ve kadında üretilen yumurta hücresini (ovum) dölleyecek spermleri üretir.

Penis
Penisin gövdesinde süngersi doku­dan oluşan üç uzun tüp vardır. Üst­te yer alan iki tüp birbirinin aynıdır ve kavernöz (kovucuklu) cisim (korpus kavernozum) adı verilir. Sünger­si cisim (korpus spongiozum) adı verilen alttaki tüpün içinde üretra denilen, idrarın ve meninin (semen) geçtiği kanal vardır.

Süngersi doku penisin ucunda genişleyerek, glans adı verilen man­tara benzer bir penis başı oluşturur.

Genital Bölgede Çıkan Herpes (Uçuk) Nedir?

Dış üreme organlarında görülen uçuktur. Bulaşma yoluyla vücuda geçer. Genital bölgenin uçuk vürusu bulunan bir kimseyle teması sonucu bulaşır. Genellikle cinsel temas sonrasında oluşur.

Genital bölgede yanma, ağrı, idrar yaparken ağrı duyma, ağrılı cinsel ilişki, akıntı, ateş yükselmesi ve lenf bezlerinde şişme görülebilir.

Hastalık bir geçirildikten sonra zaman zaman vücudun direncinin düşmesine bağlı olarak tekrarlama (nüksleri) görülebilir.

Lezyonları çok tipiktir. Başlangıçta içi su dolu toplu iğne başı büyüklüğünde çıkıntılar oluşur. Bunlar son derece ağrılıdır. Bir süre sonra üzerindeki epitel dökülür, kızarık küçük yaralar halini alır. Tek tek veya birkaç tanesi bir arada bulunabilir.

Akıntı bol mikterde gri beyaz şeffaf bir sıvı haline gelir.

Herpes enfeksiyonu özellikle gebelikte önemlidir. Akut herpes enfeksiyonu veya herpes nükslerinde lezyon mevcudiyetinde doğum kanallarından geçerken bebeğin herpes enfeksiyonu ile kontamine olması nedeniyle doğumdan sonra bebeğin boğazında enfeksiyon olması mümkündür. Bu nedenle bu durumda sezeryenle doğum ilk tercih edilecek yöntemdir.

Genital uçuk tedavisinde kremler ve ağızdan alınan haplar kullanılır. Lezyonların üzerine sürülen kremler ağrıyı hafifletip rahatsızlık hissini azaltır. Ağızdan alınan haplar da semptomları azaltıp enfelksiyonun çabuk iyileşmesini sağlar. Fakat ne haplar ne de lokal kullanılan kremler hastalığın tam iyileşmesini bağlamaz.

Aynı şekilde ilk geçirilen enfeksiyon sırasında yapılan tedavi daha sonraki nüksleri önlemez. Vücut direncinin düşmesiyle tekrar alevlenir.

Bulaşmayı önlemek için lezyonların ortaya çıktığı dönemde ilişkide bulunmamak, temizlik ve hijyen kurallarına dikkat edilmeli, vücud direncini yükseltmek için beslenme ve vitamin almaya dikkat etmeli ve semptomları hafifletici ilaçlar alınmalıdır.

Penis başını sünnet derisi denilen gevşek bir deri kıvrımı örter. Sünnet edilen erkeklerde bu deri kıvrımı alı­nır. Penisin başıyla gövdesi arasında hafif bir oluk vardır. Sünnet derisi in­ce bir deri kıvrımıyla penisin altın­dan penis başına bağlanır. Ergenlik çağının sonlarında ve erişkinlik çağınının başlangıcında penis başının kökünde küçük noktalardan oluşan bir halka görünebilir. İnciye benze­yen bu kabarcıkların genital siğil ol­duğunu sanan gençler endişelenebi­lir, oysa bunlar zararsız doğal kabar­tılardır.

Penisin kökünde sırasın­da ritmik olarak kasılan ve penisin sertleşmesinde de rol oynayan kas­lar bulunmaktadır.

Testisler
Dilimizde erbezi ya da haya adıyla anılan testisler erkek bebeğin kar­nında büyür ve gebeliğin sonlarına doğru ilerleyerek torbalara (skrotum) iner. Bazen bu gerçekleşmez ve çocukluk çağında küçük bir ame­liyatla testislerin skrotuma inmesini sağlama zorunluluğu doğar.

