Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
18
2008
11:07 am
Tags:
Post Meta :

Özellikle de erkeklerde cinsel istek azlığı sorun teşkil ediyor. Peki sebepleri ne? İşte yanıtlar…

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Cinsel İşlev Merkezi Direktörü Doç. Dr. Uğur Yılmaz sizlerden gelen soruları yanıtladı:

Yüksek testosteron erkekler için bir sorun mudur?
Eğer aşırı derecede yüksekse, bu bir hastalığın belirtisi olabilir ve araştırılması gerekir. Örneğin; böbrek üstü bezlerinde bir sorun olabilir veya testis tümörü oluşmuş olabilir. Bunun dışında, testosteronun yüksek olması erkekler için bir sorun değildir.

Testosteron seviyemizi herhangi bir laboratuvarda ölçtürebilir miyiz? Düşükse, ilaç almak çözüm müdür?
Elbette ölçtürebilirsiniz. Sabah aç karnına gitmenizi öneririm. Özellikle saat 08.00-10.00 arasında ölçüm yaptırmanız gerekir. Bu saatler testosteronun en yüksek olduğu saatlerdir, daha sonra düşer. Düşük çıkması halinde kendi başınıza ilaç almanız tehlikeli olabilir, lütfen bunu denemeyin. Değerleriniz düşükse mutlaka bir üroloğa başvurun.

30 yaşındayım. Düzenli spor yapıyorum. Vücudum son derece fit ancak cinsellikten son dönemde soğudum. İlaç kullandığım halde çok etkili olmadı. Testosteron seviyemi ölçtüreyim mi?
Cinsel isteğin azalmasında tek etken testosteronun düşüklüğü değildir. Cinsel isteği azaltan diğer sebeplerin de araştırılması gerekir. Cinsel istek anlayışınızı değiştirmeniz gerekebilir.

EVLENDİM ÇOK DEĞİŞTİM
40 yaşındayım. 2 yıl önce bekarken, cinsellikten çok hoşlanıyordum. Şu anda çekici gelmiyor. Sizce bunun testosteronla ilgisi olabilir mi?
Elbette olabilir. İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde testosteron seviyesi azalabilir. Evli erkeklerde testosteronun azaldığına dair araştırmalar da var. Eğer öyle bir durum varsa laboratuvar testlerine göre, testosteron replesman tedavisi uygulanabilir. Rastgele testosteron tedavisi yanlıştır.

Doktora gittim testosteron seviyem düşük çıktı. Sizce viagra bana iyi gelir mi?
Viagra ile testesteron arasında bir ilişki yoktur. Testosteron seviyeniz düşükse bu tür ilaçların çok etkisi olmaz. Eğer gerekli ise doktor gözetiminde testosteron tedavisi daha sağlıklı sonuç verir. Bazen testosteron tedavisinin yanında bu tip ilaçlar da kombine uygulanabilir.

İki yıl önce prostat kanseri tedavisi gördüm. Şu an testosteron seviyem çok düşük. konusunda çok istekli değilim. Doktor testosteron tedavisini öneriyor. Ancak çok tereddütlüyüm. Ne yapayım?
Testosteron erkek fizyolojisi için önemli olmasına rağmen, prostat bezinde kanserin gelişiminde de rol alır. Prostat kanseri tespit edilen durumlarda testosteron tedavisi sakıncalı görünüyor. Testosteron seviyesindeki düşüklüğün sebebi kullanılan ilaçlar ise onların değiştirilmesi faydalı olabilir. Bu sıkıntınızı mutlaka doktorunuzla paylaşın. Riskiniz sürüyorsa testosteron tedavisine başlamanız sorun olabilir. Ancak doktorunuz riskin tamamen bittiğini düşünüyorsa, o zaman bu tedaviden yararlanılabilir.

EŞİM AZGIN TEKE GİBİ
Eşim 55 yaşında. İki yıldır başka kadınlar nedeniyle ayrılma noktasına geliyoruz. Sizce andropoza mı girdi? Ondaki kişilik değişiminin testosteronla ilgisi olabilir mi? 50 yaşından sonra birden testosteronu mu yükseldi? Ne yapmalıyım?
50 yaşın üzerinde bir erkekte normalde testosteron seviyesinde bir düşme beklenebilir. Buna ‘ileri yaşta androjen yetersizliği sendromu’ gibi isimler verilir. 50 yaşın üzerindeki eşinizle olan ilişkinizdeki değişimler, psikolojik nedenlerden olabilir. Eşinizin diğer bayanlara olan ilgisi de bundan kaynaklanabilir. terapisti ve aile terapisti ile konuşmanız duruma kalıcı ve yapıcı bir çözüm getirebilir. Bu sorunu yalnızca fizyolojiye bağlamak size daha kolay gelebilir ama bu tür durumlar daha karmaşıktır.

Çok fazla yemek yemediğim halde göbek çevremden kilo alıyorum. Formum bozuldu. Cinsel isteğim azaldı. Düşük testosteronun tüm özelliklerini gösteriyorum. Sizce ilaç tüm bunlara yanıt verebiliyorsa, hemen alıp kullanmaya başlayayım mı?
Kilo vermeniz, egzersiz yapmanız ya da yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız çok daha faydalı olur. Eğer, testosteron seviyesinde ciddi düşme olduğunu düşünüyorsanız, bir endokrin hastalıkları uzmanından yardım almanız yararlı olabilir. Ya da bu kuşkularınızdan kurtulmak için basit bir kan tahlili yaptırın. Kişinin kendi kendine testosteron tedavisi yapmasının, yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum. Tedaviye lütfen kendiniz karar vermeyin. Seviyenizde bir sorun varsa, size ürolağa gitmenizi öneririm.

