Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
21
2008
8:00 am
Tags:
Post Meta :

Prostat ve fonksiyon bozuklukları, erkekleri yaşlanmayla birlikte bekleyen 2 önemli tehlike. 40’lı yaşlardan itibaren erkeklik hormonu testosteron düzeyindeki göreceli azalmaya paralel olarak fiziksel, işlevsel ve ruhsal değişiklikler ortaya çıkar.
İster cinsellikle ilgili, ister prostat ve üriner sistemle ilgili olsun herhangi bir hastalığın ilerlemesinden sonra hekime başvurmak tedaviyi güçleştirir. Önemli olan, hastalıkların belirti vermeden önce teşhis edilmesi ve tedaviye bir an önce başlanmasıdır. Üroandrolojik check-upta cinsellikle ilgili olabilecek organik etkilenmelerin veya hormonal bir problemin olup olmadığına ve eğer böyle bir sorun saptanırsa hormonal tedavinin verilip verilemeyeceğine bakılır. Testosteron hormonunun düşmesi libidoyu, yani isteği ve performansı azaltır. Bu hormonun takviyesi, ancak prostatta kesinlikle testosterona karşı bir etkilenme meydana gelip gelmeyeceğinin belirlenmesiyle mümkün olabilir. Bu nedenle erkeklerin 40 yaşından sonra her yıl üroandrolojik check-up’tan geçmeleri son derece önem taşır.

Üroandrolojik Check-upta Prostat Kontrolü:
İdrar kesesi ile rektum (kalınbağırsağın son bölümü) arasında bulunan prostat, spermi besleyen sekresyon sıvısı salgıladığından fonksiyon ve spermin hareketi açısından önem taşır. 40’lı yaşlardan itibaren erkeklerde prostat enfeksiyonu ve tümör gelişme riski yükselir. Bu hastalıklar etkili bir şekilde tedavi edilmezse daha yaşamsal tehditler yaratabilir. Klinik muayene, sonografik tetkik ve kanda PSA düzeyinin kontrolü ile prostat hastalıkları ve kanseri erkenden teşhis edilir ve tedavisi derhal düzenlenebilir. Bu da üroadrolojik check-upın önemini bir kez daha ortaya koyar.

Üroandrolojik Check-upta Fonksiyon Kontrolü:
Andropozun menopozdan en önemli farkı erkeklerin hormonal değişimleri bu şekilde yıllar içinde yavaş olarak yaşaması ve ömrünün sonuna dek istek ve aktivitesini sürdürebilmesi hatta ileriki yaşlarda çocuk sahibi olabilmesidir. Çalışmalar bu hormon düzeyinin her yıl % 1 oranında azalma gösterdiğini ortaya koyuyor. Erkekte ilerleyen yaşla birlikte testosteron hormonundaki azalma ve hormonal bu değişiklikler sonucu arzuda azalma ve sorunları ortaya çıkabilir. Bununla beraber diyabet, hipertansiyon, kolesterol seviyeleri, merkezi sinir sistemi hastalıkları, sigara alkol kullanımı gibi faktörler de erken yaşlarda dahi fonksiyon problemleri çıkmasına sebep olan faktörlerdir.

Önemli olan üroandrolojik check-up ile gereken psikolojik ve fizyolojik değerlendirmelerin yapılarak sebebin ortaya konması ve buna göre tedavinin yapılmasıdır. Laboratuar tetkiklerini takiben yapılan doppler ultrasonografi ile damarsal kontroller yapılır. sorununda organik faktörlerin tespitinde kullanılan NPT-Uyku testi , uykudaki rüya fazında oluşan ereksiyonların bilgisayar tarafından kaydedilerek incelenmesidir. Psikogram testleri ile de erkeğin çocukluğundan itibaren geçirdiği ve psikojenik yapısını etkileyen faktörler değerlendirilir. problem veya performansında bu faktörler sebebiyle bir etkilenme var ise, tedavi buna göre düzenlenir.

Tags: , , , , ,

Nisan
16
2008
10:50 pm
Tags:
Post Meta :

Yumurtalıkların daha az kadınlık hormonu üretmeye başlayan her kadın belli bir yaşa geldiğinde menopozu yaşar. Ancak gelişen tıp ve teknoloji, bu dönemin hissedilmeden atlatılmasını, hatta olumlu yönlerinin kadınlar tarafından yaşanmasını mümkün hale getirdi. Tabii bu ancak düzenli doktor kontrol ve tedavileri ile mümkün…

Doğal olarak azalmaya başlayan hormonları kısmen yerine koymayı hedefleyen hormon replasman tedavisi, bu dönemde olabilecek riskleri en aza indirebilmekte, yaşam kalitesini arttırmaktadır. Ancak bunun için rutin doktor kontrolleri gerekir. Menopoz adetlerin kesilmesi olarak adlandırılır. Ortalama menopoz yaşı Türkiye için tam olarak bilinmemektedir. Adetlerin ilk başlama yaşı ile menopoz yaşı arasında bir ilişki bulunmaz. Yüksek yerlerde yaşayanlarda ve sigara içen kadınlarda menopoz daha erken yaşlarda başlar. Adet kanamalarının araları menopozdan 2 ile 8 yıl öncesinden uzamaya başlayabilir. Yani adetlerin seyrekleşmesi hemen menopoza girileceğinin bir göstergesi değildir.

