Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
19
2008
3:23 pm
Tags:
Post Meta :


Vaginismus yakınması olan kadınların tedavisinde ilk aşama eşle birlikte bir jinekoloğa gidilerek tam bir “jinekolojik muayene”nin yapılmasıdır. Bu muayene ile olaya neden olabilecek herhangi bir kadın hastalığı olup olmadığı saptanır.

Maalesef vajinusmus sorunu olan kadınların büyük çoğunluğu doktora muayene olmakta da sıkıntı çeker. Aynen ilişkide olduğu gibi panik ve korkuya kapılır, bacaklarını kapatır ve hatta ağlama krizine bile girebilirler.
Genellikle vajinismusa neden olarak geçmişte yaşanmış kötü tecrübe ya da bilinç altına kazınmış gereksiz korkular vardır.
Bilinç altındaki gereksiz korkuları yenmek için kadının ve erkeğin rahatlatılması, gevşemesi, heyecan ve korkuları yatıştıracak ruhsal bir ortam oluşturulması için uygun psikolojik destek sağlanmalıdır.

Diğer taraftan “çatı kaslarını gevşetme egzersizleri” hastaya öğretilip uygulandıktan sonra çubuklarla vajeni genişletme (dilatasyon) denemelerine geçilir.
Dilatasyon denemelerinde kadına vajene uygulaması için çeşitli kalınlıklardaki çubukların eşle birlikte kullanılması öğretilir.
Başlangıçta ince çubukları kendi kendine vajene uygulayan kadın daha sonra bunu eşinin yapmasına izin verebilir. Her seferinde çubuk kalınlığı arttırılır. Yeterli kalınlıkta çubukla bu başarıldıktan sonra penisin vajene girmesi mümkün olabilmektedir.
Tedavide “davranışçı seks terapileri” ile de başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Bu terapilerin bir kısmına eşler de dahil edilirler.
Tedavi süresi hastalığın şiddetine göre birkaç seanstan 8-10 seansa kadar değişebilir.
Vajinismus ailesel bir problemdir; yani kadının ve erkeğin ortak bir sorunudur. Bu nedenle hiç bir taraf diğerini suçlamamalı veya bu konuda anlayışsız olmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki, uygun tedavi yöntemlerinin doğru bir şekilde uygulanması ile çiftlerin % 90 -100′ünde başarı sağlanabilmektedir.
Tedavilerde başarı şansını arttıran en önemli faktör eşlerin seanslar sırasında kendilerine verilen ev ödevlerini uygun bir şekilde uygulamak ve sonuna kadar tedaviye inançlarını yitirmemektir.
Hipnoz (hipnoterapi) son yıllarda vajinismus tedavisinde başarı şansını arttıran önemli bir tedavi yöntemidir. Biz de vajinismus tedavisinde başarıyı arttırmak için hipnoterapiyi uygulamakta ve önermekteyiz.
Hipnoz tedavisi (hipnoterapi) hakkında bilmeniz gerekenler
Hipnoz; kişinin bir profesyonel yardımıyla duygu, düşünce ve algılarını yeniden çerçeveleyerek davranışlarını değiştirdiği bir süreçtir.
Aslen hipnoz; bir uyku durumu değildir; aksine, kişinin bedeni ve ruhu üzerinde ne denli gücünün olduğunu keşfettiği bir farkındalıktır.
Hipnoterapi sırasında bilinç kaybı olmaz, aksine bilincin daha çok açılması durumu gerçekleşir ve hipnozdan çıkamamak gibi bir durum asla söz konusu değildir.
Burada unutulmaması gereken nokta; medikal hipnozun asla tek başına bir tedavi şekli olmadığıdır. Hipnoz, uygulanan tedavi tekniklerinin etkisini ve hızını artıran yardımcı bir unsurdur.
Hipnoz sırasında dikkat, konsantrasyon yoğunlaşır ve kişi etrafında olan değişikliklere aldırmayabilir. Yine, kişinin duygu durumunda değişiklikler yapmak da mümkündür. Vucut hareketlerinde yavaşlama olabilir ve beden farkli hissedilebilir. Konuşma tonu ve hızı yavaşlayabilir. Nabız sayısının azalması, nefes alıp vermenin derinleşmesi ve beş duyunun hassaslaşması hipnoz süresince son derece doğaldır.
