->
Her türlü yazıları bulabileceğiniz bir adres…
Tags: bilgi, Cinsellik, Ev, İnternet
->
Prostat ve cinsel fonksiyon bozuklukları, erkekleri yaşlanmayla birlikte bekleyen 2 önemli tehlike. 40’lı yaşlardan itibaren erkeklik hormonu testosteron düzeyindeki göreceli azalmaya paralel olarak fiziksel, işlevsel ve ruhsal değişiklikler ortaya çıkar.
İster cinsellikle ilgili, ister prostat ve üriner sistemle ilgili olsun herhangi bir hastalığın ilerlemesinden sonra hekime başvurmak tedaviyi güçleştirir. Önemli olan, hastalıkların belirti vermeden önce teşhis edilmesi ve tedaviye bir an önce başlanmasıdır. Üroandrolojik check-upta cinsellikle ilgili olabilecek organik etkilenmelerin veya hormonal bir problemin olup olmadığına ve eğer böyle bir sorun saptanırsa hormonal tedavinin verilip verilemeyeceğine bakılır. Testosteron hormonunun düşmesi libidoyu, yani cinsel isteği ve performansı azaltır. Bu hormonun takviyesi, ancak prostatta kesinlikle testosterona karşı bir etkilenme meydana gelip gelmeyeceğinin belirlenmesiyle mümkün olabilir. Bu nedenle erkeklerin 40 yaşından sonra her yıl üroandrolojik check-up’tan geçmeleri son derece önem taşır.
Üroandrolojik Check-upta Prostat Kontrolü:
İdrar kesesi ile rektum (kalınbağırsağın son bölümü) arasında bulunan prostat, spermi besleyen sekresyon sıvısı salgıladığından cinsel fonksiyon ve spermin hareketi açısından önem taşır. 40’lı yaşlardan itibaren erkeklerde prostat enfeksiyonu ve tümör gelişme riski yükselir. Bu hastalıklar etkili bir şekilde tedavi edilmezse daha yaşamsal tehditler yaratabilir. Klinik muayene, sonografik tetkik ve kanda PSA düzeyinin kontrolü ile prostat hastalıkları ve kanseri erkenden teşhis edilir ve tedavisi derhal düzenlenebilir. Bu da üroadrolojik check-upın önemini bir kez daha ortaya koyar.
Üroandrolojik Check-upta Cinsel Fonksiyon Kontrolü:
Andropozun menopozdan en önemli farkı erkeklerin hormonal değişimleri bu şekilde yıllar içinde yavaş olarak yaşaması ve ömrünün sonuna dek cinsel istek ve aktivitesini sürdürebilmesi hatta ileriki yaşlarda çocuk sahibi olabilmesidir. Çalışmalar bu hormon düzeyinin her yıl % 1 oranında azalma gösterdiğini ortaya koyuyor. Erkekte ilerleyen yaşla birlikte testosteron hormonundaki azalma ve hormonal bu değişiklikler sonucu cinsel arzuda azalma ve sertleşme sorunları ortaya çıkabilir. Bununla beraber diyabet, hipertansiyon, kolesterol seviyeleri, merkezi sinir sistemi hastalıkları, sigara alkol kullanımı gibi faktörler de erken yaşlarda dahi cinsel fonksiyon problemleri çıkmasına sebep olan faktörlerdir.
Önemli olan üroandrolojik check-up ile gereken psikolojik ve fizyolojik değerlendirmelerin yapılarak sebebin ortaya konması ve buna göre tedavinin yapılmasıdır. Laboratuar tetkiklerini takiben yapılan doppler ultrasonografi ile damarsal kontroller yapılır. Sertleşme sorununda organik faktörlerin tespitinde kullanılan NPT-Uyku testi , uykudaki rüya fazında oluşan ereksiyonların bilgisayar tarafından kaydedilerek incelenmesidir. Psikogram testleri ile de erkeğin çocukluğundan itibaren geçirdiği ve psikojenik yapısını etkileyen faktörler değerlendirilir. Cinsel problem veya performansında bu faktörler sebebiyle bir etkilenme var ise, tedavi buna göre düzenlenir.