MENOPOZDA GÖRÜLEN BELİRTİLER

Adet düzeninin bozulması: Menopoza yaklaşıldığında yumurtlama daha seyrek olmaya başlar. Bu nedenle adet kanamasının miktarı azalır ve gebe kalma olasılığı azalır. Ancak bazen adet kanamasının miktarında tam tersine bir artma görülebilir.Vazomotor bozukluklar: Bunlar ateş basması, terleme, çarpıntı, yüzde ve boyunda kızarıklıklar gibi belirtileri içerir. Bu belirtiler hastaların % 50’sinde görülür, ancak daha sonra görülme oranı gittikçe azalır ve menopozdan 4 yıl sonra hastaların ancak % 20’sinde rastlanır.Psikolojik bozukluklar: Menopoz döneminde sıkıntı, gerginlik ve depresyon gibi psikolojik bozukluklarda artma görülür. Menopozda östrojen eksikliğine bağlı olarak uyku kalitesi bozulur. Östrojen hormonu uyku kalitesini artırır, uykuya dalma süresini azaltır. Vajina ve idrar yollarının örten tabakalardaki incelmeye bağlı olarak ilişki sırasında ağrı, kaşıntı ve idrar yapmada zorluk gibi yakınmalar görülebilir. Ayrıca ciltte kollajen dokusunun azalmasına bağlı olarak incelme oluşur. Vajina ve idrar yollarındaki bu belirtiler östrojen tedavisine çok iyi yanıt verir ve tedavinin birinci ayında önemli oranda düzelme görülür. Ancak tam iyileşme 6 ile 12 ay sonra sağlanır.Kemiklerde erime (Osteoporoz): Osteoporoz kemik dokusunun mikroskopik yapısındaki bozukluklar sonucunda kırıklara eğilimin artmasıyla karakterize bir durumdur. Vücutta kemik dokusu “kortikal kemik” ve “trabeküler kemik” olarak ikiye ayrılmaktadır.Trabeküler kemik sırt ve bel kemiğini oluşturan dokudur. Kemik kaybı aslında 20 yaşından sonra başlamakla birlikte, menopoz dönemine kadar görülen kayıp önemsizdir. Menopozdan sonra trabeküler kemikte yılda % 5 ve vücudun total kemik kitlesinde ise yılda % 1-1.5 oranında bir kayıp görülür. Menopozdan 20 yıl sonra trabeküler kemik kitlesinde % 50 ve kortikal kemiklerde % 30 kayıp olur. Bunun sonucunda boyda kısalma ve kırıklara eğilimde artma görülür. Kemik kaybının önlenmesinde yaşam şeklinin önemi vardır. Menopoz dönemindeki kadınlara günde 2-2.5 km. yürüyüş önerilmekte ve bunun tedavinin etkinliğini artırdığı düşünülmektedir. Ayrıca alkol ve sigara kullanımından kaçınılması gerekir. Özellikle sigara kullanımı kemik kaybını artırmaktadır.: Menopozda vajinada kayganlığı sağlayan sıvıda bir azalma olur ve vajina dokusundaki incelmeye bağlı olarak esneklik azalır. Bunların sonucunda ilişki sırasında aşırı, kuruluk, vajinada daralma, yanma, tahriş ve ilişki sonrası damlama şeklinde kanama görülebilir. Ancak bu belirtiler hastanın aktivitesi ile de ilgilidir. Normal yaşamına devam eden hastalarda bu belirtiler daha az görülürken, ilişki sıklığı azalan hastalarda bu bozukluklarda daha hızlı bir ilerleme görülmektedir.

TEDAVİ

Menopozun tek bir “tedavi”si yoktur. Aslında yapılmaya çalışılan bu hormonal değişimin vücutta çeşitli sistemlerde yaptığı istenmeyen değişiklikleri önlemek ve hayat kalitesini yüksek tutmaktır.Menopoz tedavisinin asıl ilacı östrojen olmakla beraber değişik nedenlere östrojen alamayanlarda sadece progesteron ya da kemik yoğunluğunu arttırmaya bir miktarda olsa faydası olan spreyler veya haplar kullanılabilir.Özellikle bütün menopozdaki kadınların kemik yoğunluğunu korumak için bol miktarda süt ve süt ürünleri tüketerek kalsiyum alımını arttırmaları ve düzenli olarak egzersiz yapmaları önerilmektedir.

MENOPOZDA BESLENME

Özellikle menopoz döneminin sonundaki kişilerde sıkça görülen osteoropozu (kemik yapısının bozulması) hafif geçirmek için bu dönemde tüketilen besinlere ve fiziksel aktivitelere dikkat edilmesi gerekir.Kemik yapısında bulunan bazı besin öğelerinin uzun vadede yetersiz alınmaları veya emilim bozuklukları sorunun besinsel kısmını oluşturuyor. Yüksek lifli diyetler, aşırı alkol, sigara ve kafein tüketimi, hatalı beslenme ve kalsiyum eksikliği osteoporoz için zemin oluşturuyor. Bu dönemde idrar yoluyla kalsiyum atılımı fazla olduğundan, diyet uygulanarak kalsiyum alınması gerekiyor. Kalsiyum açısından en iyi kaynak peynir, yoğurt gibi süt ürünleri. Yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, kurutulmuş meyveler, susam, fındık, pekmez de kalsiyum bakımından zengin besinler arasında yer alıyor.

Menopozla İlgili Yanlış Bilgiler

Östrojen tedavisi kalp hastalıklarına neden olur.-Aksine kalp hastalıklarını ve kemik erimesini önler. Östrojen tedavisi rahim kanserine neden olur.-Tedaviye uygun dozda progesteron eklendiğinde rahim kanserinde bir artışa kesinlikle yol açmaz. Menopoz döneminde hayat biter.-Bu tamamen hastanın aktivitesiyle ilgilidir. Normal yaşamına devam eden hastalarda menopozu daha rahat geçirmektedirler.

Tags: , , , , , , , ,

Nisan
14
2008
7:40 pm
Tags:
Post Meta :

FİZİKSEL NEDENLER
*”Normal”
Bazı insanların yiye­cek ve içecekler karşısında daha iş­tahlı olduğunu kabul ettiğimiz gibi, cinsellikle ilgili araştırmalar da libi­donun insanlar arasında büyük fark­lılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Bütün araştırmalarda düzenli bir şe­kilde haftada birkaç kez orgazma ulaşan erkekler ve kadınlar yanında, uzun süre rahatlama gereği duymayanların da olduğu görülü­yor.

Hormonal
Çok seyrek olarak, ortada başka hiçbir neden yokken li­bidoda değişiklik gözlemlenmesi hipotalamus, hipofiz bezi ya da testislerde bir hastalığa bağlı olabiliyor. Bunun dışında erkeklerde erkek cin­sel hormonu testesteron yaşla gide­rek azalır ve bazı erkeklerde libido azalması diğerlerinden daha erken gelişir. dürtüleri daha kırılgan olan kadınlarda da, âdet döngüsü sı­rasında iniş çıkışlar gözlemlenebile­ceği gibi, gebelik, doğum sonrası ve menopoz gibi önemli hormonal de­ğişikliklerle birlikte libidoda da bü­yük değişiklikler olur. Gebeliği önle­yici haplar da dahil olmak üzere, herhangi bir hormon tedavisi gören kadınlarda libido bundan olumsuz etkilenebilir.

Genel sağlık durumu
Tahmin edileceği gibi ağır hastalıklar ya da uzun süreli sağlık sorunları libidoyu azaltır; bu strese bağlı olabileceği gibi, özgül bazı biyokimyasal deği­şikliklerle de ilgili olabilir. Viral en­feksiyonu izleyen halsizlik sırasında da dürtü azalabilir.