Eşim testosteron jel kullanıyor. Ben bundan etkilenmemek için dokunmaktan kaçınıyorum. Üstüne sürekli tişört giyiyor. Bu jel, bana değen noktalarda kıllanma yapar mı? Sizce benim etkilenmemem için ilaç veya iğne kullansa daha mı iyi mi olur?
Kısa bir süre sonra bu jel emilip kana karışıyor. Aradan birkaç saat geçtikten sonra jel sürülürken kıllanmaya yol açmaz. Bu nedenle daha çok sabahları kullanılmasını öneririz. Ancak yine de kuşkularınız varsa eşiniz, eşinizin doktoru ve siz bir araya gelerek bu konuyu konuşun. Elbette ki tedavi için jel kullanımından başka seçenekler de var. Mesela enjeksiyon tedavisi 3 ayda bir uygulanıyor ve son derece yararlı oluyor. İlaç tedavisi de uygulanabilecek yöntemler arasında yer alıyor.

Günaydın- Esra Tüzün

Tags: , , , , , ,

Ocak
1
2008
12:36 am
Tags:
Post Meta :

Düzenli olarak yeşil çay içmenin prostat kanseri ne yakalanma riskini azaltabileceği belirlendi.

Japonya Sağlık Bakanlığından araştırmacılar, yeşil çayda bulunan kateçin maddesinin organizmada prostat kanseri ne neden olan etkenleri etkisiz hale getirebileceği varsayımından yola çıkarak ülke genelinde 12 yıl boyunca 40-69 yaşındaki 50 bin erkeği inceledi.

Günde 5 fincandan fazla yeşil çay içenlerin prostat ine yakalanma riskinin günde 1 fincanın altında yeşil çay içenlere göre daha az olduğu ortaya çıktı. Ancak, düzenli olarak yeşil çay tüketiminin prostat bezindeki kansere etkisi olmadığı belirtildi.

Tags: , ,

Aralık
11
2007
9:58 pm
Tags:
Post Meta :

Erkek cinsel organları penisten (ka­mış) ve skrotum adı verilen deriden bir torba içinde yer alan iki testisten (erbezleri, hayalar) oluşur. Cinsel uyarılma sırasında sertleşerek kadının vajinasına girme olanağı sağlar. Testisler de erkek cinsel hor­monu olan testesteronu ve kadında üretilen yumurta hücresini (ovum) dölleyecek spermleri üretir.


Penisin gövdesinde süngersi doku­dan oluşan üç uzun tüp vardır. Üst­te yer alan iki tüp birbirinin aynıdır ve kavernöz (kovucuklu) cisim (korpus kavernozum) adı verilir. Sünger­si cisim (korpus spongiozum) adı verilen alttaki tüpün içinde üretra denilen, idrarın ve meninin (semen) geçtiği kanal vardır.

Süngersi doku penisin ucunda genişleyerek, glans adı verilen man­tara benzer bir başı oluşturur.

Genital Bölgede Çıkan Herpes (Uçuk) Nedir?

Dış üreme organlarında görülen uçuktur. Bulaşma yoluyla vücuda geçer. Genital bölgenin uçuk vürusu bulunan bir kimseyle teması sonucu bulaşır. Genellikle cinsel temas sonrasında oluşur.

Genital bölgede yanma, ağrı, idrar yaparken ağrı duyma, ağrılı cinsel ilişki, akıntı, ateş yükselmesi ve lenf bezlerinde şişme görülebilir.

bir geçirildikten sonra zaman zaman vücudun direncinin düşmesine bağlı olarak tekrarlama (nüksleri) görülebilir.

Lezyonları çok tipiktir. Başlangıçta içi su dolu toplu iğne başı büyüklüğünde çıkıntılar oluşur. Bunlar son derece ağrılıdır. Bir süre sonra üzerindeki epitel dökülür, kızarık küçük yaralar halini alır. Tek tek veya birkaç tanesi bir arada bulunabilir.

Akıntı bol mikterde gri beyaz şeffaf bir sıvı haline gelir.

Herpes enfeksiyonu özellikle gebelikte önemlidir. Akut herpes enfeksiyonu veya herpes nükslerinde lezyon mevcudiyetinde doğum kanallarından geçerken bebeğin herpes enfeksiyonu ile kontamine olması nedeniyle doğumdan sonra bebeğin boğazında enfeksiyon olması mümkündür. Bu nedenle bu durumda sezeryenle doğum ilk tercih edilecek yöntemdir.

Genital uçuk tedavisinde kremler ve ağızdan alınan haplar kullanılır. Lezyonların üzerine sürülen kremler ağrıyı hafifletip rahatsızlık hissini azaltır. Ağızdan alınan haplar da semptomları azaltıp enfelksiyonun çabuk iyileşmesini sağlar. Fakat ne haplar ne de lokal kullanılan kremler hastalığın tam iyileşmesini bağlamaz.

Aynı şekilde ilk geçirilen enfeksiyon sırasında yapılan tedavi daha sonraki nüksleri önlemez. Vücut direncinin düşmesiyle tekrar alevlenir.

Bulaşmayı önlemek için lezyonların ortaya çıktığı dönemde ilişkide bulunmamak, temizlik ve hijyen kurallarına dikkat edilmeli, vücud direncini yükseltmek için beslenme ve vitamin almaya dikkat etmeli ve semptomları hafifletici ilaçlar alınmalıdır.

başını sünnet derisi denilen gevşek bir deri kıvrımı örter. Sünnet edilen erkeklerde bu deri kıvrımı alı­nır. Penisin başıyla gövdesi arasında hafif bir oluk vardır. Sünnet derisi in­ce bir deri kıvrımıyla penisin altın­dan başına bağlanır. Ergenlik çağının sonlarında ve erişkinlik çağınının başlangıcında başının kökünde küçük noktalardan oluşan bir halka görünebilir. İnciye benze­yen bu kabarcıkların genital siğil ol­duğunu sanan gençler endişelenebi­lir, oysa bunlar zararsız doğal kabar­tılardır.

Penisin kökünde sırasın­da ritmik olarak kasılan ve penisin sertleşmesinde de rol oynayan kas­lar bulunmaktadır.

Testisler
Dilimizde erbezi ya da haya adıyla anılan testisler erkek bebeğin kar­nında büyür ve gebeliğin sonlarına doğru ilerleyerek torbalara (skrotum) iner. Bazen bu gerçekleşmez ve çocukluk çağında küçük bir ame­liyatla testislerin skrotuma inmesini sağlama zorunluluğu doğar.

