Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Ocak
12
2008
3:22 pm
Tags:
Post Meta :

Konuk Anne: Aslı Gürsan

Öncelikli olarak çocuğunuza eğer alerji testi yaptıramıyorsanız ( özel hastanelerde yapılıyor oldukça maliyetli, sosyal güvenlik kurumu hastanelerinde de çok sıra oluyor ) gıda rejimi yaptırarak dokunan maddeyi bulmaya çalışıyorsunuz.
Doktorumuzun bize verdiği liste süt, yumurta, domates, karpuz, çilek, çikolata, şekerleme, kola, gazoz, salam, sosis, taze fasulye ( bazı çocuklarda hassasiyet olabiliyormuş ), konserve, hazır meyve suları
Bu listeden Eylül, hazır gıdaları cola, şekerleme gibi şeyleri zaten yemiyordu.
İlk kahvaltımızda çok zorlandık ve takip eden günlerde de.
Yaz aylarıydı yemeklere domates ve salça koyamıyorduk. Süt ve süt ürünlerinin hepsini kestik. Meyve yiyemiyordu. Daha sonra fermente olmuş süte tepki vermeme olasılığı meydana çıktı. Çünkü Eylül zaten 7-8 aylıktan beri meyveli taze peynirleri yiyordu ve sorunu olmamıştı. Böylece fermente süt ürünlerine ( yani peynir ve yoğurt) başlayabildik. Bu bize biraz hareket kabiliyeti sağladı.
Birinci haftanın sonunda tüm egzamalar inanılmaz bir şekilde düzeldi. Böylece en çok içmesi gereken gıdadan başladık. Süt içti ve bingo 2 saat sonra ilaç içiyor olmasına rağmen kızarıklıklar tekrar göründü, böylece süt tamamen( 3 aylığına) kesilmiş oldu. Daha sonra yumurtaya ve domatese karpuza tek tek başladık sorun olmadı.
Fermente süt ürünleri diye özelikle belirtiyorum. Mesela tereyağı ve dondurma fermente süt ürünü değil yani ekşitilerek yapılmıyor bunlarda Eylül’ün süt gibi alerjisini tetikledi. Tabi bir anne için çocuğunun süt içememesi çok zor ve üzüntü verici bir durum.
Sonunda 3 ayı tamamlamıştık. Bir gün Eylül, babası, dayısı ve ben markete gittik. Gezerken Eylül bir küçük kutu sütü gördü ve ’süt istiyorum’ dedi. Üçümüz birbirimize baktık, sonra babası ve dayısı bana ( son karar anneden çıkar ) dedi. Kutuyu aldım, pipeti içine sokup Eylül’ün eline verdim. Abartısız 3 adım atmıştım ki ‘anne bitti’ dedi. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Eve geldik, stres içinde beklemeye başladık 2 saat, 5 saat görünürde bir şey yoktu. Sonra aralıklarla dikkat ederek yavaş yavaş vermeye başladık.
Alerjilerin yaş dönümlerinde geçme ihtimali yüksek, çocuk vücudu bu maddeler normal tepki vermeyi öğrenebiliyor.
Şimdi Eylül 28 aylık günde 300–400 ml süt içebiliyor üzerini yoğurtla tamamlıyoruz. Bazen çok şeker, çikolata ve sütü aynı gün alırsa bileklerinin içini kaşımaya başlıyor hemen kremini sürüyorum. Biraz dikkat ediyoruz. Alerjileri azmadan geçiyor.
İnsanın çocuğunun en ufak hastalığı bile özellikle annelere çok büyük sıkıntı ve üzüntü olabiliyor. Hepinize ve çocuklarınıza sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: , , , ,

Ocak
11
2008
11:14 pm
Tags:
Post Meta :

Özellikle sakızda bulunan bir tatlandırıcı olan sorbitol maddesinin, önemli ölçüde ishale ve kilo kaybına yol açtığı bildirildi.

Berlin Charite Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü’nden doktorların, güçlü ishal ve bağırsak yakınmalarıyla hastaneye gelen 2 hastayı tetkik ettikleri belirtildi.