Kısacası hipnoz; tüm beden ve ruhta hissedilen kişiye huzur ve sakinlik veren bir gevşemedir. Hipnoz sırasındaki herşey sizin kontrolünüz altındadır. Hipnotize olabilmeniz dahi sizin kontrolünüzdedir. Siz “isterseniz” hipnotik etki altına girersiniz, istemediğiniz hiçbir şeyi söylemez ve yapmazsınız.
Bir yerde hipnoz; kendi güçlerinizi kullanarak probleminizi çözmektir ve bununla birlikte çok büyük bir olasılıkla tekrar tekrar yaşamak isteyeceğiniz çok hoş bir deneyim olacaktır.
Vajinismusta ne tür tedaviler önerilmiyor?
Bazen de sorunun ilaçlarla ilişkiye girmekle çözüleceğine inanılır, bu şekilde kaslarda gevşeme sağlanma yoluna gidilebilir ve hatta yanlış bir method olarak vajinusmuslu kadınların genel anestezi ile uyutulup partnerleri ile ilişkiye girmeleri sağlanabilir. Ama tüm bunlardan cevap alınamayınca sorun çözüleceğine daha da büyür.
Kadın uyanık olduğunda ilişkiden yine korkacaktır ve kocası ise daha evvel anestezi altında ilişki kurduğu karısına karşı zorlayıcı bir tutum izleyebilir. Bu da korkuyu arttırır.
Ayrıca anestezi altında ilişkiye girilen kadın kendi kontrolü dışında bu şekilde bir ilişki yaşamaktan psikolojik olarak kötü yönde etkilenebilmektedir.
Bu kişilere ayrıca sakinleştiriciler veya antidepresan ilaçların verilmesi de sorunu çözmez. Aksine bu tip ilaçların bazılarının isteği azaltıcı etkisi vardır, böylece sorun çözülmediği gibi başka bir sorun olan isteksizlik de sıkıntıya eklenmiş olur. Ancak tablo yalnızca vaginismus olmayıp herhangi bir ruhsal ya da fiziksel başka bir rahatsızlıkla birlikte ise ona yönelik ilaç tedavisi uygulanabilir.
Kas gevşeticiler, ağrı kesici ilaç veya kremler veya alkol alıp sarhoş olup ilişkiye girme çabaları da hep olumsuzlukla sonuçlanır. Her türlü olumsuzluk, umutsuzluk ve karamsarlığı da bir miktar daha arttırır.
Bu tür tedavi yaklaşımları ile sorun çözülemeyeceği gibi daha da büyür.
Tedavide cerrahi yöntemler uygulanır mı?
Bu problemin kızlık zarının kalın olmasına bağlı olması sonucunda bu zarın kesilerek tedaviye yöntemine gidilmesi, tıbben kabul görmeyen bir düşüncedir.
Bu operasyonda yapılan “Hymenektomi” , hymenin (kızlık zarının) yırtılarak kesilmesi işlemidir. Böyle bir müdahale yalnızca çiftlerin vajinusmus ile ilgili yanlış ön yargılarını pekiştirmeye yarar. Çünkü bu tür operasyonel bir girişim sorunu çözmeyeceği gibi, bireylerde sorunun çözülebileceği inancını ortadan kaldırarak mutsuzluk yaratabilir.
Tek seansta vajinüsmus tedavi edilebilir mi?
Bir kişiye bir saat içinde bisiklete binmeyi öğretebilir misiniz? Hele hele o kişi bisikletten düşmekten çok korkuyorsa.. Her ne kadar bu tür sorular için verilecek bir “Evet” cevabı herkes için çok cazip görülse de bu ne mantıken ne de tıbben mümkün değildir.
Vajunusmusun çocukluk döneminden beri cinsellikle ilgili alınan bir takım olumsuz yargılar sonucu olduğunu belirtmiştik. İşte bu olumsuz ön yargıların bellekten silinerek atılması ve yerine olumlu düşüncelerin “inşa edilmesi” bir miktar zaman alıcıdır ve sabır gerektirir.
Tags: , , , , ,

Aralık
24
2007
9:27 pm
Tags:
Post Meta :

takıntılar da dayanılmazı zor olan, büyük utanç ve acı veren takıntılar arasındadır. Bazı kişilerin aklına hiç istemedikleri zamanda hiç istemedikleri kişilerle ilgili düşüncüler, erotik görüntüler gelir.