Tags: Cinsellik, menopoz, Sertleşme, Sigara, Sinir sistemi, Tansiyon->
Özellikle de erkeklerde cinsel istek azlığı sorun teşkil ediyor. Peki sebepleri ne? İşte yanıtlar…
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Cinsel İşlev Merkezi Direktörü Doç. Dr. Uğur Yılmaz sizlerden gelen soruları yanıtladı:
Yüksek testosteron erkekler için bir sorun mudur?
Eğer aşırı derecede yüksekse, bu bir hastalığın belirtisi olabilir ve araştırılması gerekir. Örneğin; böbrek üstü bezlerinde bir sorun olabilir veya testis tümörü oluşmuş olabilir. Bunun dışında, testosteronun yüksek olması erkekler için bir sorun değildir.
Testosteron seviyemizi herhangi bir laboratuvarda ölçtürebilir miyiz? Düşükse, ilaç almak çözüm müdür?
Elbette ölçtürebilirsiniz. Sabah aç karnına gitmenizi öneririm. Özellikle saat 08.00-10.00 arasında ölçüm yaptırmanız gerekir. Bu saatler testosteronun en yüksek olduğu saatlerdir, daha sonra düşer. Düşük çıkması halinde kendi başınıza ilaç almanız tehlikeli olabilir, lütfen bunu denemeyin. Değerleriniz düşükse mutlaka bir üroloğa başvurun.
30 yaşındayım. Düzenli spor yapıyorum. Vücudum son derece fit ancak cinsellikten son dönemde soğudum. İlaç kullandığım halde çok etkili olmadı. Testosteron seviyemi ölçtüreyim mi?
Cinsel isteğin azalmasında tek etken testosteronun düşüklüğü değildir. Cinsel isteği azaltan diğer sebeplerin de araştırılması gerekir. Cinsel istek anlayışınızı değiştirmeniz gerekebilir.
EVLENDİM ÇOK DEĞİŞTİM
40 yaşındayım. 2 yıl önce bekarken, cinsellikten çok hoşlanıyordum. Şu anda seks çekici gelmiyor. Sizce bunun testosteronla ilgisi olabilir mi?
Elbette olabilir. İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde testosteron seviyesi azalabilir. Evli erkeklerde testosteronun azaldığına dair araştırmalar da var. Eğer öyle bir durum varsa laboratuvar testlerine göre, testosteron replesman tedavisi uygulanabilir. Rastgele testosteron tedavisi yanlıştır.
Doktora gittim testosteron seviyem düşük çıktı. Sizce viagra bana iyi gelir mi?
Viagra ile testesteron arasında bir ilişki yoktur. Testosteron seviyeniz düşükse bu tür ilaçların çok etkisi olmaz. Eğer gerekli ise doktor gözetiminde testosteron tedavisi daha sağlıklı sonuç verir. Bazen testosteron tedavisinin yanında bu tip ilaçlar da kombine uygulanabilir.
İki yıl önce prostat kanseri tedavisi gördüm. Şu an testosteron seviyem çok düşük. Cinsellik konusunda çok istekli değilim. Doktor testosteron tedavisini öneriyor. Ancak çok tereddütlüyüm. Ne yapayım?
Testosteron erkek fizyolojisi için önemli olmasına rağmen, prostat bezinde kanserin gelişiminde de rol alır. Prostat kanseri tespit edilen durumlarda testosteron tedavisi sakıncalı görünüyor. Testosteron seviyesindeki düşüklüğün sebebi kullanılan ilaçlar ise onların değiştirilmesi faydalı olabilir. Bu sıkıntınızı mutlaka doktorunuzla paylaşın. Riskiniz sürüyorsa testosteron tedavisine başlamanız sorun olabilir. Ancak doktorunuz riskin tamamen bittiğini düşünüyorsa, o zaman bu tedaviden yararlanılabilir.
EŞİM AZGIN TEKE GİBİ
Eşim 55 yaşında. İki yıldır başka kadınlar nedeniyle ayrılma noktasına geliyoruz. Sizce andropoza mı girdi? Ondaki kişilik değişiminin testosteronla ilgisi olabilir mi? 50 yaşından sonra birden testosteronu mu yükseldi? Ne yapmalıyım?
