Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
15
2008
7:38 pm
Tags:
Post Meta :

düşünceler, cinsellikle ilgili bütün konulara derin bir il­gi, vücutla ilgili yoğun endişe­ler, davranışlar konusunda kafa karı­şıklığı (başkalarının davranışlarıyla karşılaştırma) ve anne-babanın uyarı­larıyla vücudun dürtüleri arasında köşeye sıkışmışlık duygusu: ergenlik çağında çok heyecan verici olabileceği gibi, erişkinlerdeki gibi suçluluk, kaygı ve karmaşık sorunlar­la da dolu olabilir. Bununla birlikte, cinselliğin istenmeyen sonuçları olan enfeksiyonların ve gebeliğin ergen üzerindeki etkileri erişkinde-kinden çok daha hırpalayıcıdır.

Günümüzde gençler anne-babalarının gençlik dönemleriyle karşılaş­tırıldığında daha özgürmüş gibi gö­rünüyor, ama olarak kendileri­ni kanıtlamaya zorlayan çevre baskı­sı ergenliği daha da sersemletici bir deneyime dönüştürüyor. Günümüz­de ergenler arasında ilk dene­yim yaşı giderek düşüyor ve isten­meyen gebelik oranı artıyor. İngiltere’de ergenlerde gebelik oranı yak­laşık 100 000 iken, yakın zamanda yapılan bir araştırma erkeklerin %50’sinin, kadınların ise üçte ikisi­nin ilişkiye çok erken başladı­ğı inancında olduğunu gösteriyor.

Birçok ergen ilişki için he­nüz çok erken olduğunu düşünebi­lir; ancak kafaları mastürbasyon, âdet kanamaları, gece boşalmaları ve kendi yönelimlerine ilişkin sorunlarla meşguldür. Ergenin çev­resindeki erişkinler de bazen birbi­riyle çelişen tavsiyelerde bulunarak, ergenin kafasının daha da karışması­na neden olabiliyor. Türkiye’de er­genlik çağındaki gençlerin bütün bu konularda güvenilir kaynaklardan önyargısız ve açık yanıtlar elde etme olanakları son derece sınırlı olmakla birlikte, son yıllarda bu doğrultuda bazı adımlar atılmaya başlandı.

MASTÜRBASYON
Kendi kendini tatmin ya da mastür­basyon (kişinin haz almak ve orgaz­ma ulaşmak amacıyla kendi organlarını okşaması) ergenlik ça­ğındaki erkek çocuklarda doğal sayı­lıp, geniş kabul görüyor, ama ergen­lik çağındaki çok sayıda genç kız da mastürbasyon yapıyor ve erişkinlik çağında da buna devam ediyor. Er­genlerde mastürbasyon haz-ları ve boşalmayı kendi başına gü­venli bir yoldan keşfetmeye olanak veren yararlı bir yöntemdir ve sonra­ki aktivitelerde ön sevişme sı­rasında kişinin nelerden hoşlandığını anlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin orgazma ulaşabileceğini gös­termeye de yardım eder.

Erkekler elleriyle ya da bir yüzeye (örneğin yatağa) dayanarak penisin gövdesini ve başını ovuşturma yo­luyla mastürbasyon yapar. Kızlar art arda hafif hareketlerle klitorisi uyara-bilir ve ile göğüslerini okşayabilirler. Mastürbasyonda “normal” kabul edilebilecek bir sıklık yoktur; bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada bir ya da daha seyrek mastürbasyon yapabilir. Ayrıca mas­türbasyon yapmak istememek de son derece normaldir.

Geçmişte mastürbasyonun doğal olmadığı, hatta zararlı olabileceği, insanın kör olmasına yol açabileceği düşünülürdü. Oysa günümüzde en güvenli olarak değerlendiriliyor ve birçok erişkinin yaşam boyu uy­guladıkları son derece normal bir davranış olarak kabul ediliyor.