Bu hastalardan biri olan 21 yaşındaki bir kadının, 8 ay boyunca karın ağrısı ve ishalden yakınması olduğu, 11 kilo yitirdiği ve hastaneye geldiğinde 41 kilonun altında olduğu, diğer hastanın ise 1 yılda 22 kilo yitiren 46 yaşındaki bir erkek olduğu kaydedildi.

Her iki hastada yapılan tetkiklerin normal göründüğü, ancak dışkılarında yüksek oranda sodyum ve potasyum saptandığı ifade edildi.

Daha sonra bu kişilerin beslenmelerini inceleyen doktorlar, kadının günde 18-20 grama eşdeğer miktarda sorbitol tükettiği (bir sakızda 1.25 gram sorbitol bulunuyor), erkeğin ise günde yaklaşık 20 şekersiz sakız çiğnediği ve yaklaşık 200 gram tatlandırıcılı şekerleme tükettiğini saptadılar.

Erkeğin tüketiminin yaklaşık 30 gram sorbitole denk geldiği kaydedildi.
Bu biçimdeki beslenmeye son verilmesiyle söz konusu belirtilerin kısa sürede kesildiği belirtildi.
Bu iki hastada olduğu gibi yüksek dozda sorbitol tüketiminin beslenmeyle ilgili ciddi risklere neden olabileceği kaydedildi.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
No tag for this post.
Ocak
9
2008
4:08 pm
Tags:
Post Meta :

Yeni bebeği olan genç anne-babalar, hastaneden dönüp evde bebekle baş başa kalınca ne yapacaklarını şaşırıyor.

Eskisi gibi kalabalık ailelerde yaşanmadığı için, evde bebek bakımında yol gösterecek tecrübeli büyüklerin olmaması korkularını büyütüyor. Bebekteki en ufak bir değişiklik annede büyük korkulara yol açabilmekte ve ebeveyn doktora koşmaktadır. Hamilelik döneminde bebek bakımıyla ilgili kitaplar okunmuş, başka annelerden öneriler alınmış olsa da, tecrübe edilmeyen her durumda acemilik yaşanması normal bir durum. Genç anne-babaların öncelikle her şeyin mükemmel olması gerekmediğini ve her bebeğin farklı bir gelişim gösterdiğini kabul etmesi gerekiyor. Bu durum kardeşlerde bile farklılık gösteriyor. Hangi durumun acil, hangisinin normal olduğunu öğrendikten sonra yeni doğan bebeğin bakımı çok da zor gelmiyor.

Medical Park Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Balgöz Ergül, yeni doğan bir bebek eve götürüldükten sonra yapılacak en önemli şeyin yeteri kadar emzirmek olduğunu söylüyor. Bebek 2-3 saatte bir uyanıp ağlayarak emmek istiyor ve annenin memesini tutup 15 dakika süreyle aktif olarak emebiliyorsa sağlığında endişe edilecek bir durum yok demektir. Bebek uzun süre uyuyorsa, uyandırılamıyorsa, memede uzun süre tutulamıyorsa acil bir sorun olduğu belli olur. Dr. Pınar Balgöz Ergül, annelerin merak ettiği soruları cevapladı.

YENİ EBEVEYNLERE TAVSİYELER
Islak mendil kullanalım mı?
Bebeklerin cildi çok hassas olduğu için mümkün olan en yumuşak, en az katkı maddesi içeren temizlik malzemesi kullanılmalı. Alt temizliği 1. aya kadar pamuk ve su ile yapılmalı. Bu dönemde ıslak mendil tahriş edici olabilir, pişik oluşturabilir. 1. aydan sonra katkı maddesi ve parfüm içermeyen ıslak mendil kullanılabilir.

Nasıl yatıralım?
Bebek her zaman sırtüstü yatırılmalı. Ani bebek ölümü sendromu denilen, ilk 1 yaşta sebebi belli olmayan kayıplar oluyor. Bunun daha çok yüzüstü yatan bebeklerde görüldüğü tespit edildi. Yatağında yastık ve çok fazla örtünün bulunmaması gerek. Yatağının kenarındaki parmaklıklar boynunun ve başının geçemeyeceği darlıkta olması lazım.