50 yaşın üzerinde bir erkekte normalde testosteron seviyesinde bir düşme beklenebilir. Buna ‘ileri yaşta androjen yetersizliği sendromu’ gibi isimler verilir. 50 yaşın üzerindeki eşinizle olan ilişkinizdeki değişimler, psikolojik nedenlerden olabilir. Eşinizin diğer bayanlara olan ilgisi de bundan kaynaklanabilir. Seks terapisti ve aile terapisti ile konuşmanız duruma kalıcı ve yapıcı bir çözüm getirebilir. Bu sorunu yalnızca fizyolojiye bağlamak size daha kolay gelebilir ama bu tür durumlar daha karmaşıktır.
Çok fazla yemek yemediğim halde göbek çevremden kilo alıyorum. Formum bozuldu. Cinsel isteğim azaldı. Düşük testosteronun tüm özelliklerini gösteriyorum. Sizce ilaç tüm bunlara yanıt verebiliyorsa, hemen alıp kullanmaya başlayayım mı?
Kilo vermeniz, egzersiz yapmanız ya da yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız çok daha faydalı olur. Eğer, testosteron seviyesinde ciddi düşme olduğunu düşünüyorsanız, bir endokrin hastalıkları uzmanından yardım almanız yararlı olabilir. Ya da bu kuşkularınızdan kurtulmak için basit bir kan tahlili yaptırın. Kişinin kendi kendine testosteron tedavisi yapmasının, yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum. Tedaviye lütfen kendiniz karar vermeyin. Seviyenizde bir sorun varsa, size ürolağa gitmenizi öneririm.
Eşim testosteron jel kullanıyor. Ben bundan etkilenmemek için dokunmaktan kaçınıyorum. Üstüne sürekli tişört giyiyor. Bu jel, bana değen noktalarda kıllanma yapar mı? Sizce benim etkilenmemem için ilaç veya iğne kullansa daha mı iyi mi olur?
Kısa bir süre sonra bu jel emilip kana karışıyor. Aradan birkaç saat geçtikten sonra jel sürülürken kıllanmaya yol açmaz. Bu nedenle daha çok sabahları kullanılmasını öneririz. Ancak yine de kuşkularınız varsa eşiniz, eşinizin doktoru ve siz bir araya gelerek bu konuyu konuşun. Elbette ki tedavi için jel kullanımından başka seçenekler de var. Mesela enjeksiyon tedavisi 3 ayda bir uygulanıyor ve son derece yararlı oluyor. İlaç tedavisi de uygulanabilecek yöntemler arasında yer alıyor.
Günaydın- Esra Tüzün
Tags: Cinsellik, göz, Hastalık, Prostat Kanseri, Seks, Spor, ViagraHazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri Kliniği
Cinsel istek bozuklukları
Cinsel tiksinti bozukluğu
Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları
Cinsel Uyarılma Bozukluğu
Cinsel ağrı bozuklukları
Cinsel istek bozuklukları
Cinsel istek genellikle cinsel yanıt döngüsünün ilk evresi olarak değerlendirilir. İstek sadece psikolojik bir durum gibi görünse de sıklıkla hormonal dengesizlik ya da tedavi gibi fiziksel durumlardan etkilenmektedir.
Azalmış cinsel istek Azalmış cinsel istek sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması).
Kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenler göz önünde bulundurularak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varılır. İstek burada cinsel içerikli rüyalar ve fanteziler, erotik materyele ilgi, cinsel etkinlikle ilgili arzuların farkında olma, olası çekici cinsel eşlere yönelik dikkatin olması ve cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığının olması gibi durumları kapsamaktadır. isteğin olması çeşitli faktörlere bağlıdır: biyolojik güdü, yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir cinsel eşin olması birlikte olunan kişi ile cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu alanların herhangi birinde sorun olması cinsel isteğin azalması ile sonuçlanabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğu bazı durumlarda tüm cinsel eşlere ya da tüm cinsel aktivitelere genellenebilir. Genellikle diğer cinsel sorunlarla (orgazm olamama, kayganlaşma olmaması gibi) birlikte görülse de cinsel isteği az olan bazı kişiler cinsel olarak uyarılır ve orgazma ulaşırlar.