Testislerde iki tür hücre vardır; biri erkek cinsel hormonu testesteronu, diğeri ise spermleri üretir. Spermler testislerden, bükülmüş tüplerden oluşan ve testislerin arka ucunun üzerine külah gibi yerleşen epididimlere geçer. Buradan da sperm kanalı (vas deferens) adı veri­len bir başka tüpe geçer. Erkekte kı­sırlaştırma ameliyatı olan vazekto-mide bu tüp kesilir ve bağlanır.

Sperm kanalı idrar kesesinin ar­kasında biraz genişleyerek spermin depolanacağı bir alan oluşturur. Bu­rada sperm kanalına meni keseleri (seminal kesecikler) adı verilen iki küçük bez açılır. Bu bezlerin salgıla­dığı meni sıvısı (seminal sıvı) sperm­lerle ve prostat sıvısıyla birleşerek sırasında oluşturur. Bu alana açılan başka bazı bezler de vardır ve bunlar cinsel uyarılma sırasında bazen erken bo­şaltılan saydam bir sıvı üretir; bu sı­vıda gebeliğe yol açacak kadar sperm bulunabilir.

Bundan sonra sperm kanalı idrar kesesinin altındaki prostatın içine gi­rerek burada idrar yoluyla (üretra) birleşir. Hem idrarı, hem de meniyi taşıyan üretra penisin içinden geçe­rek dışarı açılır.

Testisleri destekleyen iki kas vardır. Bunlardan dartos kası torba­ların büzülmesini ya da gevşemesi­ni sağlar, kremaster kası (aşıcı kas) da kasılarak testisleri yukarı çeker. Bazen genç erkeklerde bu kas aşırı çalışabilir ve cinsel uyarılma ve bo­şalma sırasında testislerde ve kasık­larda ağrıya neden olur. Bu durum­da tedavi olarak bazen sıcak bir kü­vette mastürbasyonla boşalma önerilir.

İktidarsızlık, Erkeklerin Kabusu

Cinsel sağlık, kişinin genel fiziki ve duygusal sağlığının önemli parçası. Halk arasında ‘iktidarsızlık’ olarak bilinen sorunu, cinsel sağlığı etkileyen tıbbi durumlardan sıkça görülen bir tanesi. Günümüzde sorununun ‘İlaç, ameliyat, protez takılması ve psikoterapi’ gibi bir çok tedavi yöntemi mevcut.

Uzmanların belirttiğine göre, 3 ayı aşkın süre bir insanın cinsellikle ilgili arzu duyup ilişkiye girmek için yeterince elde edememesi durumuna ’ sorunu’ adı veriliyor. Bu sorunda, organik sebeplerle birlikte psikolojik sebepler de etkili oluyor. sorunu, yaşın ilerlemesinin yanı sıra yüksek kolesterol düzeyi, koroner arter, yüksek tansiyon ve şeker hastalıkları gibi bir dizi rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkıyor.

sorunu olan vakaların çoğunluğu (yüzde 75), psikolojik değil fiziki kökenli. Damar sorunları, ereksiyon bozukluğunun en sık rastlanan sebebi. Ereksiyon bozukluğuna yol açan organik sebepler ise şunlar: Penisin kan dolaşımında görülen bozukluk, sinir iletimindeki aksaklık ve kan hormon düzeyinde meydana gelen değişiklik. sorununun psikolojik sebepleri ise şöyle sıralanıyor: Stres, evlilik sorunları, depresyon, cinsel başarısızlık korkusu ve cinsel bilgisizlik.
İlaç yan etkisi olarak, hali hazırdaki tedavilerden 200 tanesi bazı vakalarda ereksiyon bozukluğuna sebep olabiliyor. Bunların başında yüksek tansiyon ilaçları, antipsikotikler, antidepresanlar, H2 blokerler ve arterleri daraltan belli başlı sakinleştiriciler/damar sertliği yer alıyor. Bütün şeker hastası erkeklerin yüzde 35′inden fazlasında ereksiyon bozukluğu görülüyor.

Milyonlarca erkeğin mustarip olduğu ereksiyon bozukluğunun, şeker ve kalp-damar hastalıklarının, prostat kanserinin, alkol veya uyuşturucu alışkanlığının ilk tanınabilir semptomu olabileceğine dikkat çekiliyor.

Uzmanlar, ereksiyon bozukluğu bir kere tespit edildikten sonra (libido eksikliği, erken boşalma vb.nin tersine), çeşitli muayeneler ve testlerle sorunun gerçek sebebinin, yani psikolojik kökenli mi yoksa organik/fiziki kökenli mi olduğunun bulunabileceğini ifade ederek, doğru tedavi yapabilmek için önce doğru teşhis koymak gerektiğini kaydediyor.

Uzmanlar, sorunun sebebine ve derecesine bağlı olarak mevcut tedavileri şöyle bildiriyor: İntrakavernosal enjeksiyonlar gibi ilaç tedavileri, ağız yoluyla tedavi, sistemik ilaç tedavisi (testosteron), arter ve toplardamar ameliyatları, protez takılması, vakum-sıkma araçları ve psikoterapi.

Erkekte Kanalların Bağlanması (VAZEKTOMİ) Nedir?

NEDİR?
Vazektomi erkeklerin kullanabileceği, basit, güvenli, geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.
Döllenmeye yapan erkek tohum hücrelerinin geçtiği kanalların bağlanıp kesilmesidir.
Cinsel ilişkiyi etkilemez.

NE DEĞİLDİR?
Vazektomi hadım etmek değildir.

Kanallar bağlandıktan sonra erkeğin görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik olmaz.

NASIL YAPILIR?
Vazektomi hayaların üzerindeki deri uyuşturularak yapılan basit bir cerrahi işlemdir. Deriden açılan küçük bir delikten girilerek erkek tohum hücrelerini taşıyan kanallar bağlanır ve kesilir. İşlem 10-15 dakika sürer. Deride hiç iz kalmaz. İşlem yapıldıktan sonra hemen eve veya iş yerine dönülebilir.