İlaçlar
Birçok ilaç libido azalma­sına neden olabilir. Şizofreni ya da psikoz tedavisinde kullanılan ilaçlar, morfin içeren ağrı kesiciler, hiper­tansiyonda kullanılan beta blokerler ve yukarıda sözü edildiği gibi hor­mon tedavisi bunlar arasında yer alır. Östrojen ya da siproteron kulla­nan erkekler libidonun çok azaldığı­nı fark edeceklerdir.

Duygu-durum değişiklikleri
Depresyonda istek azalması, iştah azalmasından ve uykusuzluk­tan da önce gelişebilir. Tersine manik atak geçiren ya da hiperaktif ki­şilerde dürtü çok artar. dürtünün duygu-durum (ruh hali) değişikliklerinden etkilenme düzeyi kişiden kişiye farklılık gösterir ve ba­zı kişilerde görece küçük olayların etkisi büyük olabilir.

PSİKOLOJİK NEDENLER
Kişinin ilişkideki gerilimler sonucun­da eşine duyduğu ilginin azal­masıyla dürtü azalması arasın­da ayrım yapmak önemlidir. İnsanın dürtü kaybından yakınması, artık eşine ilgi duymadığını ya da değişik nedenlerle eşiyle iliş­kinin kendisinde çok gerilim yarattı­ğını kabul etmesinden çok daha ko­laydır. Bu gibi durumlarda bazen is­tek vardır ama bastırılmıştır ya da ki­şi mastürbasyonla ya da başka eşler­le rahatlama olanağı bulmaktadır.

Bunun dışında dürtünün az olmasına yol açan nedenler çok kar­maşık ve kişiye özgüdür ve dikkatle irdelenmesi gerekir. Bazı kişilerde korku ve endişeyle ya da suçluluk ve utanç duygularıyla öylesine yalandan ilişkilidir ki, bunlar uyarılmayı önler. Bazı kişiler de ken­di fantezilerinden (özellikle eş ya da şiddet veya sıra dı­şı uygulamalar içeriyorsa) dehşete düşebilir ve kendi kimliklerin­den korkmaya başlar.

Bazı kişiler yalnızca yabancılar, fahişeler gibi kendileri açısından “güvenli” buldukları kişilerin yanın­da olarak uyarılabildiklerini, kendi düzeylerinde bir eşle ilişki kur­ma olasılığını çok “tehlikeli” bulduk­larını fark eder. Bu tür kişiler düşlerindeki eşi bulmuş ve umutsuzca bir ilişki kurmak istiyor olabilirler, ama o kişi karşısında neden olarak uyarlamadıklarını açıklayamazlar.

TEDAVİ VE BEKLENEN SONUÇLAR
dürtünün az olmasının ne­denleri çok farklı ve çok karmaşık olabileceği için, gerekli tedavi süre­si ve tedavinin başarı derecesi de çok farklı olabilir. Bu durumda, iyi tanımlanmış ve kolayca çözülebile­cek bir sorunu olan kişinin, durumu daha karmaşık olan kişilere göre da­ha çabuk ve daha iyi sonuç alacağı açıktır.

Kişisel dürtüleri normal düzeyde olan, ama birbirlerine duy­dukları ilgide sorunlar yaşa­yan çiftlerin ilişki konusunda danış­mana başvurmaları bazen daha uy­gun olabilir. Bunun dışında te­rapistleri kişileri tek başlarına ya da eşleriyle birlikte görüşebilir. ruh sağlığı (psikoseksüel) terapisin­de farklı yöntemler kullanılabilir, ama esas olarak kişiye ya da çifte ilgilerinin neden azaldığını açıklığa kavuşturmada yardım et­mek amaçlanır. Bu korkutucu nite­likte olmayan, basit bazı egzersizler­le ya da ev ödevleriyle birleş­tirilebilir ve daha son­ra bu uygulamalar karşısındaki duy­gular irdelenebilir.

Viagranın erkeklerde erektil işlev bozukluğu sorununu bütünüyle te­davi eden bir ilaç olduğu manşetlere yansıdıktan kısa bir süre sonra, bu ilacın uyarılma ve so­runu olan kadınlarda da mucize ilaç olabileceğini düşündüren yeni bazı bildiriler yayımlandı. Viagra internet­te kadınlar için (Viacreme adında) bir krem olarak pazarlanıyor. Gerçi bu ilaç erkeklerde olduğu gibi kadınlar­da da organlara kan akışını ar­tırabilir, ama doktorlar kadınlarda (belki de erkeklerde de) uyarıl­manın kan akışmdaki değişiklikler­den çok, psikolojik ve duygusal et­menlerle ilişkili olabileceği konusun­da uyarıda bulunuyor. Özgül bazı fi­ziksel uyarılma sorunları olan kadın­lar bu ilaçtan yararlanabilir, ama pek çoğu için yararlı olmayabilir.

dürtünün az olmasıyla il­gili bazı psikolojik sorunlar çok kar­maşık olabileceğinden, bazen her­hangi bir ilerleme görülebilmesi için uzun ve yoğun bir tedavi süreci ge­rekli olabilir. Bu kişilerin çoğu teda­viden yararlansa da, bir bölümünün tedavisi güç olmaya devam ede­cektir.

Tags: , , , , , , , , , ,

Nisan
12
2008
7:53 pm
Tags:
Post Meta :

sorunların çoğu eşlerin farklı hızda ve tarzda yanıt vermele­rinden ya da uyarılmaya yanıt verememelerinden kaynaklanır. Er­kek uyanlmaz ve penisi sertleşmezse, eşi açıdan engellenmişlik duygusu yaşayacak, çekici olmadığı ve reddedildiği duygusuna kapıla­caktır. Kadın cinselliğe karşı ilgisiz-se, sevişmekten kaçınabilir ya da ye­terince uyarılmadığı için ilişki­nin acı verdiğinden yakınabilir. Bu durumda eşi onu nasıl uyaracağını bilemez ve kendisini başarısız hisse­der.

Erkeklerin elektrik ampulleri gibi hemen yanıt verdikleri, oysa kadın­ların ütü gibi yavaş yavaş ısındıkları söylenir. Böyle eğlendirici sözler in­sanların ilişkilerindeki karma­şıklığı ve farklılıkları aşırı basite indir­giyor; kendisinin ampule benzeme­diğini düşünen birçok erkeği de in­citebilir! Aslında dürtünün ka­dında daha fazla olduğu birçok çift vardır.