EŞCİNSEL DUYGULAR
Ergenlik çağı genellikle duyguların çok yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde tutkulu arkadaşlıklar geliştirilir ve her iki cinsten hayran olunan kişilere karşı derin duygular beslenebilir. Ergenlerin çoğu kendi cinsinden bazı kişilere bağlanır ve eş mi (homoseksüel, aynı cin­se ilgi duyan), yoksa heteroseksüel mi (karşı cinse ilgi duyan) oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabi­lir. Ergenler kendi cinslerinden kişi­lerle çeşitli deneyimler de ya­şayabilir. Bütün bunlar son derece normaldir ve kişinin kendi cinselliği­ni keşfetmesinin bir parçasıdır.

duygular ve deneyimler yaşayan birçok kişi daha sonra hete-roseksüel ilişkilere girer. Diğer bazı­ları kendi cinslerinden kişilere karşı güçlü duyguları olduğunu hisseder ve bu tercihi yaşam boyu sürdürür. Bazı kişiler de, tek bir kişiyle kalıcı bir ilişki sürdürebilmelerine karşın, her iki cinse de ilgi duyabilir. Her iki cinsiyetten kişiyle ilişkisi olan kişiler kendilerini “biseksüel” olarak adlan­dırabilir.

Toplumların çoğunda aileye önem verilip heteroseksüel ilişkiler normal kabul edilirken, homoseksüel ilişkiler anormal, günah ya da sapkın­lık sayılır. Dolayısıyla heteroseksüel dünyaya uyum yapma baskısı çok kuvvetlidir. Oysa gerçekte insanların çoğu için geniş bir yelpaze­dir; kişi karşı cinsle ilişkiyi ter­cih edebilir, ama bazı koşullarda aynı cinsten kişilere de ilgi duyabilir ya da bunun tam tersi yaşanabilir.

Eşcinsellerin çoğu çok küçük yaşlardan başlayarak kendilerinin “gay” olduklarını bildiklerini söylü­yor. Cinselliği konusunda kişinin ka­fası karışıksa, kendisine zaman tanı­yarak bu konuyu dikkatle irdelemesi gerekir. Bazı kişiler kendi cinsellikle­rini reddederek evlenmeye ve ço­cuk sahibi olmaya kadar gidiyor, ama bu çoğu zaman daha büyük bir mutsuzluğa neden oluyor. Gerçi eş­ yaşam birçok soruna ve çatış­maya yol açabilir, ama bu konuda dürüst olmak daha iyi olabilir.

OYNAŞMA
konusuna merak duymak ve bazı şeyleri denemek normaldir. Gençlerin çoğu cinselliği dudaktan öpüşerek, dilleriyle öpüşerek, bazen de elbiselerinin üzerinden birbirleri­nin vücuduna dokunarak dener. Öte yandan, kişiler bazen elbiselerini çı­kararak da birbirlerinin vücudunu okşayabilir ve birbirlerine mastür­basyon yapabilir. Bunlar bir­leşme öncesindeki “ön sevişmeye” benzer ve sonunda birleş­meyle sonuçlanabilir.

Dolayısıyla, denemelerin hazzına varmak istiyorsanız başlangıçtan iti­baren her iki eşin nereye kadar git­meye hazır olduğunu belirlemekte yarar vardır. Ne kadar “kendinden geçerse geçsin” hiç kimsenin diğeri­ni oynaşma ya da öpüşmeyi bir adım ileri götürme konusunda zor­lamaya hakkı yoktur. Oynaşma cin­sel birleşmeye götürüyorsa, gebeli­ğin ve enfeksiyonların önlenmesi için prezervatif kullanma konusu ele alınmalıdır . Ayrıca oynaşma sırasında meninin vajinanın yakınına boşalma-ması gerektiği gözden kaçırılmama­lıdır; bu durumda birleşme ol­madan da gebe kalmak mümkün­dür. Dahası, eşlerden birinin organına dokunduktan sonra öteki­nin organlarına dokunan par­maklarla enfeksiyon bulaşabilir. En­feksiyonları önlemek için derideki ya da parmaklardaki kesikler su geçir­meyen plastikle kapatılmalıdır; er­kek ve kadın prezervatifi de kullanılabilir. Oral seksin güvenli olması için çeşitli tatlarda prezervatifler sa­tılmaktadır.

Oynaşmanın sınırları konusunda her iki eş de aynı görüşteyse, bu yöntem birleşmenin doğura­bileceği sorunlar olmaksızın ­likten zevk almanın çok hoş ve ol­dukça güvenli bir yolu sayılabilir.

İLK CİNSEL BİRLEŞME
İlk birleşme, erişkinler dünya­sına adım atmada önemli bir geçiş töreni olarak görülür. Üzerinde doğ­ru dürüst düşünmeden hızla bu adı­mı atmak kolaydır. Yeni bir durum söz konusu olduğu için, deneyimli iki kişi arasında bile ilk ilişkide çoğu zaman birçok beceriksizlik ya­şanır. Her iki eş de deneyimsizse, durum daha da güç olabilir; eşlerin ikisi de çekingen, sinirli ve endişeli lacaktır.