NASIL ETKİLİ OLUR?
Vazektomi işlerinde kanallar bağlanıp kesildiği için hayalarda (testislerde) oluşan erkek tohum hücreleri (spermler) cinsel ilişkide boşalan sıvıya (meniye) geçemez ve kadının yumurtasını dölleyemez.

NE ZAMAN KORUMAYA BAŞLAR?
Vazektomi işleminden sonraki ilk 20 boşalmada meni içinde hala erkek tohum hücresi olacağı için bu sürede başka bir aile planlaması yöntemiyle (kılıf gibi) korunmak gerekir. Yirmi boşalmadan sonra mümkünse vazektomi uygulayan klinikte erkek tohum hücresi sayımı yaptırmak gerekir. Sayımda erkek tohum hücresi görünmüyorsa artık başka bir ek yöntemle korunmaya gerek yoktur.

KİMLER İÇİN UYGUNDUR?
Kesinlikle daha fazla çocuk istemeyenler
Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler

KARAR NASIL VERİLMELİDİR?
Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemi olduğundan ileri pişmanlık duyulmaması için işlemden önce danışmanlık hizmeti mutlaka alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır.

DAHA FAZLA BİLGİ NERELERDE ALINABİLİR?
Sağlık Bakanlığı
Doğumevleri ve Devlet Hastanelerinin Aile Planlaması Klinikleri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri ve Üroloji Klinikleri

Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri
Sağlık Ocakları
Sağlık Evleri

Sosyal Sigortalar Kurumu
SSK Doğumevleri ve Hastanelerinin Aile Planlaması Klinikleri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri ve Üroloji Klinikleri

Üniversite Hastaneleri
Aile Planlaması Klinikleri, Kadın Hastalıkları, Doğum Klinikleri ve Üroloji Klinikleri

Tags: , , , , ,

Aralık
11
2007
8:13 pm
Tags:
Post Meta :

SORU: “Viagra” deyince ilk aklınıza gelenler?
Viagrayı üreten Pfizer şirketinin İngiltere Birimi Halkla İlişkiler Şefi Bayan Miranda Kavanagh’ın naklettiği bir şaka: İlk balayınızla ikincisi arasındaki fark nedir? Cevap: “İlki Niagara idi, ikincisi Viagra!” Şaka bir yana, Viagra bir ilaç olmaktan ziyade, çok-cepheli bir fenomen olarak girdi hayatımıza. Kültürel, ekonomik, edebi, sosyal… Tarih boyunca yeryüzünde en hızlı satılan ilaç Viagra. Wall Street analistlerine göre, ilk çıktığı yıl 5 milyar dolarlık bir satış rakamına ulaştı. Bu gerçekten inanılması güç bir rekor. İngiltere’nin muhafazakar gazetesi Times , birinci sayfasındaki bir editör köşesinin tümünü Viagra’ya ayırmışsa, bu ciddiye alınması gereken bir fenomen demektir.

SORU: Viagra bir mutluluk ilacı mı?
- Bir anlamda hayır, bir anlamda evet. Pfizer tarafından aslında kalp ve damar hastalıkları tedavisinde kullanılmak üzere üretilen, fakat yan etki olarak ereksiyon yaptığının gözlenmesi üzerine “tesadüfen” keşfedilen Viagra’nın etken maddesi “sildenafil” , asla bir afrodizyak değil. Yani cinsel ilgi veya arzuyu artırmaz. Birçoklarının kendisinden beklediği gibi, normal erkeği süper erkek yapmaz. Bu bakımdan, mutlu olamayan bir erkeğin Viagrayı alıp mutlu olması sözkonusu değil. Ancak, sildenafilin, normal üel uyarıya karşı oluşan ereksiyon cevabını güçlendirip artırdığı gözönüne alınırsa, tıbbi anlamda sorunu yaşayan ve bu nedenle aile hayatları zehir olan, psikolojileri bozulan milyonlarca erkeğin Viagra sayesinde yeniden mutluluğu yakaladıkları bir gerçektir.

SORU: Cinsel sorunların çözümündeki yeri nedir?
- Erektil disfonksiyon olarak tıbbi ifadesini bulan sorununda Viagra kullanımının sonuçlarına bakıldığında, sebepten bağımsız olarak %84 lük bir ortalama başarı yüzdesi ile karşılaşıyoruz. Aynı gruba, plasebo adı verilen “boş ilaç” uygulandığında bu rakam %25′e düşüyor. Yani % 84, psikolojik bir etkiden çok, gerçek ilaç etkisini yansıtıyor

SORU: Erektil disfonksiyon cinsel sorunların ne kadarını oluşturur?
- Bu gerçekten zor bir soru. Çünkü bu noktada tam bir kavram kargaşası yaşıyoruz. Bu ülkede, erotik film ve hikayelerde rastladıkları “film-kurgu” erkeklerin skoruna ulaşamadıkları için kendilerini ürologa zor atan ve cinsel sorunlarından (!) yakınan binlerce erkek var çünkü. Biz konuya bilimsel olarak yaklaşırsak, şunları söyleyebiliriz: Cinsel fonksiyon bozuklukları, cinsel cevap döngüsü esas alınarak tanımlanır. Cinsel cevap döngüsünün ise; istek, uyarılma, ve çözülme olmak üzere dört evresi vardır. İşte “cinsel sorunlar” genel tanımı, bu evrelerin herhangi birindeki aksama ve problemi ifade eder. Erektil fonksiyon bozukluğu, ya da halkımızın yaygın tercihiyle “iktidarsızlık” ise, cinsel cevabın ikinci safhası olan uyarılma evresinde erkeklerde görülen aksamaların adıdır. Erektil disfonksiyonun yaygınlığı hakkında en sağlıklı rakamlar ABD’den alınmaktadır. Buna göre, 40-70 yaş arasındaki erkeklerde, %10 oranında tam ereksiyon bozukluğu, %52 oranında ise değişik derecelerde erektil disfonksiyon mevcuttur. Bunların % 80 kadarı, organik bir nedene bağlıdır. Toplumsal şartlar ve kavramına yaklaşım farkı gözönüne alındığında, ülkemizde erektil disfonksiyon ve cinsel sorunların daha yüksek oranda olduğu, ancak bunların altında yatan psikolojik etmen yüzdesinin hatırı sayılır bir rakama ulaştığı söylenebilir.