Geçmişte üzerine birçok araştırma yapıldı; bunların en ünlü­leri Masters ve Johnson ile Kinsey ve Hite tarafından yapılanlardır. Bu anketlerin hepsi erkekte aktivitenin erken yaşlarda doruğa ulaştı­ğını, genellikle ergenlik çağına denk gelen bu dönemde erkeğin haftada ortalama beş yaşadığını gösteriyor. Kırk yaşlarına gelen er­kekte bu oran haftada iki-üç orgaz­ma düşüyor ve bu sayı yaş ilerledik­çe giderek azalıyor.

Buna karşın, sonuçlar kadınlarda aktivitenin yirmili yaşların so­nunda ya da otuzlu yaşlarda doruğa ulaştığını ve gerek artış hızının, ge­rekse yaşla azalma hızının erkekler­den çok daha yavaş olduğunu dü­şündürüyor. Ayrıca kadınlarda âdet kanamaları, doğurganlık, gebelik ve menopozun önemli rol oynadığı çok daha karmaşık bir yaşam var­dır.

“Genel bir davranış kalıbı” bu­lunmasına karşın, bütün araştırma­larda insanların çoğunun ortalama­dan çok farklı olduğu, yıllarca boşal-mayan erkekler ya da günde birkaç kez uyarılan kadınlar bulunduğu gö­rülüyor. Bunun gibi, günde birkaç kez boşalan erkekler yanında, ya­şamları boyunca yalnızca birkaç kez uyarılmış kadınlar da var. Gerçek şu ki, bu “genel davranış kalıbına” uy­gun olup olmamaktansa, kendi cin­selliğinden memnun olmak çok da­ha önemli.

Dinsel ve kültürel inançlar kişile­rin karşısındaki tutumların­da ve kabul edilebilir ya da edilemez saydıkları davranışlarda son derece önemli, belirleyici bir rol oynuyor. Kişi bir davranışın (örneğin kendi kendini tatmin [mastürbasyon]) za­rarsız olduğunu bilse bile, duygusal olarak yine de suçluluk ve pişmanlık duyabiliyor.

Yaklaşık bir kuşak önce cinselliğe erkeklerin kadınlardan daha fazla ilgi duyduklarına inanılır, dolayısıyla er­keğin mastürbasyon yapması, ilişkileri başlatması, hatta para öde­yerek yapması çok daha hoşgö­rüyle karşılanırdı. Feminizm dalga­sıyla ve kadın haklarının ve kadın so­runlarının kabul edilmesiyle kadın cinselliği çevresindeki tabular kalktı ve artık cinselliğin kadınlarda da er­keklerdeki kadar önemli olduğu bili­niyor. Günümüzde kadınlar kendile­rinin de istekleri olduğunu, mastürbasyon yaptıklarını ve fanteziler kurduklarını kabul etmeye daha yatkınlar. 1981 yılında gerçek­leştirilen bir araştırmada görüşme yapılan kadınların yüzde 73′ü 20 ya­şından önce mastürbasyon yaptığını söylüyordu. Aynı araştırmacıların 15 yıl önce, 1966 yılında gerçekleştir­dikleri benzeri bir araştırmada bu ra­kam yalnızca yüzde 46′ydı. Giderek mastürbasyon yapan kadın sayısı mı artıyor, yoksa artık kadınlar bundan daha kolay mı söz edebiliyor?

Tags: , , , , ,

Nisan
4
2008
10:51 am
Tags:
Post Meta :

Menopoz kelimesi, yunanca aylık anlamına gelen men ve kesilme anlamındaki pause kelimelerinden gelir ve beklenmedik bir olay değildir. Yeterince yaşayan her kadının ardarda gelen doğal ve normal yaşam evrelerinden biridir.
Anne kız çocuğa gebe kaldığında, çocuğun sahip olacağı yumurta sayısı matematiksel olarak belirlenir. Çok az olguda bu sayı farklı olur. Gebeliğin hemen başında bu sayı 6-7 milyon kadardır. çocuk doğuncaya kadar geçen süre içinde doğal seçimle bu sayı azalır. Doğum esnasında her kız çocuğunun 400 000 – 500 000 yumurtası vardır. Bu sayı sabittir ve artık geri sayım başlamıştır. Yumurtalar yumurtalıklarda ergenlik çağına yani adet görme yaşına kadar sakin, sessiz beklerler. Bu dönemde vücudun gelişmesi ile paralel olarak cinsiyet ile ilgili hormon salgıları başlar ve artık yumurtalar bu salgıya olgunlaşarak cevap verirler. Düzenli adetler yumurta olgunlaşması ve her ay kadın vücudunun gebeliğe hazırlığını gösterir. Her adet döneminde yaklaşık 900 – 1000 yumurta olgunlaşma çabasına girişir, ancak bunlardan sadece biri, pek nadiren de ikisi yeni bir canlı oluşturabilecek kadar olgunlaşır ve döllenmek üzere yumurtalık dışına atılır. Geri kalanlar, yani seçilemeyenler bulundukları yerde telef olurlar. Bu matematiksel hesaba göre hanımlar yaşamları boyunca 400 – 500 adet kanaması geçirecek demektir, çünkü yumurta sayısı ancak bu kadarına izin verir. Bu zaman olarak hesaplandığında 30 ila 40 yıllık bir dönem demektir. 10 – 12 yaşlarında adetlerin başladığını düşünürsek yumurtaların tükeneceği yaşı bulmak zor olmayacaktır. Bu yaş antik çağdan beri değişmemiştir ve hesaba göre 50 – 52 olarak belirmektedir. Sigara içen hanımlarda bu durum 5 – 7 yıl önce gelişir. Bu yaşlarda hanımların son kez yaşadıkları adet kanamasına da menopoz denir.

Menopoz, kadınlarda genellikle 45-50 yaşları arasında yumurtalıkların görevini eskisi gibi yapamamasına bağlı olarak adetten kesilmeye verilen addır.
Menopoz bir değil, yalnızca yaşamın bir dönemidir.

Menopoz, kaçınılmaz bir yazgı değildir. İyi bir tedavi ile bu dönemi sorunsuz geçirebilirsiniz.

Menopozun ilk belirtileri; adet düzensizlikleri, uykusuzluk, gerginlik, ateş basması, çarpıntı gibi sorunlardır.

