Hakkımda Merak ettiĞiniz Şeyler.
Forum Sayfamız..
Bana söyLemek istediklerinizi Burdan Yazabilirsiniz..
Nisan
22
2008
10:49 am
Tags:
Post Meta :


İnsanların vücudunu çevreleyen elektromanyetik alana aura denir. İnsan aurası evrensel enerjiden beslenir ve süreli olarak evrensel enerjiyle iletişimdedir. Aura da 7 tane ana enerji merkezi bulunur bu enerji merkezlerine CHAKRA (okunuşu şakra) denir. Chakra Sanskritçede tekerlek anlamına gelmektedir. İnsanda bulunan bu enerji merkezleri girdap şeklinde dönen enerji alanından oluştuğu için onlara bu isim verilmiştir. Chakralar tarafından emilen yaşam enerjisi tüm vücuda dağılır ve bedenin yaşamını devam ettirmesini sağlar. Çakralar düzgün çalışmadıkları zaman beden, sağlığını korumakta zorlanır. Günümüz modern tıbbının endokrin sistemi üzerinde yaptığı çalışmaları M.Ö ki yıllarda doğu bilginlerinin yaptığını ve topladıkları bilgilerle bu enerji merkezlerini açıkladıklarını söyleyebiliriz.

ANA CHAKRALAR VE ÖZELLİKLERİ
Kök Chakra; Bu şakra kuyruk sokumu kemiğinin sonunda yer alır. Kök şakra fiziksel bedenin enerji kaynağıdır ve dünyayla olan bağlantımızı simgeler. Dünyaya kök salmamız ve kendimizi emniyette hissetmemiz iyi çalışan bir kök şakra ile mümkün olabilir. Temel yaşam fonksiyonlarını sürdürme açısından bu şakra çok önemlidir. Sağlam bir kökü olmayan bir ağaç nasıl ilk fırtınada devrilirse kök şakrası iyi çalışmayan bir insanda zorluklarla mücadele edemez. Kök şakra bedende bacaklar, ayaklar, kemikler, kalın bağırsaklar, omurga ve sinir sistemini kontrol eder. Aynı zamanda cinsellikle de ilgisi vardır. Kök şakra kırmızı renk yayar. Kök şakranın elementi topraktır.

Kök şakranın fiziksel olarak kendini güvende hissetme duygusuyla direk ilgisi vardır. Ayrıca seçilen mesleği ve bu meslekteki başarı seviyesini de etkiler. Sağlıksız çalışan bir kök şakra bağırsak,bacak,omurga ve sinir sisteminde çeşitli sorunlara yol açar. Aynı zamanda kişinin zorluklarla mücadele edememesini,kendini güvende hissetmemesini ve dünyayla arasında uyumsuzluklar oluşmasına yol açacaktır. Bu bölgede yaşamsal Kundalini enerjisi bulunur ve bu enerjinin uyandırılmasıyla insan bilincinin hayal edemeyeceği olaylar yaşanır. İlk şakra diğer şakraların sağlıklı çalışması için çok önemli bir fonksiyona sahiptir.

2.Sakral Şakra: Erkeklerde penis ve kadınlarda klitorisin iki parmak üzerinde bulunur. enerjiyi ve zihinsel üretkenliği simgeler. Heyecan duyma, isteme,imajinasyon yeteneği,aile kurma ve maddiyat bu şakra ile bağlantılıdır. Sakral şakranın elementi su rengi ise turuncudur. Bedende böbrekler, idrar torbası, dolaşım sistemi,lenfatik sistem,üreme organları,anne sütü 2.şakranın etkisi altındadır. Kan hastalıklarına düzgün çalışmayan sakral şakran yol açar. sorunların çoğunun nedeni de 2.şakradaki enerji dengesizlikleridir. Bu şakra yaşamda bir akıcılığın meydana gelmesine yardım eder. Elementinin su olması da bunun bir simgesidir. Yaşamın doğal akışında ilerlemesi düzgün çalışan bir 2.şakra ile mümkün olabilecektir. 2.şakranın düzgün çalışması yaşamsal tıkanıklıkları da çözecektir. Ayrıca sanatsal yetenekler ve zihinsel üretkenlik düzgün çalışan sakral şakra ile söz konusu olabilecektir. Bu şakrada enerji blokajları yada dengesizlikleri olduğunda zihinsel üretkenlik kısırlaşacaktır.