Dolayısıyla, kişilerin za­man ayırarak önce birbirlerini tanı­maları ve birbirlerinin vücutlarına alışmalarında yarar vardır. Daha da önemlisi, prezervatif kullanılması konusu ve gebeliği önleyici yön­temler önceden ele alınmalıdır. Gençlerin %70-80′i ilk birleş­mede prezervatif kullandığını belirti­yor. Gençlerde doğurganlık yüksek olduğu için, kadının istenmeyen ge­beliği önleyici (kontraseptif) hap kullanması, erkeğin de enfeksiyon­ları önlemek için prezervatif kullan­ması akla uygun olabilir (aşağıya, Gebeliği önleyici yöntemler bölü­müne bakınız).

GEBELİK,GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER VE CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
ilişki gebeliğe, yolla bulaşan enfeksiyonlara ya da her iki­sine birden yol açabilir. Bunların iki­sinin de olmaması için her iki eşin de eşit sorumluluk yüklenmesi, is­tenmeyen bir gebelik olursa bu so­runun üstesinden gelmede eşit rol almaları gerekir. Bu gibi konularda, medikososyal merkezlerine, AÇSAP merkezlerine, ocaklarına ve hastanelerin ilgili birimlerine (aile hekimi, jinekoloji, üroloji) başvurula­bilir. Telefonla danışmanlık hizmet­leri veren merkezler de vardır. Bu gibi merkezlerde çalışan doktorlar sır saklamakla yükümlüdür.

Gebeliği önleyici haplar (kontraseptif haplar) doktorun önerisiyle kullanılmalıdır. Gerektiği gibi uygu­lanırsa gebeliği önleyici etkisi güçlü­dür. Ama yolla bulaşan hasta­lıklara karşı önlem alabilmek için da­ima prezervatif de kullanılmalıdır. Prezervatifler HIV (AİDS), belsoğukluğu, klamidya ve trikomonyaz gibi enfeksiyonlara karşı iyi bir korunma sağlar, ama organlarla temastan önce takılmalıdır. Genital siğil ve herpese karşı da bir ölçüde koruma sağlar.

Genç kız gebeliği önleyici hap kullanmıyorsa ve prezervatifsiz cin­sel ilişki yaşanırsa ya da ilişki sırasın­da prezervatif yırtılır ya da penisten çıkarsa, gebelik riskini azaltmak için olayı izleyen 72 saat içinde acil kontraseptif kullanılabilir (buna “er­tesi sabah hapı” adı da veriliyor, ama ilişkiden sonra üç gün boyunca etkili olduğu için aslında bu doğru bir tanımlama değil). Bu yöntemde 12′şer saat arayla ikişerden dört hap alınır ve gebe kalma riski yüzde 2-3′e düşürülür. Türkiye’de de Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması merkezlerine ya da kadın doğum kliniklerine bu amaçla başvurulabilir; ayrıca, HIV bulaşma kuşkusu oldu­ğunda, 48 saat içinde bu birimlere yapılacak bir başvuru ile HIV virüsü­nü çok büyük olasılıkla yok eden bir tedavi protokolü uygulanabilir.

Tags: , , , , , , , ,

Nisan
5
2008
11:09 pm
Tags:
Post Meta :

Seksologlara göre zevkli bir seksin yolu vücudunuzla barışık olmaktan ve fantezilerinizi geliştirebilmekten geçiyor.

20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca yaşamını devam ettirebilir.

Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir. IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir yaşamdaki önemi ölçülemez.

İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler sırasında istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.

2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile hayatları renklenecektir.

3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

5: Çocuklu ailelerde bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.

6: Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

7: sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

8: ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler ilişkiyle ilgilidir. yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nisan
5
2008
8:00 pm
Tags:
Post Meta :

Erkeklerin yaşamdan beklentilerini aşağı yukarı biliyoruz: Zevk, heyecan, tutku ve eğer mümkünse ufak tefek oyunlar… Oysa kadınlar için durum biraz daha karışık, çünkü kadınlar seksi çok daha farklı boyutlarıyla yaşamanın peşinde…

hem erkekler, hem de ka­dınlar için hayatın vazgeçilmez bir parçası… Ancak bu, iki cinsin seksi aynı şekilde yaşadığı anlamına gelmiyor. Erkekler için hazzın temelinde biyolojik bir ihtiyacı karşılama ve rahatlama içgüdüsü ağır basarken ka­dınlar, bambaşka duygu ve düşüncelerle yatağa giriyorlar. Yani toplumsal önyargı­ların aksine erkekler sekse daha meraklı oldukları halde ilişkide klasik kalıp­larla yetinirlerken, kadınlar ilişkiye renk katmak için büyük çaba harcıyor, hayatlarının her alanı gibi yaşamlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir bütün olarak görüyorlar. Üstelik bu sıra­lardan bazıları, yüzyıllardır devam eden ve her toplumda kabul gören birtakım basma­kalıp düşünceleri de yalanlıyor. İşte kadın­ların cinselliği nasıl yaşadığına dair bazı ipuçları ve bilinmeyen gerçekler…