Ciltte kırışıklık, idrar kaçırma, bölgede kaşıntı, yanma, kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve isteksizlik menopozun ileri dönemlerinde görülen yakınmalardır.

Menopoza girilmesiyle vücutta başka hastalıklar da ortaya çıkabilir. Bunların başında kalp ve damar hastalıkları ile osteoporoz denilen kemik erimesi gelir.

Menopozda hormon tedavisi, vücutta yaşa bağlı olarak azalmış olan kadınlık hormonunun yerine konması anlamına gelir.

Hormon tedavisi, bir doktor tarafından, gereken bütün tetkikler yapıldıktan sonra başlanırsa kesinlikle kansere neden olmaz.

Hormon tedavisi kilo almaya neden olmaz.

Menopoz tedavisine adet düzensizlikleri başladığı zaman başlanırsa en kısa sürede en iyi sonuç alınır. Menopoza bağlı rahatsızlıklar ortaya çıktıktan sonra başlanan menopoz tedavisi, şikayetlerin artmasını önler ancak vücutta meydana gelmiş hasarları gideremez. Örneğin tedavi ile kemik erimesi önlenir, fakat azalmış olan kemik dokusu yerine gelmez.

Menopoz tedavisinde süreklilik çok önemlidir. Bazen ömrünüzün sonuna dek ilaç kullanmanız gerekebilir. Doktorunuzla çok iyi bir ilişki kurmalı, kafanıza takılan soruları mutlaka sormalısınız. Unutmayın eğer iyi bir tedavi görürseniz, MENOPOZ DÖNEMİ SİZİN İÇİN YAŞLILIK DEĞİL, İKİNCİ BAHARINIZ OLABİLİR. Bu dönemin kendine özgü güzelliklerini mutlaka görmelisiniz.

Premenopoz, 40 yaş civarında başlar, genellikle belirti vermez. Sadece çok küçük hormonal değişimler gözlenebilirve menopoz ile sonlanır. Adet araları normal sınırlar içinde kalmak üzere (örneğin 21-25 günde bir adet görme) kısalır. Üreme yeteneğindeki ilk yaşlanma bulguları folikül stimüle edici hormon (FSH) salgısındaki artıştır. Luteinize edici hormon (LH) bundan etkilenmez, çünkü östrojen ve progesteron normal düzeylerdedir.

Klimakterium, genellikle 45 yaş civarında başlar ve yaşlılık (senil) döneminin başlangıcı kabul edilen 65 yaşa kadar devam eder. Adet düzensizlikleri, sıcak basmalarının ortaya çıkması gibi bulgu ve belirtiler, klimakterik dönemin başladığını gösterir.

Perimenopoz, klimakterium ile birlikte başlar ve menopozdan 1 yıl sonra biter. Yoğun yakınmaların olduğu dönemlerden biridir. Perimenopoz döneminde adet araları çok değişkendir. (20 - 35 gün) ve % 40’ında artık yumurta (oosit) üretimi yoktur. FSH ve daha az olmak üzere LH düzeyleri genellikle yüksek, östrojen ve progesteron seviyeleri genellikle düşüktür.

Menopoz, geçirilen son adet kanamasını niteleyen bir kavramdır. Menopoz bir dönem değil sadece görülen son adet kanamasının adıdır. Sonuçta sayısı belli olan yumurtalar (oositler) tükenir. Menopoz yaşını geciktiren en önemli faktörün, adet aralarının uzun olmasıdır (30-35 gün). Menopoz yaşını etkileyen en önemli dış etken sigara içimidir.

Postmenopoz, menopozal geçiş döneminin son fazıdır. Son adet kanamasından yani menopozdan 1 yıl sonra başlar ve yaşlılık dönemi başlangıcına kadar sürer. Postmenopozal dönemde terleme, sıcağa tahammülsüzlük, uykusuzluk gibi vazomotor belirtiler ve psikolojik yakınmalar ağırlık kazanacaktır.

Östrojen eksikliğinin çeşitli başka etkileri de ortaya çıkacaktır. Ürogenital sistem yaşlanması ve gerilemesi, buna bağlı olarak idrar tutamama, ağrılı idrar yapma gibi üriner yakınmalar ve elastikiyet kaybı, kırışıklık, cilt gerginliğinin azalması, saçlarda seyrelme gibi dermatolojik problemler görülecektir. Östrojen eksikliğinin uzun dönem sonuçları kemik erimesi (osteoporoz) ve kalb-damar sistemi (kardiovasküler) hastalıklarında artıştır.

Serum yağ düzeylerinin yüksekliği, yüksek kan basıncı, aşırı kilo alma, fizik aktivitesi az bir yaşam, sigara ve alkol değiştirilebilir kalb-damar sistemi risk faktörlerini oluştururken, erken menopoz (45 yaştan önce) ve ailesel yatkınlık değiştirilemeyen risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Genetik özellikler, erken menopoz, ilk adetin geç ortaya çıkması, kullanılan ilaçlar, beslenme ve yaşamsal alışkanlıklar menopozdaki kemik mineral kaybı ya da başka bir deyişle kemik erimesinin risk faktörlerini oluşturur. Kemik yoğunluğunun incelenmesi özellikle önemlidir, çünkü kemik kütlesinin her bir standard sapma değeri azalmasında, kemik kırığı riski ikiye katlanmaktadır. Kemik mineral yoğunluğunu kantitatif ölçen çeşitli yöntemler vardır. Ülkemizde en yaygın kullanılan kantitatif yöntem dexa‘dır. Takibin 2 yılda bir yapılması yeterlidir.

Menopozda memedeki değişimler, süt salgı bezleri ve kanal sistemi yapılarının gerilemesi, yağ dokusunun azalması, meme boyutlarının küçülmesi ve meme hastalıklarının azalmasını kapsar. Menopozal dönemde meme takibi, genital muayeneye meme muayenesinin eklenmesini, 2 yılda bir mamografi, ya da yılda bir meme ultrasonografisini içerir.

Endometrial inceleme özellikle hikayesinde doğurganlık döneminde düzensiz yumurta üretimi ya da çoğu kez üretememe, rahim duruyorsa tek başına (progesteron almadan) östrojen kullanma, şeker hastalığı (diabetes mellitus), şişmanlık, kronik karaciğer hastalıkları, kronik alkol kullanımı olanlarda önemlidir. Ayrıca düzensiz vajinal kanama olanlarla; ultrasonografi bulgularında hormon yerine koyma tedavisi öncesi endometriumu 5 mm’den kalın ya da düzensizlik olanlarda endometrial inceleme (biopsi) gereklidir.