Zaman zaman hastalarımız yüzleri perperişan, gözyaşlarına boğulmuş halde odamıza girerler ve sesleri boğularak, tıkanarak, utanarak anlatırlar: ‘Kızlarıma tecavüz etmekten korkuyorum. Anneme arzu duyuyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. Üç yaşındaki yeğenimi öptükten sonra penisimin sertleşip sertleşmediğini kontrol ediyorum.’ Bu kişiler ya kızlarının saçlarını bile okşamaz olur, annelerine yaptıkları ziyaretleri bayramdan bayrama seyrekliğine indirirler, veya gerçekten sapık olup olmadıklarını kontrol maksadıyla olur olmaz yerde olur olmaz şekilde yakınlarına dokunup onları sinir ederler.

Dindar insanları takıntılar gelir, ibadet sırasında bulur hep. Tekbir alıp namaza durduklarında gözlerinin önüne sevişen kadınlar ve erkekler gelir. Kitabın ilk bölümünde bahsi geçen Mehmet takıntılarından kurtulmak için hacca gitmiş, ‘Kabe’nin duvarlarında adeta seks filmi oynuyor,’ demişti. Hıristiyan kadınların kendilerini Hazret-i İsa ile ilişkide gördüklerine zaman zaman rastlanır.

İnsanların organlarına bakma takıntılarına da çokça şahit oluruz. Kadınların organlarına bakma dürtüsü duyan erkekler, gözleri erkeklerin kasıklarına kayacakmış korkusu yaşayan kadınlar sık sık bize başvururlar. Bu kişiler erkekse kadınları rahatsız etmekten, kadınsa ‘hafifmeşrep’ damgası yemekten büyük korku duyarlar.

Halbuki daha önce de belirttiğimiz gibi, obsesifler ahlaki kurallara katı biçimde bağlı insanlardır. Kendilerine büyük haksızlık eder, ’sapık’ olduklarının anlaşılacağı endişesiyle izole bir hayat yaşamaya başlarlar. Bir bayan hastamız ‘Erkeklere bakar, onlara gülümserim, orospu zannederler, rezil olurum’ takıntısı yüzünden kendisini eve hapsetmiş, on adım ötedeki bakkala bile gidemiyordu. Ailenin gazeteden deterjana kadar bütün ihtiyaçlarını kocası satın alıyordu. Çocuklarının veli toplantısına kocası katılıyordu. Nemelazım erkek öğretmenlere, erkek velilere kaş göz edebilirdi. Acilen diyelim bir kibrit lazım olduğunda, kocası da evde yoksa, evinin hemen önüne park ettiği arabasına atlıyor, uzak bir semtten kibriti alıp dönüyordu. Uzak semtlerde daha rahattı, çünkü erkeklere baksa bile oralarda tanınmıyordu. Hatta sonunda oturduğu mahalleden taşınmıştı.

Eşcinsellik takıntıları da pek çok ‘normal’ erkeğin hayatını mahveden takıntılardır. ‘Ben eş miyim?’ sorusu zihinlerini kavurur. Ömürleri boyunca hiçbir erkeğe ilgi duymamışlar, sadece ve sadece kadınları hayal etmekten, kadınlarla beraber olmaktan zevk almışlardır. Ancak erkeklerle sevişirken görürler kendilerini. Yakın arkadaşlarıyla, amca çocuklarıyla, tanımadıkları erkeklerle homoseksüel ilişki halindeki pozları gözlerinin önünden gitmez. Erkek soyunma odası türü yerlerde dehşete kapılırlar. Eş görünce yılan görmüş gibi paniğe kapılan, eş görmemek için yıllardır Beyoğlu’na ayak basmamış hastalarımız vardır.