Daha fazla hareket istiyorlar
Demiştik ya, erkeklerin sekse daha meraklı olmaları onların daha yaratıcı oldukları ve tutkulu bir yaşam yolunda daha fazla çaba gösterdikleri anlamına gelmiyor. Aksine, kendine ve partnerine ön sevişmeyi çok görenler bile var. Onlar için asıl olan, birleşme ve boşalma anı. Oysa kadınlar için birleşmenin öncesi ve sonrası da en az kendisi kadar büyük önem taşıyor.. Onlar daha hareketli, yeniliklere daha açık, farklı tatlar alabilecekleri, değişken bir cin­sellik arayışı içindeler. Zaten uzun vadeli ilişkilerde ister istemez monotonlaşan cin­sel hayatı yeni bir heyecan dalgasıyla ta­zelemek için çaba gösterenler de çoğun­lukla kadınlar oluyor. Seksi bir iç çamaşırı, romantik bir akşam yemeği, küçük sürpriz­ler, yeni fanteziler… Genellikle bu tarz fi­kirlerin arkasında erkekleri bulmak pek mümkün değil. Onlar kendilerine sunulan zevklerin tadını çıkarmakla yetiniyor ama daha durağan, daha klasik ve daha tek renkli bir hayattan da şikayet etmiyorlar. Yani kadınlar için , erkekler için olduğundan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Evli kadınlar da seksi seviyorlar; Evliliğin aşk­la birlikte zevki de öldürdüğü yolun­daki bütün tezler palavra… Evli kadınların çoğu, seksi “bitmeyen bir balayı” tadında yaşamanın hayalini kuruyorlar.

Kocalarının onlara hep aynı tutkuyla sarılmasını, yıllar sonra bile ilk sevişmenin heyecanıy­la sevişmeyi, kocalarıyla aralarındaki sevgililik ilişkisinin ve tutkunun sürmesini isti­yorlar. Oysa çoğu erkek kendini sevgilisi ya da nişanlısı konumundaki kadını nikaha kadar elinde tutmak ve etkilemek zorunda hissetse bile, nikahtan sonra gevşiyor ve ilişkiyi de dahil her yönden boşluyor. Evliliğin kaçınılmaz olarak rutinleşme tehlikesine düştüğü dönemlerde bunu fark eden ve durumu değiştirmek için çaba gös­teren genellikle kadın oluyor. Ancak tabii ki bu tek taraflı çaba yeterli değil ve ilişki­nin her açıdan olduğu gibi yönün-den de sıradanlasma tuzağına düşmesi ka­çınılmaz. Yine de ne olursa olsun kadınla­rın evlenince yatakta tembelleştikleri ya da evli kadınların seksi sevmedikleri düşüncesi son derece yanlış…

Cinselliği aşkla birlikte yaşamak istiyorlar
Pek çok kadının hayatında en az bir adet tek gecelik ilişki, sadece fiziksel çekimden yola çıkılarak yaşanan bir , salt be­densel hazları tatmin uğruna gerçekleşen bir sevişme vardır. Ancak bütün bunlar, ka­dınların cinselliğe duygularını da karıştır­dıkları gerçeğini değiştirmiyor. Onlar için aşk, paylaşım, şefkat ve ilgi “mükemmel teknikten” önce geliyor. tatmin an­cak duygusal tatminle bütünleştiğinde anlam ve değer kazanıyor. İster yeni başla­yan bir ilişkide olsun, ister yıllardır süren bir beraberlikte, her kadın cinselliği yaşa­dığı erkek için özel olmak ve onda hayranlık uyandırmak istiyor.