Menopozdan sonra hanımların çoğu kere yaşadıkları sıkıntıların, değişimlerin nedeni, yumurta gelişirken yeterince ürettikleri, ama yumurta tükendikten sonra üretemedikleri özellikle östrojen hormonu eksikliğine bağlıdır.

Gerekli olduğunda bir ameliyatla yumurtalıkların çıkarılması da aynı eksikliği ve sorunları yaşa bağlı olmaksızın yaşatacaktır. Sadece rahmin çıkarılması, yumurtalıkların yerlerinde bırakılması adet kanamalarını engeller, çünkü kanama rahimdeki doku değişimidir, ancak hormon salgısı normal devam ettiği için menopoz sonrası sorunlar ortaya çıkmaz, taa ki yumurtalar tükeninceye kadar.

Memeliler arasında sadece insan üreme yeteneğini kaybettikten sonra da uzunca bir süre yaşar, diğerleri ise üreme fonksiyonlarını yitirdikten kısa bir süre sonra ölürler. Aslında üreme yeteneğinin sona ermesinden sonra yaşamın devam etmesi, insanlar için de çok eski değildir. Ancak 19. Yüzyıl ortalarından bu yana insan, özellikle de kadın ömrü uzadığı için günümüzde “ menopoz ” diye bir kavram vardır.

Kadın hayatının bu dönemi sadece kadın sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da çok önemlidir. Son yüzyılda insanın ortalama ömrü 80’li yaşlara uzarken doğa, sanki doğurganlık döneminde yüklendikleri riskleri ödüllendirircesine, kadınlara daha cömert davranmıştır. Ortalama menopoz yaşı 50-52 kabul edilirse, kadınların bundan sonra da yaşayacak 25-30 yılları daha vardır. İşte bu dönemin sağlık içinde ve konforlu yaşanması için hormon yerine koyma tedavisi HRT günümüzde çok sıklıkla kullandığımız bir yöntemdir.

Menopozda Ortaya Çıkan Şikayetler ve Değişimlere Yakından Bakış

Bu bölümde menopoz ve yaşlılıkta kadında meydana gelen değişimler ve yakınmalara biraz daha yakından bakalım ve bir sonraki bölümün sonunda daha detaylı bahsedeceğimiz hormon yerine koyma tedavisi yanında, bu yakınmaları azaltıcı önlemleri gözden geçirelim.

Adet düzensizlikleri : Yumurta ve hormon üretimindeki aksamalardan kaynaklanır. Üreme yeteneği azalır, ama sürer. Hem istenmeyen gebeliklerden korunmak, hem de adetlerin düzenini sağlamak için doktor önerisi ve kontrolü ile gebeliği önleyici haplar kullanılabilir. Ancak adetleri düzensiz olan her hanımın doktora başvurması gereklidir.

Sıcak basmaları ve terleme nöbetleri : Belden yukarıda, özellikle yüz ve boyunda hissedilir. Çoğunlukla ciltte bir pembelik, ısı artışı ve terleme ile birliktedir, nabız sayısında da artış vardır. 3 – 6 dakika süren bu olayı genellikle bir titreme ya da ürperme takip eder. Soğuk terleme şeklinde de orta çıkabilir. Böyle durumlarda,
Sakin olmaya çalışılmalı,
Derin nefes alma ve gevşeme egzersizi yapılmalı,
Sıcak hava, alkol, kahve, çaydan kaçınılmalı,
Giysiler hafif ve kolay değiştirilebilir olmalıdır.
Ayrıca soğuk kopmreslerle soğutma da yapılabilir.