3.Solar Pleksus Şakra:Göbeğin yaklaşık iki parmak altında bulunur. Adına güneş sinir ağı şakrası da denir. 3.şakra diğer insanlarla ilişkilerimizi,beğenilerimizi,toplumsal kimliğimizi,irademizi ve amaçlarımıza ulaşmaktaki kararlılığımızı simgeler. Kendini kontrol etme ve başarı isteği de 3.şakrayla ilgilidir. Bedende ise karaciğeri,sindirim sistemini,pankreası,onikiparmak bağırsağını ve dalağı etkiler. Göz ve görme ile ilgili fonksiyonlarda bu şakranın etkisindedir. 3.şakranın rengi sarı ve elementi ateştir. Tibet”te sadece bu bölgeyle ilgili imajinasyonlar yapıp ateş solunumu adı verilen özel bir solunum yöntemini kullanan lamaların -40 derecede çıplak durabildikleri yada buz dağlarını sadece dayanarak eritebildiklerini biliyoruz. 3.şakranın düzemli çalışması insan hayatı için oldukça önemlidir. Düzensiz çalışan bir 3.şakra sadece karaciğer,mide, bağırsak sorunlarına yol açmakla kalmaz aynı zamanda amaçlarımıza ulaşmamızda çok büyük engeller çıkartır. Yetersiz çalışan şakra yaşamsal istekleri dışlamak, otoriteye boyun eğmek, mücadelelerden kaçmak, bireyselleşmeyi reddetmek,sosyal yaşamdan kaçmak ve depresyon gibi sorunları da beraberinde getirecektir. Düzgün çalışan 3.şakra ise uyumluluk, hedefleri iyi belirleme ve bunları takip etme, davranışları kontrol altında tutma, bağımsız hareket edebilme ve başarıya ulaşmayı sağlayacaktır.

4.Kalp Şakrası: Vücutta göğsün tam ortasında kalbin hizasında yer alır. Sevgi, şefkat, fedakarlık, duygusal bütünlük, kendini adayabilme, derin mutluluk gibi özellikleri simgeler. Bu şakra direk duygularla ilgilidir. Timüs bezi bu şakranın etkisindedir ve ürettiği hormon mutluluk hormonudur. Timüs , uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır. Timüs bezi büyümeyi düzenler, bağışıklı sistemi hücreleri olan T hücreleri burada üretilir ve lenf sistemini kontrol eder. Vücutta kalp, sırtın üst kısmı, ciğerlerin alt kısmı, kan ve dolaşım sistemi fonksiyonları bu şakranın etkisindedir. Eğer vücudunuzda bu bölgelerde herhangi bir sağlık sorununuz varsa 4.şakranızda bir enerji blokesi, düzensizliği yada bu şakranın aşırı çalışması söz konusudur. 4.şakranın rengi yeşil ve pembe elementi ise havadır. Ayrıca dokunma duyumuzda bu şakranın etkisindedir. Bir çok kültürde dokunmanın sevgi ifadesi olarak yer alması bu duyunun kalp şakrası tarafından etkilenmesindendir. İnsanlar ellerinde olmadan sevdikleri insana dokunmak isterler. Kalp şakrası tüm şakraların merkezinde yer almaktadır ve diğer şakraları da önemli ölçüde etkilemektedir. Düzensiz çalışan 4.şakra duygusal sorunlar, bencillik, yalnızlık eğilimi yada sevgiye bağımlılık, soğukluk hatta kalpsizlik dediğimiz merhametsiz ve sevgisiz davranışlar oluşturacaktır. Bir çok sevgisizlik ile başlamakta ve sevgi ile bitmektedir. Sevgi görmeden büyüyen çocuklar iler ki yaşlarda alkol, uyuşturucu bağımlılığından, şiddet eğilimine kadar bir çok negatif durum yaşamaktadırlar. Aslında tüm bağımlılıklarda kaybedilen yada asla bulunmayan katıksız sevgi arayışı vardır. Kişi sigarayı,alkolü yada uyuşturucuyu aradığı,eksikliğini duyduğu sevginin yerine koymuştur daha doğrusu içindeki boşluğu böyle dolduruyordur. Bağımlılıkları olan insanların kalp şakralarında sorunlar bulunmaktadır.