SORU: Erektil disfonksiyon için risk faktörleri nelerdir?
- Kalp-damar hastalıkları (hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi), şeker hastalığı, omurilik travması, ürolojik cerrahi müdahaleler (prostat büyümesi ve prostat kanseri ameliyatları gibi), depresyon-stress gibi psikolojik faktörler, daimi kullanılan bazı ilaçlar, sigara ve alkol kullanımı… en önemli hazırlayıcı etkenler olarak sayılabilir.

SORU: Viagra, erektil disfonksiyonların hepsini ve her derecesini tedavi edebiliyor mu?
- Elbette hayır. Öyle olsaydı, artık bu konuda araştırma ve çabaya, hatta ürologlara veya hekime gerek kalmaz, eczaneden alınacak bir Viagra tableti ile çözülen cinsel sorunlar, yaşanan hayattan çekilip, tıp kitaplarının tozlu sayfaları arasına terkedilirdi. Durum böyle olmamakla beraber, yapılan araştırmalar, Viagra ile, birçok değişik etmene bağlı erektil disfonksiyonlarda belli oranda da olsa başarı elde edildiğini göstermiştir. Bunlar arasında, hipertansiyon, depresyon, şeker hastalığı, yaşlılık, omurilik travmasına bağlı felç ve prostat operasyonlarına bağlı bozuklukları sayılabilir.

SORU: Viagra sadece erkekleri mi mutlu ediyor?
- Sevdiği, hayatını paylaştığı erkeğinin bozukluğu nedeniyle hem onun ruh dünyasında oluşan travmayı birlikte yaşayarak muzdarip olan, hem de doyurucu cinsel ilişkiden mahrumiyet sebebiyle mutluluğuna erişemeyen bir kadını düşünelim. Bir gün, eşi elinde bir hapla çıkageliyor ve birkaç saat içinde bu iki insanın cinsel hayatlarında bir devrim oluyor. Aylar, belki de yıllar sonra bu iki insan, cinsel tatminin tarif edilemez, ancak yaşanabilir hazzına ulaşıyorlar, yeniden… Bu cepheden bakıldığında, Viagranın sadece erkekleri değil çiftleri mutlu ettiği söylenebilir. Ancak, sualiniz, Viagranın kadın cinsel fonksiyon bozukluklarında etkili olup olmadığını sorguluyorsa, bu konuda henüz neticelenmemiş yoğun çalışmalar bulunduğunu söylemekle yetineyim.

SORU: Viagra’nın alternatifi ya da muadili yok mu?
- Ülkemizde “sildenafil” içeren ikinci bir ilaç, yani Viagranın muadili, “Sildegra” adıyla piyasaya çıktı. Alternatifine gelince, bundan, ağız yoluyla alınan başka ereksiyon ilaçlarını anlamak gerek diye düşünüyorum. Bu manada, ilaç piyasasını V.Ö. ve V.S. şeklinde ikiye ayırmak, hakedilmiş bir kadirşinaslık olacaktır. Viagradan öncekiler, yani mevcut ilaçlar gerçekten çok zayıf, hatta bazı araştırmalara göre anlamlı etkisi olmayan haplardı. Üzerinde yoğun araştırmalar süren ve pek yakında piyasaya girmesi beklenen “apomorfin” ve “fentolamin” içerikli oral ilaçlar ise, belki de Viagra kadar etkili olmaya aday gözüküyorlar.

SORU: Neden bu kadar parıltılı bir tanıtımla tanıtıldı?
- Erektil disfonksiyon için kullanılacak ideal ajanın özellikleri sayılırken şunlar sıralanır: Uygulaması basit, invazif olmayan, ağrısız, çok etkili, minimal yan etkisi olan ve ekonomik. Dört tabletlik bir kutu Viagranın ülkemizde 20 milyon TL civarında bir fiatı bulunduğunu düşünürsek pek ekonomik olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bunun dışındaki tüm ideal ilaç özellikleri, sanki Viagrayı tarif etmekte gibi. İşte tıp tarihi boyunca, böylesine ideale yakın bir ereksiyon ilacının ilk defa uygulamaya girmesi, cinsel sorunların her toplum ve kültürde yaygın biçimde görülen bir şikayet olması, ilacın parıltılı bir tanıtımı hakettiğini düşündürüyor. Dünya erkekleri, bu sayede, kaybettikleri “iktidar”larını kimsenin haberi olmadan (belki de gizlice yutuverdikleri minik bir hap marifetiyle) yeniden ele geçirdiler. Bu, az şey midir?!

SORU: Herkesin kolayca erişilebileceği bir ilaç olmasında fayda var mı?
- Adı üzerinde, Viagra bir ilaç. Bana göre, hiçbir ilaç, kolayca erişilebilir olmamalıdır. Hele, Viagra gibi, yanlış insanda kullanılırsa ciddi sorunlar doğurabilecek, yahut etki mekanizması tam bilinmeden, popüler kültürdeki yanlış yönlendirmelerle lüzumsuz yere ve sonuçsuz beklentilerle kullanılabilecek bir ilaçsa, asla! Konunun uzmanı bir hekim, yani ürolog, kişiyi etraflıca değerlendirmeli, gerçekten Viagra kullanımının uygun olduğuna karar vermeli, o kişiye uygun kullanım şartları ve dozunu tayin etmeli, ilaç reçeteyle ve kayıtlı olarak alınıp, hekimin takibi altında kullanılmalıdır.