Tags: , , , , , ,

Aralık
11
2007
8:36 pm
Tags:
Post Meta :

Mastürbasyon, ilk planda doyuma ulaşma amacına yönelik kendine özgü bir faaliyet olarak tanımlanırsa, Otoerotizm bireyin kendi bedenine yönelik olarak geliştirdiği, mastürbasyon da dahil olmak üzere her çeşit haz alma durumunu içermektedir. Organların ve duyarlı erojen bölgelerin doyum noktasına dek uyarılması bunlar arasında en belirginidir. Diğer yandan sokakta, evde birtakım el hareketleriyle organlarını yerleştirir gibi yapan erkek ile saç, yüz ve cildini ara sıra hafif hafif okşamakta olan kadın, örtük bir otoerotizm sergilemektedir. Bunlar tam anlamıyla normal davranışlardır ve otoerotizm, az ya da çok ölçüde her insanda bulunmaktadır. Çocukluk çağında cinselliğe karşı duyulan yoğun ilgi dönemlerini saptayarak bu dönemlerde görülen mastürbasyon faaliyeti ile cinsellik tutumları arasındaki bağlantıyı kurmuş olan Freud’dur. Freud’un çalışmalarında mastürbasyon, otoerotizm terimi ile karşılanır ve açıklandığı gibi, geniş kapsamlı bir çerçeve içinde düşünülür.
Çoğu erkekler belirli tepkileri verme yetkisine sahiptir. Zaten birçok erkek çocuk penisleri sertleşmiş olarak doğarlar. Her iki cinsin bebeklerini de organlarını yatağa, halıya veya herhangi bir oyuncağa sürterken gözlemek mümkündür; bundan fiziksel bir haz duydukları da kuşkusuzdur. İlk başlarda hareketlerini kontrol edemedikleri için, daha doğrudan bir uyarma için ellerini kullanmazlar. Ama bir süre sonra bunu da keşfedeceklerdir. İstenerek yapılan bu mastürbasyon sık sık orgazma kadar sürdürülür. Çocuğun orgazm yeteneği yaşla birlikte artar. Beş yaşına geldiğinde erkek çocukların yarıdan çoğu orgazma ulaşmıştır. Bu oran 10-13 yaşları arasındaki erkek çocuklar için yüzde 80′e yakındır. Ergenlikten önce meni üretilmediği için bu orgazmlarda doğal olarak herhangi bir sıvı fışkırması olmaz. Olmaya başladığı zaman bile bir süre fışkıran meninin içinde sperm hücreleri bulunmayabilir. Genelde orgazma kadar kendi kendini uyaran kız çocuğu sayısı erkeklerden azdır. Bunun bir nedeni; iki cinsin farklı anatomisidir. Penis çok daha kolay ellenebildiği gibi, sertleşmesi de dölyolunun ıslanmasından daha barizdir. İkinci bir neden ; kızların toplumsal koşullanma sonucu öğrendikleri, pasif ve cinsellikten uzak tutumları olabilir. Kız veya erkek çocukların kendi kendilerini uyardıklarını farkeden anne-babalar, paniğe kapılarak çocukları bundan vazgeçirmek için ceza vermekle tehdide kalkışırlarsa, büyük bir yanlış yapmış olurlar. Gizlice mastürbasyona devam edecekleri için bu tehdit yalnızca gereksiz suçluluk duygularına neden olacaktır. tepki ; insan vücudunun normal bir işlevi olup, fiziksel zarar vermesi veya çocuğun büyümesini engellemesi söz konusu değildir. Pek çok çocuk için büyümenin bir parçasıdır ve bu olaydan zevk almamalarnı gerektiren herhangi bir tıbbi neden yoktur. Buna karşılık mastürbasyonun kamu içinde kabul görmeyen çok kişisel ve özel bir eylem olduğunu, fakat mahrem yapılan her işin mutlaka kötü, ayıp veya günah olmadığını çocuklara iyice açıklamak gerekir. Bu tür olumsuz yankıların önüne geçildiği takdirde, kendi kendini uyarmanın çocuklar açısından yaratacağı bir sorun yoktur.