Cinsel istek azalması hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Cinsel isteği azaltan fiziksel faktörler yaşlanma, bazı ilaçlar, ağrı, alkolizm, böbrek yetmezliği, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar, beden imgesiyle ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon isteği azaltabilir. İlişki ile ilgili sorunlar (güç çekişmesi, çatışma, düşmanlık), cinsel travma (tecavüz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi) ve cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların eşleşmesi gibi durumlar da önemlidir. Bazen cinsel istek azalması bir ilişkideki bozulmanın işareti olabilir.Öfkeli, korkulu ya da zihni dağınık kişiler genellikle cinsel yakınlık için istek duymazlar. Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir.
Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33′ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32’si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %29.5 ve 35-39 yaş grubunda %37.6′dır. Cinsel isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur. Genelde klinisyen bir çok faktörü-kültürel bağlamda ilişkinin özellikleri gibi- bir arada değerlendirmelidir. Ayrıca cinsel eşin cinsel istek düzeyi de-eşlerden birindeki aşırı isteği belirlemek için değerlendirilmelidir. Bu arada eşlerin birbirinden farklı cinsel istek düzeylerinin olması herhangi birinde psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Cinsel temas ve doyum gereksinimi kişilere göre değişebildiği gibi aynı kişide de zaman içinde farklı olabilir. Genel toplomda cinsel istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Cinsel tiksinti bozukluğu
Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Cinsel tiksinti bozukluğu olan bireyler cinsel aktivetelerden kaçınırlar, kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur. Böyle bir sorunu olanlarda cinsel uyaranlara yanıt çok geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Bu sorun travma sonrası stres bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla birarada görülebilir. Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi cinsel saldırıya maruz kalınan durumlarda, cinsel birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da cinsel dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.
Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları
Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda cinsel isteği artırabilir. Cinsel aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar antidepresan tedaviye ikincil cinsel işlev bozukluğu olan hastalarda cinsel yanıtın dört evresini de artırmıştır. Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.
Cinsel istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri cinsel döngünün bu ilk evresine eşlik eden açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. Cinsel döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik yaklaşımla hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir.
Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez.
Cinsel Uyarılma Bozukluğu
Cinsel uyarılma cinsel yanıt döngüsünün ikinci evresidir. Cinsel uyarılmanın kesin olarak psikolojik bir yönü olsa da aynı zamanda fizyolojik değişikliklerin görüldüğü ilk evredir. Kadınlarda genellikle pelvik bölgeye kan akımının olması, vajinal ıslanma ve genişleme ile dış genitallerin şişmesi ile karakterizedir. Bu değişikliklerin altında yatan mekanizma çok açık olmasa da cinsel uyarılma otonom sinir sisteminin uyarılması ile ilişkilidir.
Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu (KCUB) Cinsel yanıtın genel uyarılma yönünün ortadan kalkmasıdır. Bu durumda kadınlarda vaginal kayganlaşma ya da genişleme olmadığı gibi erotik duyumlar da hissedilmez. Fiziksel temas tiksindirici gelebilir veya belli bir noktaya dek temas zevk verebilir. Uyarılma sorunu olduğunda orgazmla ilgili sorun da olacaktır. Bir araştırmada mutlu bir evlilikleri olan kadınların % 33′ü cinsel uyarılmayı sürdürmede zorluk tanımlamışlardır. Bütün işlev bozuklukları gibi KCUB da cinsel uyarıma yanıtı olan bir kadında yaşamın belli bir döneminde ortaya çıkabilir ya da en başından beri yanıt olmayabilir. İşlev bozukluğu yalnız belli durumlarda görülebilir ya da genelleşmiş olabilir. Örneğin; yaşam boyu ve durumsal KCUB olan bir kadın her zaman uyarılma güçlüğü yaşayacak ve bu yalnızca eşiyle ortaya çıkacaktır.