SORU: Viagra, neredeyse deyim olarak lügatlere geçti. Popüler kültürde Viagra’ya karşılık gelen bir boşluk mu vardı? Viagra dilbilimde hangi imaların karşılığı olabilir?
- Ülkemiz için, cinsel sorunlar birçok batı ülkesinden farklı olarak veya daha yoğun olarak bir eğlence mevzuu gibi algılanır. Aganigi-naganigi’nin ima ettiği ögeler, tarihte veya dünyada kudret ilacı ya da afrodizyak olarak revaç bulurken bizde kollektif tebessüme sebep olur. Bu algılama biçimi içerisinde, Viagra bir tıbbi ilaç olmaktan ziyade bir güç sembolü, bir erkeklik timsali gibi görülmekte ve daha önce böyle bir enstrümandan mahrum olan popüler kültür, onu sömürürcesine kullanmaktadır. Viagra fıkraları, yalnızca popüler kültürde varolan bir boşluğu doldurmak için mi, yoksa anlatanların bireysel hayatlarındaki bir eksikliğin telafisi için mi dilden dile dolaşmaktadır, bilmiyorum. Ancak, bizdeki kadar olmasa da, dünyanın heryerinde Viagranın doktor reçetelerinden daha çok toplumun ve medyanın gündeminde yeraldığını yadsıyamayız. Viagranın halk dilinde “kaldırmak” fiili yerine de kullanıldığını anlatan güzel bir örnek, doktordan ¼ Viagra hapı isteyen 80 yaşındaki ihtiyarın, bunun sebebini, ayaklarının dibine değil de biraz ileriye işeyebilmek arzusuyla izah etmesinde görülebilir.

SORU: Viagra siz ürologların pratiğine neler getirdi?
- Ürologlar, teknik ve bilimsel gelişmelerin, ellerindeki “kutsal ve dokunulmaz” tedavi gücünü başka kişi ve kurumlara aktardığından hep yakınmışlardır. Böbrek taşı kırma makinasının, taş ameliyatlarını hemen hemen bitirmesi gibi. İşte Viagra da benzer bir etki yaptı üroloji pratiğinde. Erektil disfonksiyon yakınmasıyla ürologa gelen hasta, hemen daima bir Viagra reçetesi beklemekte artık. Bu beklenti bir yana, gerçekten de, çok ayrıntılı ve eziyetli ileri tetkikler yerine “Viagra testi” yapmak, bizim de uyguladığımız bilimsel bir yöntem olarak literatüre girdi. Bundan böyle, temel incelemeleri ve muayeneyi takiben hastaya bir Viagra tableti kullanıp cinsel ilişki denemesi önerilmekte, başarılı olursa bu tedaviye devam edilmektedir

SORU: Yanetkiler adam öldürecek kadar tehlikeli mi, dersiniz? Viagra’dan öldü sözü ne kadar doğru ve ne kadar yerinde?
- Viagra kullanımı sonrasında oluşan birçok ölüm vakası bildirilmekle beraber, bu ölümlerin doğrudan ve yalnızca sildenafil etken maddesine mi bağlı olduğu, yoksa o kişilerin genel sağlık durumu, ilave kalp hastalıkları, cinsel ilişki sırasındaki efora karşı performanslarının da etkili mi olduğu sorusu cevaplanamamıştır. Karşı görüşü savunan bazı araştırmalarda, aynı sağlık statüsü ve yaşta olan insanlar arasında Viagra veya plasebo verilen iki mukayese grubundaki kardiovasküler yan etki oranının aynı olduğu bildirilmiştir. Bu soru karşısında verilebilecek en net cevap, kalp damar hastalığı için damar genişletici (nitrogliserin) alan kişilerde Viagra kullanımının ölüm tehlikesi taşıdığı ve yasak olduğudur. “Viagradan öldü” ifadesi ise acı ve mutluluğu, hüzün ve hazzı ironik biçimde birleştiren bir çağrışım yapmaktadır kulaklarda.

SORU: Türkiye’de Viagra ile ilgili çalışma yapılıyor mu?
- Gerek klinik gerekse laboratuvar araştırmaları düzeyinde birçok çalışmanın ülkemizde de yapılmakta olduğunu söyleyebilirim. Bizim de bu konuda henüz devam etmekte olan birkaç klinik çalışmamız mevcut

Tags: , , , ,

Aralık
11
2007
7:39 pm
Tags:
Post Meta :

Bu bölümde kısaca önemli olaylar ve hastalıklar üzerin­de duracağız. Ameliyatlar cinsel organların işlevini etkileyebi­leceği gibi, kişide “sakatlanmışlık” duygusu da yaratabilir. Kalp krizi gi­bi ciddi hastalıklardan sonra cinsel ilişkinin ciddi yeni bir sorun yarata­bileceği korkusu son derece engel­leyici olabilir. Özgül sorunlarda uz­manla bu konuyu tartışmak ve daha ayrıntılı görüş almak mümkündür, ama vakaların çoğunda psikologlar ve danışmanlar da destek ve yardım sunabilir.

GEBELİK SIRASINDA CİNSELLİK
Kadınların çoğu gebelik sırasında li­bido değişiklikleri yaşar. Çeşitli araş­tırmaların sonuçları gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında cinsel ilgi­de azalma görülebildiğini, buna kar­şılık bazen ortadaki üç ayda libido artışı olabildiğini düşündürüyor.

Bunların sorumlusunun gebelik sıra­sında gerçekleşen büyük hormonal değişiklikler mi, yoksa sürecin zo­runlu kıldığı sosyal ve duygusal uyum adımları mı olduğunu söyle­mek güçtür.

Geçmişte gebelik sırasında cinsel ilişkinin ve ın fetüse zarar verebileceği düşünülüyor ve cinsel ilişkiden kaçınılıyordu. Yeni araştır­malar bunun çoğunlukla gerçekdışı olduğunu gösterdi. Bazen, geçmiş­teki gebeliklerinin belli aşamalarında sorunları olmuş bir kadına gebeliğin o aşamasında cinsel ilişkiden kaçın­ması önerilebilir. Örneğin daha önce gebeliğin ikinci üç aylık diliminde rahim boynunun açılması nedeniyle düşük yapmış bir kadına, sonraki gebeliğinde bu aşamada cinsel iliş­kiden kaçınması söylenebilir.

Gebelikte, özellikle de gebeliğin sonlarına doğru cinsel ilişki teknik beceri ve biraz deneme sınama ge­rektirebilir! Yüz yüze birbirine sarılmak güç olabilir, bu yolu denemeyi boş verin. Kadının üstte olduğu po­zisyon, arkadan girme ya da yan ya­na pozisyon türleri denenebilir. Oral ve birbirine mastürbasyon yap­mak gibi başka iyi seçenekler de vardır.