Ergenlikte Kendi Kendine Doyum
Ergenlikte hormonal değişiklikler, tepkilerde büyük bir artışa yol açar. Hele erkek çocukları çok çabuk coşkulanırlar; vücutları meni sıvısını üretip fışkırtmaya hazırdır artık. Bazı durumlarda meni fışkırması erkek çocuğu uykudayken kendiliğinden olur. İlk boşalmalarını bu şekilde yaşayan çocuk sayısı az değildir. Kız çocukları meni üretmedikleri ve boşaltmadıkları halde daha ender olarak uykuda orgazma ulaşırlar. Kız ve erkek çocuklar arasındaki bu fark, istenerek yapılan mastürbasyon için de geçerlidir. 15 yaşına geldiklerinde kızların yalnızca yüzde 25 kadarı kendi kendine doyuma ulaşırken, erkeklerdeki oran yüzde 100′e yakındır. Ancak erkek ergenliğinin evrensel diyebileceğimiz bu deneyimi sıklık ve teknik açısından bireyden bireye çok çeşitlilik gösterir. Bazı oğlanlar düzenli ve sık kendilerini uyarırken, diğer bazıları seyrek veya kısa bir yaşam devresinde kendi kendilerini uyanrlar. Teknik olarak da, elle okşayıp sıkmaktan yatağa, yastığa sürtmeye kadar çeşitli yöntemler uygulanabilir. Sonuç olarak, hangi yöntemle olursa olsun, ergenlikteki erkek kısa sürede, isteğe bağlı olarak orgazma nasıl ulaşabileceğini öğrenir. Vücudunun tepkilerini tanıyarak zamanla bunlar üzerinde bir denetim kurabilir. Böylece yeni gelişen yeteneklerine hakim olma duygusunu geliştirir.
Erkeklerin, konularda birbirlerine bilgi aktarmada kızlardan daha atılgan oldukları bir gerçektir. Bu yaştaki erkeklerde başlangıçta yakın çevreden, hatta aile içinden bir kadının düşünülmesi doğaldır. Çoğunlukla da açık saçık bir fotoğraf ya da filmden görüntüler, ilk arzuyu uyandıran, hayalgücünü harekete geçiren etmen olur. Mastürbasyon eşliğindeki düşlemeler daha ileri yaşlarda gelişmiş fantazilere dönüşebilir. Hatta fiziksel açıdan mekanikleşmeye ve can sıkıcı bir hale dönüşmeye yatkın olan kendi kendini tatmin, bu fantaziler sayesinde çekiciliğini korur. Bazı erkeklerin kendini tatmin sırasında ipek, kürk gibi dokunulması hoş maddeler, çeşitli kokular bulundurdukları ,hatta üzerine meni akıtmak amacıyla fahişeler kiraladıkları görülmüştür.
Kızlar da çeşitli mastürbasyon tekniklerine başvurabilirler. En duyarlı nokta klitoris olmakla birlikte, aşırı uyarma acı verebileceğinden genellikle bütün olarak vulva ellenir. Bazıları, parmak veya yuvarlak bir maddeyi dölyoluna sokarak birleşmeyi taklide çalışırlar. Vulvayı yastık veya koltuk kenarı gibi nesnelere sürterek doyuma ulaşanlar çoktur. Çoğu erkek çocuğu mastürbasyonun nasıl yapılacağını kendinden daha büyük arkadaşlarından öğrenirken, kızlar bu pratiği genellikle yalnız başlarına geliştirirler. Gerçekte yaptığının ne olduğunu bilmeden yıllarca kendi kendini uyarmış olan kızlara rastlamak olasıdır. Hemen tüm yeni yetme erkek çocukları kendi kendini uyardıkları için, özellikle bunları, anne-babalarının bilimsel gerçeklerden haberdar etmesi önemlidir. Mastürbasyonun kendi içinde zararlı olmadığını, hiçbir zaman aşırıya kaçamayacağını anlatmaları gerekir. Kısa bir süre içinde kimi insanlar diğer bazılarından fazla sayıda orgazma ulaşabilirler, ama kimsenin kendi kendini çok fazla uyarması diye birşey söz konusu olamaz. Çünkü bir süre sonra eğer dinlendirilmeyecek olursa vücut zaten tepki göstermektedir. Gençlerin gerilimlerini gidermesi ve düş dünyalarını uyarması açısından mastürbasyonun yararlı bir edim olduğu söylenebilir. Gebeliğe ya da hastalıklara da yol açamayacağı için tedirgin edici bir yanı da yoktur. Ayrıca kızların da erkeklerin de ilerideki yaşantılarında eşleriyle daha iyi yatak arkadaşı olmalarına yardımcı olabilir. Sık sık kendi kendini uyaran bir erkek çocuğu, hareketini keserek veya yavaşlatarak boşalmasını ertelemeyi öğrenir. Keza bir genç kız da mastürbasyon sayesinde daha hızlı orgazma ulaşmayı öğrenecektir. Bu deneyler ileride eşlerin uyum sağlamasında da yararlı olacaktır. Ancak mutlaka belirtilmesi gerekir ki, bazı bunalımlı ve yalnız gençler için mastürbasyon bir tutku haline gelebilir. Genellikle bunalımın temelinde, okul veya evdeki yoğun baskı türünden olmayan bir sorun yatar. Mastürbasyon bu durumda, gerçek sorunla yüzyüze gelmemek için başvurulan bir kaçış veya yalancı bir özürdür. Tabii ki burada çözülmesi gereken, temeldeki gerçek sorundur.