Testislerde iki tür hücre vardır; biri erkek cinsel hormonu testesteronu, diğeri ise spermleri üretir. Spermler testislerden, bükülmüş tüplerden oluşan ve testislerin arka ucunun üzerine külah gibi yerleşen epididimlere geçer. Buradan da sperm kanalı (vas deferens) adı veri­len bir başka tüpe geçer. Erkekte kı­sırlaştırma ameliyatı olan vazekto-mide bu tüp kesilir ve bağlanır.

Sperm kanalı idrar kesesinin ar­kasında biraz genişleyerek spermin depolanacağı bir alan oluşturur. Bu­rada sperm kanalına meni keseleri (seminal kesecikler) adı verilen iki küçük bez açılır. Bu bezlerin salgıla­dığı meni sıvısı (seminal sıvı) sperm­lerle ve prostat sıvısıyla birleşerek sırasında oluşturur. Bu alana açılan başka bazı bezler de vardır ve bunlar cinsel uyarılma sırasında bazen erken bo­şaltılan saydam bir sıvı üretir; bu sı­vıda gebeliğe yol açacak kadar sperm bulunabilir.

Bundan sonra sperm kanalı idrar kesesinin altındaki prostatın içine gi­rerek burada idrar yoluyla (üretra) birleşir. Hem idrarı, hem de meniyi taşıyan üretra penisin içinden geçe­rek dışarı açılır.

Testisleri destekleyen iki kas vardır. Bunlardan dartos kası torba­ların büzülmesini ya da gevşemesi­ni sağlar, kremaster kası (aşıcı kas) da kasılarak testisleri yukarı çeker. Bazen genç erkeklerde bu kas aşırı çalışabilir ve cinsel uyarılma ve bo­şalma sırasında testislerde ve kasık­larda ağrıya neden olur. Bu durum­da tedavi olarak bazen sıcak bir kü­vette mastürbasyonla boşalma önerilir.

İktidarsızlık, Erkeklerin Kabusu

Cinsel sağlık, kişinin genel fiziki ve duygusal sağlığının önemli parçası. Halk arasında ‘iktidarsızlık’ olarak bilinen sertleşme sorunu, cinsel sağlığı etkileyen tıbbi durumlardan sıkça görülen bir tanesi. Günümüzde sertleşme sorununun ‘İlaç, ameliyat, protez penis takılması ve psikoterapi’ gibi bir çok tedavi yöntemi mevcut.

Uzmanların belirttiğine göre, 3 ayı aşkın süre bir insanın cinsellikle ilgili arzu duyup ilişkiye girmek için yeterince sertleşme elde edememesi durumuna ’sertleşme sorunu’ adı veriliyor. Bu sorunda, organik sebeplerle birlikte psikolojik sebepler de etkili oluyor. Sertleşme sorunu, yaşın ilerlemesinin yanı sıra yüksek kolesterol düzeyi, koroner arter, yüksek tansiyon ve şeker hastalıkları gibi bir dizi rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkıyor.

Sertleşme sorunu olan vakaların çoğunluğu (yüzde 75), psikolojik değil fiziki kökenli. Damar sorunları, ereksiyon bozukluğunun en sık rastlanan sebebi. Ereksiyon bozukluğuna yol açan organik sebepler ise şunlar: Penisin kan dolaşımında görülen bozukluk, sinir iletimindeki aksaklık ve kan hormon düzeyinde meydana gelen değişiklik. Sertleşme sorununun psikolojik sebepleri ise şöyle sıralanıyor: Stres, evlilik sorunları, depresyon, cinsel başarısızlık korkusu ve cinsel bilgisizlik.
İlaç yan etkisi olarak, hali hazırdaki tedavilerden 200 tanesi bazı vakalarda ereksiyon bozukluğuna sebep olabiliyor. Bunların başında yüksek tansiyon ilaçları, antipsikotikler, antidepresanlar, H2 blokerler ve arterleri daraltan belli başlı sakinleştiriciler/damar sertliği yer alıyor. Bütün şeker hastası erkeklerin yüzde 35′inden fazlasında ereksiyon bozukluğu görülüyor.