Ateşlenirse ne yapacağım?
Bazı aileler 37-37,5 derece ateşi bile acil diye hastaneye getirebiliyor. 37 normal kabul edilebilecek bir değerdir. Ancak 38′in üzerine çıkan bir ateş bebeğin doktor tarafından görül-mesini gerektirebilir. Yeni doğandaki yüksek ateşi evde düşürmeye çalışmak doğru değil. Fazla giydirilmişse üzerini açıp bir süre sonra tekrar ateşi ölçülebilir; ama ateş düşürücü ilaç vermek yanlıştır.

Emziğin ne zararı var?
Bebeklerin emziğe alışmasının anneleri biraz rahatlatmasının dışında hiçbir yararı yoktur. Aksine tamamen zararlıdır. Bir şekilde ihtiyaç duyuluyorsa 1. aydan önce verilmemeli. Çünkü emzik emen bebek, anne memesini erken bırakıyor. Meme başı şaşkınlığı denilen bir durum yaşıyor. Emziği memeden kolay tuttuğu için bir süre sonra memeden tamamen vazgeçiyor. Ayrıca, emziğin sürekli temiz kalmasını sağlamak çok zor.

İshal mi olmuş?
Yeterli beslenen bebeğin günde 5-6 kez bezini ıslatması, 5-6 kez kakasını yapması normaldir. Daha fazla da olabilir; ama bir gün boyunca hiç yapmaması acil bir durum sayılabilir. Bazen aileler anne sütü alan bebeğin normal görüntülü sulu-sarı dışkısını ishal olarak değerlendirebiliyor. Günde 7-8 kere, hatta gaz durumuna bağlı olarak köpüklü bile olması korkulacak bir durum değildir.

Gaz sorunu niye olur?
2-3 günlük bebeğin ağlaması gazdan değil, bebeklerin emme ve anne ile beraber olma isteğine bağlıdır. Gerçek gaz sancıları 15 günden sonra başlar. Gazın en önemli sebebi, hatalı beslenme tekniğidir. Emzirirken doğru tutulamaması ve memeyi tam tutmadığı için hava yutması bebeklerde gaz yapar. Bebek annenin yediklerinden de bir derece etkilenebilir. Her beslenmeden sonra mutlaka gazını çıkarmak gerekir.

Kusması tehlikeli mi?
Bebekler karnı doyduktan sonra ve gaz çıkarırken bir miktar kusabilir. Bu normaldir. Ancak, aşırı fışkırır tarzda, yeşil renkli kusması veya emmede azalma, karın şişliği gibi durumlar varsa acil sayılır. Mutlaka doktor görmelidir.

Cildinde neden kızarıklıklar var?
Yeni doğan bebeklerin vücudunda birtakım kızarıklıklar da olabilir. Bunlar bir süre sonra kendiliğinden geçer. Bebeğinizin cildinde tıkanmış ter ve yağ bezleri burun, yanaklar ve çenede beyaz noktacıklar olabilir. Birkaç hafta içinde bu bezler çalışmaya başladığında bu noktacıklar ortadan kalkar. Temizlemeye gerek yoktur.

Bebeğe su vermek gerekir mi?
6 aya kadar bebeğe su vermemek lazım. Çünkü anne sütünün yüzde 80′i zaten sudur. Bebeğin ayrıca suya ihtiyacı yoktur. Dışarıdan verilen her şey bebek açısından bir enfeksiyon riski taşır. Bu yüzden ellerin sık sık yıkanması, biberonların steril edilmesi gerekir.

Ne kadar sık yıkanmalı?
Mevsime göre her gün veya gün aşırı banyo yaptırılabilir. Banyo suyu sıcaklığı annenin elini yakmayacak şekilde 37 derece civarında olmalı.