5.Boğaz Şakrası :Vücuttaki yeri boyun ve boğaz arasındaki çukurdadır. Konuşma yeteneğimizi, ses tellerimizi, dürüstlüğü, düşüncelerimizi ve duygularımızı doğru ve açık olarak anlatma yeteneğimizi bu şakra simgeler. İnsan vücudunda boyun, boğaz, çene, ses telleri, bronşlar, ciğerlerin üst kısmı ve kollar bu şakranın etkisindedir. Tiroit bezi de bu şakra ile ilgilidir. Tiroit bezinin vücudun gelişiminde oynadığı önemli rol ve yiyeceklerin enerjiye dönüşüm hızını düzenlemekteki işlevi göz önüne alınırsa 5. Şakrada ki bir enerji dengesizliğinin ne gibi sonuçlar oluşturacağı daha iyi anlaşılabilir. Eğer bu bölgelerde yada konularda bir sağlık sorunu yaşıyorsanız 5. Şakranız da bir enerji blokajı, dengesizliği yada aşırı çalışması gibi bir sorun var demektir. Beşinci şakranın yaydığı renk açık mavidir. Aynı zamanda işitme duyusu da bu şakra ile ilgilidir. Duygularımız ,düşüncelerimizi, isteklerimizi kısacası kendimizi doğru ve cesur bir şekilde ifade etmemiz düzgün çalışan bir 5. şakra ile mümkün olacaktır. Eğer 5. şakrada herhangi bir enerji dengesizliği varsa kişinin ifade etme yeteneği gelişmemiştir, kekeleme olabilir, yalan söyleme alışkanlığı gelişebilir, konuşma esnasında ses zorlukla çıkabilir veya utangaçlık gelişebilir.

6. Alın Şakrası: Vücutta alnın ortasında iki kaşın arasında yer alır. Bu şakraya üçüncü göz şakrası da denir. Sezgi gücü, altıncı his gibi duyu dışı algılamalarımızı etkileyen bu şakradır. Vücutta ise duyu organlarını kontrol eder ve beyinle direk bağlantılıdır. Bu şakranın kontrol ettiği içsalgı bezi hipofizdir. Hipofiz temel salgı bezidir çünkü endokrin sistemindeki diğer salgı bezlerinin çalışmalarını kontrol eder. Diğer bezlerin uyumlu çalışması için hipofizde bir sorun olmaması gerekir. yorgunluk, sinirsel hastalıklar, migren ve sinirsel iltihaplar 6. şakrada oluşmuş enerji düzensizliklerinden kaynaklanır. Bu şakranın enerjisinin bloke olması, düzensiz çalışması yada aşırı olması kişide sadece akıl ve mantıkla yaşama durumunu meydana getirir. Sezgiler ve iç görüler kaybolur. Yaşam sadece maddi istekler çerçevesinde döner, ruhsal gelişme reddedilir. Zihinsel olarak da belli bir konuya yada düşünceye saplanıp kalma ve esnek olamama gibi durumlar ortaya çıkar. Düzenli çalışan 6. şakra sezgi gücünü arttırır, içten gelen sesler mesajlar haline gelir ve düşünceler gerçekleşmeye başlar. 6. şakranın rengi çivit mavisidir.