Milyonlarca erkeğin mustarip olduğu ereksiyon bozukluğunun, şeker ve kalp-damar hastalıklarının, prostat kanserinin, alkol veya uyuşturucu alışkanlığının ilk tanınabilir semptomu olabileceğine dikkat çekiliyor.

Uzmanlar, ereksiyon bozukluğu bir kere tespit edildikten sonra (libido eksikliği, erken boşalma vb.nin tersine), çeşitli muayeneler ve testlerle sorunun gerçek sebebinin, yani psikolojik kökenli mi yoksa organik/fiziki kökenli mi olduğunun bulunabileceğini ifade ederek, doğru tedavi yapabilmek için önce doğru teşhis koymak gerektiğini kaydediyor.

Uzmanlar, sorunun sebebine ve derecesine bağlı olarak mevcut tedavileri şöyle bildiriyor: İntrakavernosal enjeksiyonlar gibi ilaç tedavileri, ağız yoluyla tedavi, sistemik ilaç tedavisi (testosteron), arter ve toplardamar ameliyatları, protez penis takılması, vakum-sıkma araçları ve psikoterapi.

Erkekte Kanalların Bağlanması (VAZEKTOMİ) Nedir?

NEDİR?
Vazektomi erkeklerin kullanabileceği, basit, güvenli, geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.
Döllenmeye yapan erkek tohum hücrelerinin geçtiği kanalların bağlanıp kesilmesidir.
Cinsel ilişkiyi etkilemez.

NE DEĞİLDİR?
Vazektomi hadım etmek değildir.

Kanallar bağlandıktan sonra erkeğin görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik olmaz.

NASIL YAPILIR?
Vazektomi hayaların üzerindeki deri uyuşturularak yapılan basit bir cerrahi işlemdir. Deriden açılan küçük bir delikten girilerek erkek tohum hücrelerini taşıyan kanallar bağlanır ve kesilir. İşlem 10-15 dakika sürer. Deride hiç iz kalmaz. İşlem yapıldıktan sonra hemen eve veya iş yerine dönülebilir.

NASIL ETKİLİ OLUR?
Vazektomi işlerinde kanallar bağlanıp kesildiği için hayalarda (testislerde) oluşan erkek tohum hücreleri (spermler) cinsel ilişkide boşalan sıvıya (meniye) geçemez ve kadının yumurtasını dölleyemez.

NE ZAMAN KORUMAYA BAŞLAR?
Vazektomi işleminden sonraki ilk 20 boşalmada meni içinde hala erkek tohum hücresi olacağı için bu sürede başka bir aile planlaması yöntemiyle (kılıf gibi) korunmak gerekir. Yirmi boşalmadan sonra mümkünse vazektomi uygulayan klinikte erkek tohum hücresi sayımı yaptırmak gerekir. Sayımda erkek tohum hücresi görünmüyorsa artık başka bir ek yöntemle korunmaya gerek yoktur.

KİMLER İÇİN UYGUNDUR?
Kesinlikle daha fazla çocuk istemeyenler
Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler

KARAR NASIL VERİLMELİDİR?
Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemi olduğundan ileri pişmanlık duyulmaması için işlemden önce danışmanlık hizmeti mutlaka alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır.

DAHA FAZLA BİLGİ NERELERDE ALINABİLİR?
Sağlık Bakanlığı
Doğumevleri ve Devlet Hastanelerinin Aile Planlaması Klinikleri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri ve Üroloji Klinikleri

Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri
Sağlık Ocakları
Sağlık Evleri

Sosyal Sigortalar Kurumu
SSK Doğumevleri ve Hastanelerinin Aile Planlaması Klinikleri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri ve Üroloji Klinikleri

Üniversite Hastaneleri
Aile Planlaması Klinikleri, Kadın Hastalıkları, Doğum Klinikleri ve Üroloji Klinikleri

Tags: , , , , ,

 
| Sigara | | Pinhani - Sırası Değil | | TÜRKCELL SÜPER LİG 10.HAFTA PUAN DURUMU | | Müjde - Bengü | | Gerçek Fakirlik.. | | Visneli Toplar - Oktay Usta | | Meme Kanseri | | Yazılarınız Karikatür Olsun | | e-Bay Çin’i ikinci kez deniyor | | Kaza anında yapılması gerekenler |
Ekle Bunu