Sinirlilik, yorgunluk, depresyon, aşırı hassasiyet, kendini hasta hissetme, uykusuzluk :Burada ortaya çıkan yeni bir döneme girişin getirdiği negatif duygulardır. Üreme yeteneğinin kaybedilmesi, alışılan adetlerin kesilmesi, yaşlanma, cazibenin kaybedilmesi korkusu bu olayları uyarır. Kimi zaman ilaçla yardım gerekir. Daha önceden var olan psişik bozukluklar yeniden ve artarak ortaya çıkabilir. Kimi zaman da genç kızlığa özenti gelişebilir.
B vitamini (ilaç, tahıllar),
C vitamini,
E vitamini,
Bitkisel çaylar,
Sarımsak hapları yararlı olabilmektedir.
Baş ağrısı, sırt ve kas ağrıları, hastalığı, çarpıntı, gaz sancıları:Östrojen azalmasına bağlı olarak kaslarda biriken laktik asid kolay yıkılamaz.
Kilo artışı: Vücut ihtiyaçları değiştiğinden beslenme de değişmelidir. Eski alışkanlıkla aynı beslenme düzeni sürerse kilo artışı hemen ortaya çıkar. Yağlı, tuzlu ve karbonhidratlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
Her yemekte protein ve yeşil sebze ve meyve bulunmalı,
Kahve, çikolata ve benzerlerinden kaçınılmalı,
Atıştırma yasağı olmalı,
Egzersiz yapılmalıdır.
Vücut şeklinin değişmesi: Kalça ve memelerdeki yağ dokusu azalırken, omuzlar, bel ve sırtın üst kısımlarında yağlanma artar, kalınlaşma olur.
B6 vitamini,
Egzersiz vücut şeklini korumada etkili olacaktır.
Vajinitis :Östrojen azalması ile vajenin sahip olduğu bakteri içeriği değişir, enfeksiyonlara karşı direnç azalır. Bu akıntıların artması demektir.
Topikal hormon kremleri,
Sık çamaşır değiştirme,
Pamuklu, nem emici çamaşırların kullanılması, vajenin mikroorganizmalara direncini artıracaktır.
Vajinal kuruluk ve ağrılı ilişki: Östrojen azalması, vajen salgısında ve vajeni döşeyen epitel katlarında azalmaya yol açar, bu ise ilişkide olması gereken kayganlığın ortaya çıkışını engeller ve ilişki ciddi ağrılara, hatta kanamalara neden olur.
Topikal hormon kremleri,
Düzenli ilişki şikayetleri azaltır.
İdrar kaçırma, sık idrara çıkma : östrojen eksikliğinden, idrar yolunun alt kısımları da etkilenir ve kısalır. Bu durumda sık sık idrara gitme ihtiyacı olur ve hatta geceleri idrar yapma ihtiyacı ortaya çıkar. Çok ve zor doğumlarla zaten deforme olmuş ve aşağıya doğru yer değiştirmiş idrar kesesinin de hormon eksikliği ile biraz daha sarkması, öksürmek ve aksırmakla, ıkınma ile istemsiz olarak idrar kaçmasına neden olur.
Topikal hormon,
Mesane jimnastiği,
Değişik operasyon teknikleri ile bu durumu önlemek veya düzeltmek mümkündür.
Dış genital bölgede kaşıntı: Östrojen eksikliği vulva derisinde de incelme ve elastikiyet kaybına yol açar. Bu kolay enfeksiyon gelişmesine ya da irritasyonuna neden olur. Bazı incelemelerden sonra topikal hormon veya steroidli kremler kullanılabilir.
Rahim sarkması: İdrar kesesi gibi rahminde aşağıya doğru yer değiştirmesi hormon eksikliği ile artar. Eğer vajen içinde kalıyorsa ve ilişkiyi etkilemiyor, idrar problemine yol açmıyorsa temizliğe uygun davranış yeterlidir. Ancak vajen dışına çıkacak ölçüde sarkma varsa ve üstelik sürtünmeye bağlı olarak yara açılmışsa, operasyon gereklidir. Çok ileri yaşlarda ise operasyon yerine, pesser denilen cihazlarla rahim yerine itilir ve orada tutulur.
Ciltte kırışma, incelme: Hem hormon azalması, hem de yaşla, ciltte yer alan kollajen ve elastik lif sayılarında azalma olur. Giderek cilt kalınlığı azalır. Bu arada ciltaltı yağ dokusu ve ter bezlerinde de azalma ile kuruluk gelişir. Bütün bunlar cildin kırışmasına ve sarkmasına yol açar. Şişman hanımların yağ dokularının fazlalığı ve burada üretilen östrojen cildin gergin ve nemli olmasını sağlar. Sigara cildin kan dolaşımını bozarak hasarı artırır. Önlem için ;
Sigara azaltılmalı,
Güneşten korunulmalı,
Günde en az 8 bardak su içilmeli,
Yağlı kremlerle cilt masajı yapılmalı,
C vitamini alınmalıdır.
Saçlarda incelme, yüz kıllarında kalınlaşma: Östrojen yapımı azaldıkça erkeklik hormonu olan androjenler baskınlaşır ve kıllarda değişiklikler olur.
Osteoporoz ( kemik erimesi ): Kemiğin ana yapısı içinde yer alan ve dayanıklılık ve sertliğini veren kalsiyum mineralinin kaybı ve yerine konamaması halidir. Nedenini yine hormon eksikliğidir. Yaşa bağlı olarak hem erkekte hem de kadında 55 yaşından itibaren beklenilen azalma kadınlarda menopoz ile önceden başlar. Kemik kırıkları ve bunlara bağlı sakatlık ve ölümlerin çok önemli bir nedenidir.
Menopoz sonrası ilk 3-4 yılda hızlı bir kayıp vardır. O güne kadar ki yaşam biçimi ve içinde yer alan hazırlayıcı faktörler, riskler kemik mineral kaybının gelişiminde ve hızlı olmasında rol oynar;
Buluğ çağının geç başlaması
Erken menopoz, adetlerin başka nedenlerle de olsa erken kesilmesi
Hiç doğurmamış olmak
Kötü beslenme (kalsiyumdan fakir, kafein, protein ve tuzdan zengin diyet)
Ailevi yatkınlık
Alkol, sigara kullanımı
Fizik aktivitede azlık
Steroid, epilepsi ilaçları, tiroid ilaçları
Siroz
Adet düzensizlikleri

Omurgalarda çökme sonucu boy kısalması, kamburlaşma, sırt ağrıları, kırıklar en sık görülen belirtilerdir. Bunları önlemek için ;

Fizik aktivite artırılmalı,
Alkol ve sigaradan kaçınılmalı,
Uygun aralıklarla (2 yıl) kemik mineral yoğunluk ölçümü yaptırılmalı,
Büyüme çağından itibaren yeterli kalsiyum alınmalı (2 su bardağı süt, kuru baklagiller, pekmez),
Menopoz döneminde günde 4 bardak süt ya da 1500 mg. kalsiyum alınmalı,
Beslenme düzeninde en az hayvansal besinler kadar bitkisel besin bulunmalı,
Tuzdan kaçınılmalı,
Aşırı zayıflık, aşırı şişmanlık olmamalı ve engellenmeli,
Hekim tavsiyesi ve düzenlemesiyle D vitamini alınmalı ve her gün 15 dakika güneşlenilmelidir.
Eklem ağrıları : daha önce var olan osteoartrit ağrıları, menopozla birlikte artar. Östrojenle 2-3 hafta içinde hızla azalır. Uygun eklem egzersizleri yapılmalı.
Kalb ve damar hastalıklarında artış : Menopozla birlikte azalan östrojen hormonu, kan yağlarında değişime yol açar. Yüksek dansiteli lipoproteinler (HDL-iyi kolesterol), azalırken düşük dansiteli lipoproteinler (LDL- kötü kolesterol) artar. Bu değişim damar sertliklerine (ateroskleroz) yol açar. Bunun sonucunda koroner kalb hastalıkları, yüksek tansiyon ve miyokard enfarktüsü görülme sıklığı artar. Menopoz öncesi 3 erkeğe karşılık 1 kadında bu tür hastalıklara rastlanırken, menopoz sonrası bu eşitlenir. Risk faktörleri şunlardır;
Sigara
Ailevi yatkınlık
Önceden kolesterol yüksekliği
Şeker hastalığı
Erken menopoz
Fizik aktivite azlığı
Yüksek tansiyon

Önlemler ;

Sigara azaltılmalı,
Stresten kaçınılmalı,
Şeker hastalığı iyi tedavi edilmeli,
Uygun egzersizler düzenli olarak yapılmalı,
Uygun beslenme uygulanmalıdır.
Miyomlar; Menopozla birlikte küçülürler. Eğer başkaca bir yakınma yoksa tedaviye gerek yoktur.

Postmenapozal kanama: Son adet kanamasından 1 yıl sonra ortaya çıkan adet kanaması ya da lekelenmelere denir. Bu kanamaların 1/3’ü atrofik endometriuma, 1/3’ü endometrium kanserine, 1/5’i poliplere, 1/5’i de hormonlara bağlıdır. Jinekolojik muayene, servikal yayma (smear), endometrial parça alma (biyopsi), ultrason ve gerekirse daha ileri tetkiklerle tanı konmalı ve gereği yapılmalıdır.