Erkek gebeliğe eşlik eden vücut değişikliklerini çok uyarıcı bulabile­ceği gibi, bunlar engelleyici de ola­bilir. Özellikle farklı, daha yu­muşak ve daha nemlidir. Ayrıca va­jina akıntısı daha fazladır. Gebelik genellikle çift için hem neşeli, hem de gerilimli bir dönemdir ve her iki eş de cinselliğe farklı anlarda farklı yaklaşabilir. Bol bol sarılarak, birbiri­ni okşayarak ve cinsel birleşmeyle ya da cinsel birleşme olmaksızın bir­birini rahatlatarak yakın bir temas içinde olmak her iki eşin de gereksi­nim duyacakları güveni sağlayabilir.

DOĞUMDAN SONRA CİNSELLİK
Araştırmalar kadınların çoğunun cin­sel ilişkiye doğumdan 12 hafta son­ra, üçte birinin de doğumdan altı hafta sonra başladıklarını gösteriyor. Doğumdan sonra cinselliğin kalitesi birçok faktörden etkilenir. Yeni an­ne baba rolü eşlerin ikisi için de yo­rucu ve dikkat dağıtıcı olabilir. Kadı­nın vajinasında dikişler olabilir ve bazı kadınlarda bunlar cinsel ilişki sı­rasında ağrıya yol açarak sorun ya­ratmaya devam edebilir. Hatta zor bir doğum deneyimi vajinizme ne­den olabilir .

Vajinal doğumdan sonra gevşeyebilir ve penisi yeterince sıkı sarmalamayabilir. Pelvis tabanı eg­zersizleri kadının vajinasının yeni­den şekle girmesine yardım ede­cektir.

Emzirme de çiftin cinsel yaşamı­nı etkileyebilir. Tam gün emzirme yorucudur, zaman aiır ve bölünen uykusuyla kadın cinsel ilişkiden haz alamayacak kadar yorgun olabilir. Emzirmenin kadında libido üzerin­deki etkileri tartışmalı bir konudur. Emziren kadında hormon düzeyleri libidonun azalması gerektiğini gös­teriyor, ama bazı kadınlar emzirme­nin erotik bir deneyim olduğunu söylüyor. Eşlerinin emzirmesini gö­ren erkekler farklı tepkiler veriyor ve bir kısmı bundan rahatsız oluyor.

Genelde çiftlerin çoğu doğum öncesine göre bu dönemde daha az seviştiklerini söylüyor.

AMELİYATTAN SONRA CİNSELLİK
Prostat ameliyatları
Orta yaşlı ve yaşlı erkeklerde prostat büyümesi yaygın bir şikâyettir ve çoğu zaman erkek bu bölgedeki herhangi bir ameliyatın iktidarsızlığa ya da sorunlarına neden olacağını varsayar. En yaygın pros­tat ameliyatı yöntemi idrar yolu için­den yapılan TURP işlemidir (transü-retral prostat rezeksiyonu) ve iyi el­lerde bu ameliyat vakaların yalnızca %5′inde sorununa yol açar.

Öte yandan, prostat kanseri nedeniyle yapılan ameliyat ve rad­yoterapide erektil işlev bozukluğu riski yüksektir. Standart bir prostat ameliyatında (prostatektomi) erkek­lerin yaklaşık %80′inde erektil sorunlar gelişir ve son araştırmalar rad­yoterapide de sonuçların benzer dü­zeyde olduğunu gösteriyor. Bunun­la birlikte, sinir koruyucu prostatek­tomi olarak adlandırılan bir teknikte hastaların %80′inde ameliyattan 18 ay sonra yetisinin sürdü­ğü ya da yeniden kazanıldığı bildiri­liyor.

Bazı merkezlerde sinir greftleri yerleştirme teknikleri de uygulanı­yor ve sertleşmeyi korumada iyi so­nuçlar alınıyor. Bununla birlikte, kan­ser tedavisinde gerekli ameliyat tipi kişiden kişiye değişir ve bazı durum­larda sorunları kaçınılmaz olabilir.
Bununla birlikte, erkeklerin çoğu ve orgazma ulaşma yeti­lerinde herhangi bir bozulma olma­sa da, eskisi gibi meni çıkaramadık­larını fark ediyor. Bu durumda meni, idrar kesesine boşalıyor. Buna geri­ye doğru boşalma (retrograd ejakülasyon) adı veriliyor. Orgazmdan hemen sonra idrardan alınan sperm­lerle eşe suni döllenme yapılarak ba­şarılı sonuçlar elde edilmekle birlik­te, genellikle erkek bu durumda kısır kalabilir.

Ameliyatın nedeni prostat kanseriyse, östrojen tedavisi ya da er­kek cinsel hormonu testesterona karşı ilaçların kullanılması ve testislerin çıkarılması gibi başka bazı yön­temlere başvurmak gerekebilir. Bu­nun nedeni prostat kanserinin geliş­mek için testesterona ihtiyaç duymaşıdır. Bu gibi tedaviler sonunda libido azalması olasılığı yüksektir.

Histerektomi
Rahmin için önemli olup ol­madığı tartışması henüz açıklığa ka­vuşmadı. Bazı çalışmalarda rahmin alınmasından (histerektomi) sonra kadında cinsel doyumun arttığı bil­dirilirken, bir bölümünde de azaldığı sonucuna varılıyor. Birçok kadın da herhangi bir değişiklik olmadığını bildiriyor.

Rahmin alınmasına her iki yu­murtalığın alınması eşlik ettiyse, hormonal nedenlerle libido azalma­sı görülebilir. Yumurtalıklar alınma­mışsa, kadınların çoğu ameliyattan önce yaşadıkları sorunlardan (örne­ğin şiddetli, uzun süreli ve sancılı kanamalardan) kurtulup cinsel ya­şamlarının yeni bir evresine girmek­ten mutlu oluyor.