Göbek bağı hâlâ düşmedi?
Bebeğin göbeği 1-2 hafta arasında düşer. Ama bu süre bazen 20-25 güne de uzayabilir. Normal sayılması gerekir. Göbek bakımı için doktorların önerdiği alkol veya antiseptik solüsyon kullanın. Göbek düşene kadar bebeğin bezini göbek kordonu dışarda kalacak şekilde bağlayın.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags:

Ocak
9
2008
3:16 pm
Tags:
Post Meta :

www.burasiturkiye.com internet sitesinde yer alan bilgilere göre, bazı yiyeceklerin taşıdığı özellikler:

Satsuma (Küçük portakal): İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürmeyi keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç veya kalp krizi riskini de azaltır.

Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını önler. Midenin düzenli çalışmasına etki eder. Kusmayı engeller. Hatta bal veya limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.

Hardal: İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.

Nane: İçerdiği mentol, midenin normalleşmesini sağlar. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da birebirdir.

Avokado: Sindirimi çok rahat olan bu meyve özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediliyor. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesini sağlar (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz).

Çikolata: Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.

Patates: Orta boy bir patates, bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.

Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli.

Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.

Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken, kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.

Pirinç: E ve B12 dışında tüm B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır. Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.

Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.

Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.

Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür, mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.

Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.

Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.

Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.

Tahıllar: Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

Fasulye: Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de cinsiyet hormonlarını kuvvetlendirir.

Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar, eski çağladan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar, pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.

Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen kroten maddesi içerir.

Havuç: Tam 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel sebebi betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.

Çay: Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.

Papatya: Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir. Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın sebep olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.

Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının sebep olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.

Portakal suyu: Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacının tamamını karşılar. İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur; cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesini önler.

Enginar: Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir. Düşük yağ oranı, sindirimi kolaylaştırıcı etkisi, antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.

Böğürtlen: E vitamini içerir. Vücuttaki zararlı besin atıklarının temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur. Cenini korur.

Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4′te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.

Tahıl: İdrar yollarını açıcı, çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların mutlaka yemeleri gerekir. Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags:

Ocak
9
2008
3:12 pm
Tags:
Post Meta :

Küçük çocuklarda bronşit sırasında meydana gelen balgam nefes borusunu tıkayarak ölümle sonuçlanabilmekte.

Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, bronşite yakalanan çocukların, balgam çıkaramayacakları için nefes borularının tıkanarak ölebileceklerini bildirdi.

Kendirci, ailelerin çocuklardaki kış hastalıkları konusunda dikkatli olmalarını istedi. Kendirci, yetişkinlerde akciğerlerdeki büyük hava yollarının iltihaplanmasına bronşit, çocuklarda ise küçük hava yollarının iltihaplanmasına bronşiolit adı verildiğini ve özellikle kış aylarında bu tür hastalıkların çok sık görüldüğünü kaydetti.

Süt çocuklarında bronşiolite daha çok rastlandığını ifade eden Kendirci, “Öksürük, nefes darlığı, hışırtılı solunum ile kendini gösteren bronşiolit, küçük çocuklar için tehlikeli bir hastalıktır. Bronşiolite yakalanan süt çocukları, balgamı çıkaramayacakları için nefes boruları tıkanarak ölebilirler. Akciğerlerde zar delinmesi gelişebilir ve bir parçası sönebilir.

2 yaşın altındaki çocukların tedavisinde geç kalınmamalıdır. Akut bronşiolit, astım gelişme riskine karşı takip edilmelidir.” dedi. Kendirci, bronşiolit için nemli oksijen tedavisi ve kalp yetmezliğine sebep olmayacak bronşiolleri genişletici ilaçlar verilmesi gerektiğini kaydetti.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: ,

Sonraki Sayfa »
Sayfalar: 1 2 3 ... 15
 
| BAKLAVA DILIMLI BOREK | | Hangi yaşta hangi sporu yapmalı | | ŞAMPİYONLAR LİGİNDE SON MAÇLAR DANANIN KUYRUĞU KOPACAK | | Anlamli Ingilizce Nickler | | Fındıklı Kek | | Biz Yıllardır Göremedik… | | Msni Masaustunden Kontrol edin | | Inatci Esek :) | | Malt - Gol | | Yelpaze Oda Takımı |
Ekle Bunu