Menopoz; Cinselliğin Sonu mu, Yoksa Yepyeni Bir Başlangıç mı ?

, kişinin genital davranışı veya arzusu şeklinde tarif edilmez. Daha ziyade , bireylerin bilgilerini, inanışlarını, tutumlarını ve değer yargılarını içerir.

Günümüzde insanlar daha uzun ve sağlıklı yaşamaktadırlar. Bu durum sadece yaşlı nüfusun artmasıyla sonuçlanmamış, ayrıca yaşlanmanın doğal sonuçlarına ve toplam yaşam kalitesine olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Şüphesiz ki, ve , ilerleyen yıllarla birlikte tecrübelerin arttığı, haz veren bir durum olmalıdır. Menopozdan önceki hayatın ve evliliğin durumu, menopozdan sonraki aktivite ve tatmin ile doğrudan ilişkilidir.

yumurtalıktan salgılanan kadın hormonların azalmasına bağlı gelişen üel fonksiyon bozukluklarının direkt ve indirekt etkileri vardır;

Direkt etkiler, organlardaki yaşlanma ve gerilemenin sonucudur. Bunlar ;
Genital bölge kan akımının ve kıllanmasının azalması, Büyük dudaklarda küçülme ve zayıflama,
Küçük dudakların ve klitorisin büzülmesi,
Vajen dokusundaki yapısal ve kimyasal değişime bağlı olarak ortaya çıkan pH yükselmesi (pH 3,5-4,5’dan 5’in üzerine çıkar),
Vajen epitel ve kas tabakasının incelmesi,
Vajinal elastisitenin kaybı,
Vajinal ıslaklığın azalması hatta kuruluk,
Ağrılı ilişki,
Libido ( istek) kaybı olarak sıralanabilir.

İndirekt etkiler, yaşlanmayla değişen vücut görünümünün sonucudur ve kişiye çekiciliğinin kaybolduğu hissini vermektedir. Bu değişikliklerden bazıları, kilo alımı veya şişmanlık ve genel olarak tüm dokularda görülen, gerginlik ve elastikiyet kaybıdır. Bunların neticesinde ciltte kırışıklıklar ve kuruluk meydana gelmektedir.

Yaşı ilerleyen kadında sadece fiziksel değişimlerden etkilenmemektedir; aynı zamanda psikolojik, duygusal ve sosyokültürel faktörlerden de etkilenir ve bunların birbirleriyle olan etkileşimlerinin sonucu olarak kadının kendisini nasıl algıladığıyla da ilişkilidir.

Premenopozda düzensiz kanamalar ve diğer belirtiler başladığında sorunlar başlar. En önemli sorun da artık yaşlanıldığı duygusu ile intihardır.

Diğer önemli bir sorun da, adet düzensizliği olması nedeniyle kazara gebe kalma korkusudur. Bu dönemde kullanılacak gebelikten korunma yöntemi doğum kontrol hapları olmalıdır, hem adetleri düzenler, hem de gebelikten korur. Elbette rahim içi araç ve diğer yöntemlerde kişilerin kendi tercihlerine bağlı olarak ve doktor kontrolü ve tavsiyesi ile kullanılabilir.

Menopoz sonrasındaki kadın, üel uyarılma için gerekli zamanın uzadığını fark eder. Orgazmik kasılmalarda ve yoğunluğunda azalma, ağrılı rahim kasılmaları, ilişki düzensizliği ve sayısında azalma gibi değişiklikler ortaya çıkabilir.

Vajinal ıslaklığın azalması nedeniyle vajen duvarlarının yeterince nemlenebilmesi için ilişki öncesi geçen sürenin uzatılması gerekir. Vajen şekli değişir, boyut ve elastisitesi azalır ve bu nedenle idrar yolları üzerindeki basınç artar. Bu istemsiz olarak idrarı kaçırmaya yol açabilir. Üretra ve vajendeki asiditenin kaybı, bakterilere karşı olan direncin azalmasına ve dolayısıyla üriner ve vajinal enfeksiyonlara yatkınlığın artmasına yol açar.

Klitoris çevresindeki yağ dokusunun azalması, onu direkt uyarılma ile haz almaktan çok, ağrı ve acı duyar bir hale getirir.

İnsanlar yaşlandıkça, fiziksel yetersizlikler ve kronik hastalıklarla da daha fazla karşılaşmaktadırlar. Örneğin artritin sebep olduğu ağrı veya hareket kısıtlılığı, kişinin sekse olan isteğini azaltabilir veya ilişkiyi rahatsız bir hale getirebilir.

ve meni çıkarmada gecikme gibi problemlerin ortaya çıkması, erkekleri sinirli yapar. O kadar ki kendilerini başarısız hissederek ilişkiden kaçınır, ilişki giderek seyrekleşir. Sonuç ilişki için uygun ve istekli yeterli bir eş bulunamamasıdır. İşte bu, hanımların açısından menopozdaki en önemli sorunlarından biridir. Erkek ortalama ömrünün kadınlarınkinden kısa olması nedeniyle çoğu kere kadınların eşlerini kaybetmeleri, sorunu iyice büyütür.

Sonuç olarak, sağlıklı ve istekli bir partnerin yokluğu, ortaya çıkan tıbbi sorunlar, yapılmamış veya yetersiz hormon yerine koyma tedavisi ve depresyon, menopoz sonrasındaki kadınların yaşamlarında bozulmaya ve istek ve ilişkide azalmaya sebep olan esas faktörlerdir.

Menopoz sonrası hormon yerine koyma tedavisi uygulanıyorsa, daha önce bahsettiğimiz önlemler alınıyorsa, erkek de sağlığına dikkat ediyor ve andropozun gerektirdiği önlemleri uygun bir şekilde alıyor ise, pek çok çift bu dönemi ikinci balayı olarak nitelemekte ve cinselliklerini sağlıklı bir şekilde sürdürmektedirler.

Tags: , , , , , , , ,

 
| Üç Yahudi.. | | Kruvasan | | KIRAÇ - KAYIP ŞEHİR | | Bebeğe ek gıda verirken dikkat edilmesi gerekenler | | Çay Yaparız.. | | Romantik Nickler | | PS3′ün fiyatı 400 dolara düşüyor | | Funda Arar - Sonu Yok Bu Aşkın | | En Yeni Msn Nickleri | | Msn İletileri |
Ekle Bunu