7. Tepe Şakrası: Tepe şakrasına taç şakrada denir. Vücutta kafanın üstünde en yüksek noktada bulunur. Bu nokta bebeklerde bulunan ve sonradan kapanan bıngıldak dediğimiz bölümdedir. Tepe şakrası yüksek bilincimizle bağlantılıdır. Evrensel enerjiyi aldığımız yer taş şakradır ve bu şakra tamamen açıldığında diğer şakralardaki tüm tıkanıklılar da çözülür. Sahip olduğumuz dinsel inançların gücü ve Yaradan”a teslimiyet bu şakra ile ilgilidir. Tepe şakra vücutta epifiz bezini etkiler. Epifiz bezinin tam olarak işlevleri bilim adamlarınca kesin olarak açıklanamamıştır ancak vücudun doğal dengesinin korunması konusunda çok önemli olduğu bilinmektedir. Düzgün çalışmayan 7. şakra korkular , kaygılar ve bütünlükten kopma duygusu verecektir. Yaşamda amaçsız olma ve kendini gerçekleştirememe de tepe karasıyla ilintilidir. Uyumlu çalışan tepe şakrası ise evrenle olan uyum sağlanır, kişi kendi içinde bütünlüğe ulaşır, ruhsal aydınlanma yaşanır. Tepe şakrasının rengi mordur.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: , , ,

Nisan
21
2008
8:00 am
Tags:
Post Meta :

Prostat ve fonksiyon bozuklukları, erkekleri yaşlanmayla birlikte bekleyen 2 önemli tehlike. 40’lı yaşlardan itibaren erkeklik hormonu testosteron düzeyindeki göreceli azalmaya paralel olarak fiziksel, işlevsel ve ruhsal değişiklikler ortaya çıkar.
İster cinsellikle ilgili, ister prostat ve üriner sistemle ilgili olsun herhangi bir hastalığın ilerlemesinden sonra hekime başvurmak tedaviyi güçleştirir. Önemli olan, hastalıkların belirti vermeden önce teşhis edilmesi ve tedaviye bir an önce başlanmasıdır. Üroandrolojik check-upta cinsellikle ilgili olabilecek organik etkilenmelerin veya hormonal bir problemin olup olmadığına ve eğer böyle bir sorun saptanırsa hormonal tedavinin verilip verilemeyeceğine bakılır. Testosteron hormonunun düşmesi libidoyu, yani isteği ve performansı azaltır. Bu hormonun takviyesi, ancak prostatta kesinlikle testosterona karşı bir etkilenme meydana gelip gelmeyeceğinin belirlenmesiyle mümkün olabilir. Bu nedenle erkeklerin 40 yaşından sonra her yıl üroandrolojik check-up’tan geçmeleri son derece önem taşır.

Üroandrolojik Check-upta Prostat Kontrolü:
İdrar kesesi ile rektum (kalınbağırsağın son bölümü) arasında bulunan prostat, spermi besleyen sekresyon sıvısı salgıladığından fonksiyon ve spermin hareketi açısından önem taşır. 40’lı yaşlardan itibaren erkeklerde prostat enfeksiyonu ve tümör gelişme riski yükselir. Bu hastalıklar etkili bir şekilde tedavi edilmezse daha yaşamsal tehditler yaratabilir. Klinik muayene, sonografik tetkik ve kanda PSA düzeyinin kontrolü ile prostat hastalıkları ve kanseri erkenden teşhis edilir ve tedavisi derhal düzenlenebilir. Bu da üroadrolojik check-upın önemini bir kez daha ortaya koyar.

Üroandrolojik Check-upta Fonksiyon Kontrolü:
Andropozun menopozdan en önemli farkı erkeklerin hormonal değişimleri bu şekilde yıllar içinde yavaş olarak yaşaması ve ömrünün sonuna dek istek ve aktivitesini sürdürebilmesi hatta ileriki yaşlarda çocuk sahibi olabilmesidir. Çalışmalar bu hormon düzeyinin her yıl % 1 oranında azalma gösterdiğini ortaya koyuyor. Erkekte ilerleyen yaşla birlikte testosteron hormonundaki azalma ve hormonal bu değişiklikler sonucu arzuda azalma ve sorunları ortaya çıkabilir. Bununla beraber diyabet, hipertansiyon, kolesterol seviyeleri, merkezi sinir sistemi hastalıkları, sigara alkol kullanımı gibi faktörler de erken yaşlarda dahi fonksiyon problemleri çıkmasına sebep olan faktörlerdir.