Mastektomi
Göğüsleri alınan (mastektomi) ka­dınların üçte biri, hiç değilse geçici olarak cinsel nazlarının azaldığını belirtiyor. Mastektomi vücudun gö­rüntüsünde sarsıcı bir değişikliğe neden oluyor ve bazı kadınlar cinsel olarak şekil bozukluğuna uğradıkla­rını ve artık çekici olmadıklarını dü­şünüyor. Ameliyattan sonra kadınla­ra memenin yeniden oluşturulması ve meme protezleri konusunda öneriler yapılabilir. Ayrıca eşlerin ve danışmanların, ameliyatın cinselliğe yansımaları olabileceği gerçeğini gözden kaçırmamaları gerekir.

Barsak Ameliyatları
Önemli bazı barsak ameliyatlarında barsağın ucu dışarı açılır; bu işleme, ince barsak söz konusuysa ileosto-mi, kalın barsak söz konusuysa ko-lostomi adı verilir. Barsak ağzına bir torba yerleştirilerek, barsak içeriği burada tutulur. Bu tür bir ameliyatın büyük psikolojik etkileri olabileceği ve kişinin cinsel işlevini etkileyebile­ceği açıktır.

Kaldı ki, bazı ameliyatlarda cinsel organlara giden sinirler de zarar gö­rür ve bu nedenle de cinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle rektumun (kalın barsağın son bölümü) alındığı ameliyatlarda bu daha sık görülür. Bu gibi vakalarda erkeklerin yaklaşık üçte birinde erektil sorunlar gelişir ve kadınların üçte biri nedbe (yara) dokusu oluşumu nedeniyle cinsel ilişki sırasında ağrı çeker. Bununla birlikte, ameliyattan birkaç yıl sonra cinsel işlevde düzelme olduğu da görülmüştür.

İleostomi ya da kolostomi geçir­miş kişiler yeni eşlerinin vücutların­daki kusuru keşfedeceği, eski eşleri­nin cinsel açıdan onları istemeyece­ği, sevişme sırasında torbanın patla­yacağı ya da hoş olmayan sesler ve kokular yayacağı endişesiyle dehşe­te düşebilir. Açıkçası, zamanla duru­ma uyum sağlanır ve yeni ya da es­ki eşlerin veya danışmanların konu ya duyarlı yaklaşması yardımcı ola­bilir. Birçok insan bu gibi ameliyat­lardan sonra evlenerek çocuk sahibi olur. Kaldı ki, eşler her ikisinin de kabul edilebilir ve zevkli bulduğu yeni sevişme yöntemleri geliştirebi­lir.

KALP KRİZİNDEN SONRA CİNSELLİK
kalp krizinden sonra “nor­male geri dönüşün” bir parçası ola­rak görülmelidir. Kriz sonrasında önemli komplikasyonlar yoksa se­vişmemek için hiçbir neden yoktur (ve zaten önemli sorunlar varsa kişi kendini kötü hissedeceği için cinsel­lik aklına gelmeyecektir). Cinsel iliş­kide harcanan çabanın iki kat merdi­ven çıkarken harcanan çabaya eşit olduğu söyleniyor; bu mümkünse,rahat bir ortamda fazla atletik hare­ketler yapmadan sevişmek de mümkündür.

Seyrek olarak cinsel ilişki anjinayı tetikleyebilir. Bu nedenle önceden bir dilaltı tableti (gliseril trinitrat) ya da spreyi alınabilir. Bazen kalp kri­zinden sonra yüksek tansiyon teda­visi başlatılır. İdrar söktürücüler (diüretikler) ya da beta blokerler gibi bazı tansiyon ilaçları zaman zaman erekti! sorunlara ya da libido azal­masına neden olabilir. Bu olursa doktora başvurarak dozu ya da ilacı değiştirin.

İNMEDEN SONRA CİNSELLİK
Bir araştırmada inme geçiren erkek hastaların çoğunda inmeyi izleyen yedi hafta içinde cinsel istek ve sert­leşmenin geri geldiği bildiriliyor. İnmeden sonra kişinin bir tarafında felç ya da kas zaafı kalabilir, dolayı­sıyla sevişme sırasında bunun dikka­te alınması gerekir. Kalp krizinde ol­duğu gibi, bazen yeni ilaçlar cinsel işlevi etkiler; bu gibi durumlarda doktorla görüşmekte yarar vardır.

OMURİLİK YARALANMALARINDAN SONRA CİNSELLİK
Aktör Christopher Reeve boy­nundan aşağısının felçli kalmasına yol açan yaralanmadan yalnızca bir­kaç ay sonra libidosunun bütünüyle yerinde olduğunu ve bir gün yeni­den baba olmayı umduğunu açıkla­dığı zaman hayli şaşkınlık yaratmıştı.

Gerçi her bireyin ayrı ele alınma­sı gerekir, ama eldeki kanıtlar omu­rilik yaralanması geçiren ve felçli kalan birçok kadın ve erkeğin cinsel is­teğinin normal olduğunu düşündü­rüyor. Bazı erkekler yaralanmadan sonra iktidarsız oluyor, ama çoğu ol­mayabiliyor. Boşalma sertleşmeden daha fazla etkileniyor. ­larda herhangi bir his olmasa da, bir­çok paraplejik kişi yaralanma önce-sindekinden farklı olmakla birlikte, olabildiklerini anlatıyor.

Veriler kadınların bu durumdan daha az etkilendiğini düşündürüyor ve birçok kadın yeni yaşamlarına uyum yaparak haz alınan bir cinsel yaşama kavuşuyor. Kadınlarda do­ğurganlık genellikle etkilenmiyor ve âdet kanamaları eskisi gibi devam ediyor. Erkeklerde boşalma olup ol­mamasına bağlı olarak kısırlık görü­lebilir, ama bazen yapay döllenme bir seçenek olabilir.

Tags: , , , ,

 
| Bluetooth’lu laserli klavye | | Kadınlar; Kalp Krizi Riskinizi Düşürün | | Teröre MSN’de güllü tepki | | Gül Etamin Masa Örtüsü | | Alişan - Hele Bi | | PİLAVLI TAS KEBABI | | Sezen Aksu - Kapalıyız | | :) Derİ | | ÇİLEKLİ ÇİKOLATALI PASTA ve ÖZEL GÜNLER | | Meyveler ve yararları |
Ekle Bunu