Masters ve Johnson normal tepki veren kadınların özellikle adet öncesi dönemde istekli olduğunu bulmuştur. Yakın zamanlı bir araştırma da bu sorunu yaşayan kadınların adeti izleyen dönemde daha istekli olduğunu belirlemiştir. Bir üçüncü grup kadının da tam yumurtlama (ovulasyon) döneminde en yoğun cinsel uyarılmayı hissettiği belirtilmektedir.
Cinsel uyarılma ile ilgili sorunlar bazı fiziksel durumlar ve yaşam dönemleri ile ilişkili olabilir. Diyabet, sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve sinir hasarı hem kadın hem de erkekte cinsel uyarılmayı olumsuz etkileyebilir. Emziren kadınlarda vajinal ıslanmada azalma olabileceği belirtilmiştir. Menapoz döneminde ve sonrasında östrojenin azalması da uyarılmayı zorlaştırabilir. Bazı ilaçlar da uyarılmayı bozabilir. Antidepresanlar, antihipertansifler ve antihistaminikler sıklıkla bu yan etkiye sahiptir.
Bu işlev bozukluğunun en yaygın nedenleri arasında suçluluk ve düşmanlık yer almaktadır. Suçluluk genellikle cinsel ilişkiden hoşlanma isteği ile bunu yapmaktan duyulan korku arasındaki iç çatışmayı içine alır. Düşmanlık sıklıkla eşle ilgilidir. Kadında cinsel uyarılmayı artırmaya yönelik tedaviler Genital bölgeye kan akımını artırarak ya da ıslanmayı kolaylaştırarak etkinlik gösteren ürünler üzerine denemeler sürse de bunlar henüz deneysel düzeydedir. Bazı vazodilatör kremlerin cinsel uyarılmayı düzeltici etkisi sınanmaktadır. Sempatik sinir sistemini uyaran ilaçlar, yohimbin, sildefanil gibi ağızdan kullanılan ilaçlar da araştırılmaktadır. Bu ilaçlar kan akımını artırarak ya da sinir sisteminin bazı bölümlerini uyararak çalışırlar. Efedrin cinsel uyarılmayı ve orgazmı artırabilir. Ancak bu konuda çalışmalar sınırlıdır. Yan etkiler de kullanımı kısıtlamaktadır.
Trazodonun cinsel uyarılmayı artırabildiği belirtilmektedir. Öte yandan kadınlarda depresyon tedavisinde cinsel yan etkileri olmayan antidepresanlar seçmek de önemli görünmektedir.Nefazodon ve mirtazapin bu yönden daha güvenlidir. Kadın Orgazmik Bozukluğu Kadın cinsel yanıtının orgazm kısmıyla ilgili bir bozukluktur. Bu durumda kadın cinsel olarak uyarılır ancak odaklanma, yoğunluk ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Yaşam boyu orgazm bozukluğunda kadın bir eşle ya da masturbasyon ile hiç orgazma ulaşamamıştır. Bu bozuklukla ilgili olarak normalde varolan kişisel varyasyonların farkında olmak önemlidir. Bir diğer önemli konu da kadının cinsel birleşme yoluyla orgazm olmamasının kadında bir sorun olduğu şeklinde yorumlanmasıdır. Birleşme olmadan klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaşan ancak klitoris uyarılmadığında sadece birleşme ile orgazma ulaşamayan bir kadın orgazm bozukluğu olarak değerlendirilemez. Çoğu kadın birleşme sırasında orgazma hem klitorisin elle uyarılması hem de penil vajinal uyarılma ile ulaşırlar. Kinsey 35 yaşın üzerindeki evli kadınların yalnızca %5′inin yaşamlarında hiç orgazma ulaşmadığını bulmuştur. Orgazm sıklığı yaşla artar.