Önemli olan üroandrolojik check-up ile gereken psikolojik ve fizyolojik değerlendirmelerin yapılarak sebebin ortaya konması ve buna göre tedavinin yapılmasıdır. Laboratuar tetkiklerini takiben yapılan doppler ultrasonografi ile damarsal kontroller yapılır. sorununda organik faktörlerin tespitinde kullanılan NPT-Uyku testi , uykudaki rüya fazında oluşan ereksiyonların bilgisayar tarafından kaydedilerek incelenmesidir. Psikogram testleri ile de erkeğin çocukluğundan itibaren geçirdiği ve psikojenik yapısını etkileyen faktörler değerlendirilir. problem veya performansında bu faktörler sebebiyle bir etkilenme var ise, tedavi buna göre düzenlenir.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: , , , , ,

Nisan
19
2008
3:23 pm
Tags:
Post Meta :


Vaginismus yakınması olan kadınların tedavisinde ilk aşama eşle birlikte bir jinekoloğa gidilerek tam bir “jinekolojik muayene”nin yapılmasıdır. Bu muayene ile olaya neden olabilecek herhangi bir kadın hastalığı olup olmadığı saptanır.

Maalesef vajinusmus sorunu olan kadınların büyük çoğunluğu doktora muayene olmakta da sıkıntı çeker. Aynen ilişkide olduğu gibi panik ve korkuya kapılır, bacaklarını kapatır ve hatta ağlama krizine bile girebilirler.
Genellikle vajinismusa neden olarak geçmişte yaşanmış kötü tecrübe ya da bilinç altına kazınmış gereksiz korkular vardır.
Bilinç altındaki gereksiz korkuları yenmek için kadının ve erkeğin rahatlatılması, gevşemesi, heyecan ve korkuları yatıştıracak ruhsal bir ortam oluşturulması için uygun psikolojik destek sağlanmalıdır.