Kadınların çok bü­yük bir kısmı, hatta savunma mekanizma­larını çalıştırıp aksini iddia edenler bile sek­si sadece olarak görmeyi başaramı­yor, özellikle ilk sevişmeden sonra ciddi bir beklenti içine giriyor, erkekler gibi rahat rahat kapıyı arkalarından çekip çıkamıyor, o en mahrem anların izlerini üzerlerinde taşıyorlar. Karşı tarafın bakış açışı farklı ol­duğu zaman da hayal kınklığına uğruyor, acı çekiyor ve bunalıma sürükleniyorlar. Onlar için nitelik nicelikten önce geliyor: İş­te kadınlarla erkeklerin sekse bakış açıları arasındaki en büyük farklardan biri… Er­kekler nasıl ki yemek konusunda pek seçi­ci davranmıyorlarsa, yatakta da önlerine her konanı “yiyebiliyorlar.” Ama bugüne kadar kaç kadınla birlikte oldukları, tatmin ve erkekliğin ispatı açısından büyük önem taşıyor. Kadınlarsa tam aksine nite­likten çok niceliğe önem veriyorlar. Erkeklere has “Ne sevişsem kar…” düşüncesinin yerini kadınlar da “Bir kere olsun, tam ol­sun” fikri alıyor. Tatmin edici olmayan, hiç­bir anlam ifade etmeyen, özelliksiz ve tat­sız , kadınların tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Yani onlar için sayı değil, ka­lite belirleyici… Haftada bir kere gerçekle­şen, ama fantezilerle zenginleştirilmiş, renk­li, eğlenceli ve yaratıcı bir sevişmeyi her gün yaşanan yavan, sıradan, öylesine bir ilişkiye bin kere tercih ediyorlar.

hakkında konuşmaktan korkmuyorlar
Cinsellikten söz etmenin erkeklere has bir özellik olduğu düşüncesi de bir başka yan­lış düşünce… Çünkü arkadaşlarla biraraya gelince içerikli espriler yapmak, bel­den aşağı fıkralar anlatmak, dünyaca ünlü bir ilahesini çok beğendiğini ve onunla bir gece birlikte olmak için her şeyi yapabileceğini söylemek ne yazık ki hak­kında konuşmak anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan gerektiğinde sorunlardan bah­sedebilmek, onları çözmeye çalışmak, is­tekleri ve şikayetleri dile getirmek, gerek­tiğinde bazı değişiklikler yapmaya cesaret edebilmek… Bunu da erkekler değil, kadın­lar yapıyor. Onlar hayatlarını gözden geçirme, kendilerini eleştirme, duygularını ve beklentilerini dile getirme, yani genel olarak seksten bahsetme konusunda çok daha cesurlar.

Erkeklerse arkadaşlarıyla konuşurken aslan kesildikleri, hak­kında atıp tuttukları halde iş ikili ilişkiye geldiğinde, yani bu konuyu sevdikleri ve ya­taklarını paylaştıkları kadınla konuşmaları söz konusu olduğunda tuhaf bir biçimde suskunlaşıyor, içlerine kapanıyor ve bu tip konuşmaları gereksiz bulduklarını belli eden hareketler yapıyorlar.

Tags: , , , , , , ,

Eylül
8
2007
11:34 pm
Tags:
Post Meta :

Sevgiye Doymuş Sexe Aç adam!
Vajinanın üzerinde Fındık Kıran Adam
Kibar Seven Sert Siken Adam
24 saat online Penisli Adam
Zor Seven Kolay siken

En Karizmatik nickli Sen Olabilirsin Ama En Güzel Sick Bende ;)
Erkek Düşünürken Kadın Soyunurken güzeldir.
nick benim neyime olsada sikime olmasada sikime :)
Yere Bakan Yatakta Takan Adam
Verdim Eline Döndü Deliye
Sik Kadar Boyum var türlü türlü huyum var.
Aşk Yalan Sexe Devam
uzun penisin olacağına güzel sevgilin olsun
Offline Sex Online
Bu Dünyada Seversen Üzülürsün Sikersen sevilirsin.
Bir Hamlede Dokuz Doğurturan Adam.
Önden Yalatan Arkadan alan Kız
Msnde Uslu Yatakta Azgın Kız
Nazı Sevmeyen kaprise gelemeyen,ama göte koyan erkek.
İtina ile Her Pozisyonda Özenle Sikilir

Tags: , , , ,

 
| Kağıt gibi TV ekranı! | | Cazibe Pasta | | Yayla Çorbası | | Zenciler | | İlk Siber Savaşın Galibi `Kızıl Ordu` | | imama bakın hahaha | | Asus: Sadece bir monitör değil | | Gastroözefageal Reflü Hastalığı Nedir? | | havalı nickler | | Yaşar - Hasret Ayazları |
Ekle Bunu