Freud ve Kızlarda Mastürbasyon
Kız çocuklar, önceleri kendi kendini uyarma faaliyetlerini erkekler kadar sık yürütürken, ergenlikte ilk adet kanamasıyla birlikte gelen yeni bir etkinin altına girerler. Freud’a göre penisin kadındaki karşılığı olan klitoris, çocukluktaki önemini yitirir. Daha doğrusu, klitoris çevresinde gelişmekte olan erkeksi arzu baskı altına alınır. Dolayısıyla erkekler aktif bir mastürbasyon dönemine girerken, kız çocuklarda tam tersine mastürbasyona sırt çevirme başlar. Kendi kendini tatminin erkeğin yaşamında önemli bir yer tutması ve kızlarda klitorisin baskı altına alınması, daha sonraki dönemlerde kadın ve erkek cinselliğinin başlıca farklılığını oluşturur. Kendi kendine tatmin etmeyi, erkeklere oranla daha düşük ölçüde uygulayan ve çoğunlukla bir erkekle birleşmede bulunduktan sonra bu işe başlayan kadınlar arasında ergenlik ve kızlık döneminde mastürbasyon yapanların sayısı oldukça azdır. İlk birleşmeden sonra mastürbasyon yapan kadınlara daha sık rastlanır. Kadınlarda organ bölgesinin elle, yastıkla, akarsuyla ve benzeri yollarla uyarıldığı görülür. Bazı durumlarda ise, dölyoluna penis biçiminde herhangi bir nesnenin sokulduğuna rastlanır. Pek çok yerde arzuları geliştirici eşyalar satan dükkanlarda vibratör adı altında fallus biçiminde pil akımı ile titreşimler sağlayan gereçler satılmaktadır. Fakat uygulama yolu ne olursa olsun, kadın bilincinde mastürbasyon, erkeğe kıyasla daha belirsiz bir uyarı şeklindedir. Öyle ki, bazan uzun süredir kendi kendini tatmin etmekte olan bir kadının, yaptığının ne olduğunu çok sonradan fark ettiği görülebilir. Kadınlar arasında mastürbasyonla ilgili ilk bilgileri yazılı bir kaynaktan öğrenenler yüzde 43 gibi oldukça geniş bir kesim oluştururlar. Evlilik ya da birleşme öncesi dönemlerde, karşı cinsle ilk karşılaşmalarda algılanan okşanmanın, öpüşmenin yol açtığı erotik uyarımlardan sonra mastürbasyona yönelenler de vardır. Bazı genç kızların da, tanık oldukları bir birleşmeden heyecan duyarak kendi kendilerini tatmine başladıkları tespit edilmiştir.
Dolayısıyla ergenlikte mastürbasyonun, bireylerin temel tavırlarının yerleşmesinde aracı olduğu söylenebilir. Bu evrede, yoğun bir elle doyum dönemi geçiren erkekte, arzu peniste odaklaşır; hem fiziksel hem de sembolik açılardan organlara merkezi bir konum tanınır. Diğer yandan ergenlikte mastürbasyonun reddi, kadın cinselliğini, aktiflik potansiyelinin ortadan kalkması şeklinde etkiler. Bunun sonucunda kadın cinselliğinin en önemli özelliği pasiflik olarak belirlenmiş olur.

Tags: , , , , , ,

 
| Doğuş - 6.HİS | | Roma asaleti OLED klavyeye yansıdı | | | | Japonca nick,arapca | | Msn için Ateşli yazı | | Beykoz Kebabı | | hem yeni,hem super msn nickleri | | Genişbant ile her yerde erişim | | Cep telefonu dinlemeye son | | Aids Nedir Ve Nasıl Bulaşır? |
Ekle Bunu