Diğer taraftan “çatı kaslarını gevşetme egzersizleri” hastaya öğretilip uygulandıktan sonra çubuklarla vajeni genişletme (dilatasyon) denemelerine geçilir.
Dilatasyon denemelerinde kadına vajene uygulaması için çeşitli kalınlıklardaki çubukların eşle birlikte kullanılması öğretilir.
Başlangıçta ince çubukları kendi kendine vajene uygulayan kadın daha sonra bunu eşinin yapmasına izin verebilir. Her seferinde çubuk kalınlığı arttırılır. Yeterli kalınlıkta çubukla bu başarıldıktan sonra penisin vajene girmesi mümkün olabilmektedir.
Tedavide “davranışçı terapileri” ile de başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Bu terapilerin bir kısmına eşler de dahil edilirler.
Tedavi süresi hastalığın şiddetine göre birkaç seanstan 8-10 seansa kadar değişebilir.
Vajinismus ailesel bir problemdir; yani kadının ve erkeğin ortak bir sorunudur. Bu nedenle hiç bir taraf diğerini suçlamamalı veya bu konuda anlayışsız olmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki, uygun tedavi yöntemlerinin doğru bir şekilde uygulanması ile çiftlerin % 90 -100′ünde başarı sağlanabilmektedir.
Tedavilerde başarı şansını arttıran en önemli faktör eşlerin seanslar sırasında kendilerine verilen ev ödevlerini uygun bir şekilde uygulamak ve sonuna kadar tedaviye inançlarını yitirmemektir.
Hipnoz (hipnoterapi) son yıllarda vajinismus tedavisinde başarı şansını arttıran önemli bir tedavi yöntemidir. Biz de vajinismus tedavisinde başarıyı arttırmak için hipnoterapiyi uygulamakta ve önermekteyiz.
Hipnoz tedavisi (hipnoterapi) hakkında bilmeniz gerekenler
Hipnoz; kişinin bir profesyonel yardımıyla duygu, düşünce ve algılarını yeniden çerçeveleyerek davranışlarını değiştirdiği bir süreçtir.
Aslen hipnoz; bir uyku durumu değildir; aksine, kişinin bedeni ve ruhu üzerinde ne denli gücünün olduğunu keşfettiği bir farkındalıktır.
Hipnoterapi sırasında bilinç kaybı olmaz, aksine bilincin daha çok açılması durumu gerçekleşir ve hipnozdan çıkamamak gibi bir durum asla söz konusu değildir.
Burada unutulmaması gereken nokta; medikal hipnozun asla tek başına bir tedavi şekli olmadığıdır. Hipnoz, uygulanan tedavi tekniklerinin etkisini ve hızını artıran yardımcı bir unsurdur.
Hipnoz sırasında dikkat, konsantrasyon yoğunlaşır ve kişi etrafında olan değişikliklere aldırmayabilir. Yine, kişinin duygu durumunda değişiklikler yapmak da mümkündür. Vucut hareketlerinde yavaşlama olabilir ve beden farkli hissedilebilir. Konuşma tonu ve hızı yavaşlayabilir. Nabız sayısının azalması, nefes alıp vermenin derinleşmesi ve beş duyunun hassaslaşması hipnoz süresince son derece doğaldır.
Kısacası hipnoz; tüm beden ve ruhta hissedilen kişiye huzur ve sakinlik veren bir gevşemedir. Hipnoz sırasındaki herşey sizin kontrolünüz altındadır. Hipnotize olabilmeniz dahi sizin kontrolünüzdedir. Siz “isterseniz” hipnotik etki altına girersiniz, istemediğiniz hiçbir şeyi söylemez ve yapmazsınız.
Bir yerde hipnoz; kendi güçlerinizi kullanarak probleminizi çözmektir ve bununla birlikte çok büyük bir olasılıkla tekrar tekrar yaşamak isteyeceğiniz çok hoş bir deneyim olacaktır.
Vajinismusta ne tür tedaviler önerilmiyor?
Bazen de sorunun ilaçlarla ilişkiye girmekle çözüleceğine inanılır, bu şekilde kaslarda gevşeme sağlanma yoluna gidilebilir ve hatta yanlış bir method olarak vajinusmuslu kadınların genel anestezi ile uyutulup partnerleri ile ilişkiye girmeleri sağlanabilir. Ama tüm bunlardan cevap alınamayınca sorun çözüleceğine daha da büyür.
Kadın uyanık olduğunda ilişkiden yine korkacaktır ve kocası ise daha evvel anestezi altında ilişki kurduğu karısına karşı zorlayıcı bir tutum izleyebilir. Bu da korkuyu arttırır.
Ayrıca anestezi altında ilişkiye girilen kadın kendi kontrolü dışında bu şekilde bir ilişki yaşamaktan psikolojik olarak kötü yönde etkilenebilmektedir.
Bu kişilere ayrıca sakinleştiriciler veya antidepresan ilaçların verilmesi de sorunu çözmez. Aksine bu tip ilaçların bazılarının isteği azaltıcı etkisi vardır, böylece sorun çözülmediği gibi başka bir sorun olan isteksizlik de sıkıntıya eklenmiş olur. Ancak tablo yalnızca vaginismus olmayıp herhangi bir ruhsal ya da fiziksel başka bir rahatsızlıkla birlikte ise ona yönelik ilaç tedavisi uygulanabilir.
Kas gevşeticiler, ağrı kesici ilaç veya kremler veya alkol alıp sarhoş olup ilişkiye girme çabaları da hep olumsuzlukla sonuçlanır. Her türlü olumsuzluk, umutsuzluk ve karamsarlığı da bir miktar daha arttırır.
Bu tür tedavi yaklaşımları ile sorun çözülemeyeceği gibi daha da büyür.
Tedavide cerrahi yöntemler uygulanır mı?
Bu problemin kızlık zarının kalın olmasına bağlı olması sonucunda bu zarın kesilerek tedaviye yöntemine gidilmesi, tıbben kabul görmeyen bir düşüncedir.
Bu operasyonda yapılan “Hymenektomi” , hymenin (kızlık zarının) yırtılarak kesilmesi işlemidir. Böyle bir müdahale yalnızca çiftlerin vajinusmus ile ilgili yanlış ön yargılarını pekiştirmeye yarar. Çünkü bu tür operasyonel bir girişim sorunu çözmeyeceği gibi, bireylerde sorunun çözülebileceği inancını ortadan kaldırarak mutsuzluk yaratabilir.
Tek seansta vajinüsmus tedavi edilebilir mi?
Bir kişiye bir saat içinde bisiklete binmeyi öğretebilir misiniz? Hele hele o kişi bisikletten düşmekten çok korkuyorsa.. Her ne kadar bu tür sorular için verilecek bir “Evet” cevabı herkes için çok cazip görülse de bu ne mantıken ne de tıbben mümkün değildir.
Vajunusmusun çocukluk döneminden beri cinsellikle ilgili alınan bir takım olumsuz yargılar sonucu olduğunu belirtmiştik. İşte bu olumsuz ön yargıların bellekten silinerek atılması ve yerine olumlu düşüncelerin “inşa edilmesi” bir miktar zaman alıcıdır ve sabır gerektirir.
Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: , , , , ,