Kadın orgazm bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri “cinsellik eşittir cinsel birleşme” tarzı düşünmedir. Birleşme ve orgazmın başlıca amaç haline gelmesi orgazmı engeller.Kadının eşine kızgın olması da nedenlerden biri olabilir. Bir başka neden etkin olmayan cinsel tekniklerdir. Bazen kadın ve/veya cinsel eşi etkili bir şekilde uyarmayı beceremez. Sevişmek “bildiğimiz” değil öğrendiğimiz bir şeydir. Kaygı da cinsel tekniklerin etkin olmasını etkiler. Cinsellikle ilgili aileden ya da dinden öğrenilenler de bazen kadında kaçınmaya ya da açıkça etkin cinsel uyarımın reddedilmesine neden olabilir. Bazen kadın için orgazm kendini kaybetmek anlamına gelebilir. Bu konudaki kültürel beklentiler ve sosyal kısıtlamalar da oldukça önemlidir.
Orgazm bozukluğunun tedavisinde sildenafil kullanımının yararlı olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Ayrıca ilaç kullanımına ikincil olan cinsel işlev bozukluklarında da yararlı olabilir. Buspironun kadın orgazm bozukluğunda yararlı olabileceği de ortaya atılmıştır.
Cinsel ağrı bozuklukları
-Vaginismus Vagina etrafındaki kasların birleşmeyi imkansız hale getirecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vaginismusun nedeni genellikle cinsel birleşme ile ilgili tiksindirici bir uyarandır. En sık rastlanan tiksindirici uyaranlar travmatik cinsel saldırılar, ağrılı birleşme ve travmatik pelvik muayenedir. Diğer nedenler arasında pelvik hastalık ve bilinçdışı korku ve/veya suçluluk olabilir. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma, pubokoksigeal kas eğitimi ve vajinal dilatörlerin kullanımı beraberce önerilir. Eşin işbirliği tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etken gibi görünmektedir.
-Disparöni cinsel ilişki ile birlikte tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı olması. Tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı cinsel birleşme dışındaki cinsel uyarılmayla da ortaya çıkabilir. Disparöni vestibülit, vajinal atrofi veya vajinal enfeksiyon gibi tıbbi sorunlara ikincil olabileceği gibi psikolojik de olabilir ya da her iki durum bir arada etkili olabilir. Ayrıca vajinismusa ikincil ya da ıslanmanın olmamasına bağlı da olabilir. Tedavide nedene yönelik tıbbi ve cerrahi girişimler önemlidir. Ancak çoğu kadın için bu girişimlerin yanı sıra bilişsel-davranışçı terapi gerekli olmaktadır. Kadın cinsel işlevinde hormonları rolü Hormonlar kadın cinsel işlevinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar. Hayvan deneylerinde östrojenin duyuları etkilediğine ilişkin kanıtlar elde edilmiştir. Menapoz sonrasındaki kadınlara östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır. Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar istek kaybı, ağrılı cinsel birleşme, cinsel yanıtın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir.
Tags: Cinsel Dürtü, Cinsellik, Hastalık, Klitoris, Krem, Masturbasyon, Orgazm, Sinir sistemi, Vajinismus, ViagraAnadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Aslıhan Kurt’un önerileri:
1. Karşılıklı istek:Cinsel ilişki için her iki tarafın da istekli ve gönüllü olması; bunun yanında aktivitenin herhangi bir yerinde durdurabilme ve sonlandırabilme özgürlüğünün bulunması gerekiyor.
2. Eşitlik:Kişisel güç algısı anlamında, eşinizle eşit durumda olduğunuz gerçeğini kabul etmek önemli. Performans açısından bir taraf kendini güçsüz ya da yetersiz hissediyorsa, bu cinsel ilişkinin kalitesini olumsuz etkiler.
3. Saygı:Kendinize ve eşinize saygı duymak ilişkiyi etkiler.
4. Karşılıklı güven:Oldukça hassas olan bu aktivitenin karşılıklı güven oluşmadan yapılması, taraflar arasında hoş olmayan duygular yaratabilir.
5. Korunma:Cinselliğin kalitesini etkileyen unsurlardan biri de istenmeyen gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan bir ortamın yaratılmasıdır.
Bade Gürleyen / Tempo
Tags: anadolu, cinsel, Cinsellik, Gebelik, Kurt, Performans, Psikolog