Nisan
18
2008
11:07 am
Tags:
Post Meta :

Özellikle de erkeklerde istek azlığı sorun teşkil ediyor. Peki sebepleri ne? İşte yanıtlar…

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi İşlev Merkezi Direktörü Doç. Dr. Uğur Yılmaz sizlerden gelen soruları yanıtladı:

Yüksek testosteron erkekler için bir sorun mudur?
Eğer aşırı derecede yüksekse, bu bir hastalığın belirtisi olabilir ve araştırılması gerekir. Örneğin; böbrek üstü bezlerinde bir sorun olabilir veya testis tümörü oluşmuş olabilir. Bunun dışında, testosteronun yüksek olması erkekler için bir sorun değildir.

Testosteron seviyemizi herhangi bir laboratuvarda ölçtürebilir miyiz? Düşükse, ilaç almak çözüm müdür?
Elbette ölçtürebilirsiniz. Sabah aç karnına gitmenizi öneririm. Özellikle saat 08.00-10.00 arasında ölçüm yaptırmanız gerekir. Bu saatler testosteronun en yüksek olduğu saatlerdir, daha sonra düşer. Düşük çıkması halinde kendi başınıza ilaç almanız tehlikeli olabilir, lütfen bunu denemeyin. Değerleriniz düşükse mutlaka bir üroloğa başvurun.

30 yaşındayım. Düzenli spor yapıyorum. Vücudum son derece fit ancak cinsellikten son dönemde soğudum. İlaç kullandığım halde çok etkili olmadı. Testosteron seviyemi ölçtüreyim mi?
isteğin azalmasında tek etken testosteronun düşüklüğü değildir. isteği azaltan diğer sebeplerin de araştırılması gerekir. istek anlayışınızı değiştirmeniz gerekebilir.

EVLENDİM ÇOK DEĞİŞTİM
40 yaşındayım. 2 yıl önce bekarken, cinsellikten çok hoşlanıyordum. Şu anda çekici gelmiyor. Sizce bunun testosteronla ilgisi olabilir mi?
Elbette olabilir. İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde testosteron seviyesi azalabilir. Evli erkeklerde testosteronun azaldığına dair araştırmalar da var. Eğer öyle bir durum varsa laboratuvar testlerine göre, testosteron replesman tedavisi uygulanabilir. Rastgele testosteron tedavisi yanlıştır.

Doktora gittim testosteron seviyem düşük çıktı. Sizce viagra bana iyi gelir mi?
Viagra ile testesteron arasında bir ilişki yoktur. Testosteron seviyeniz düşükse bu tür ilaçların çok etkisi olmaz. Eğer gerekli ise doktor gözetiminde testosteron tedavisi daha sağlıklı sonuç verir. Bazen testosteron tedavisinin yanında bu tip ilaçlar da kombine uygulanabilir.

İki yıl önce prostat kanseri tedavisi gördüm. Şu an testosteron seviyem çok düşük. konusunda çok istekli değilim. Doktor testosteron tedavisini öneriyor. Ancak çok tereddütlüyüm. Ne yapayım?
Testosteron erkek fizyolojisi için önemli olmasına rağmen, prostat bezinde kanserin gelişiminde de rol alır. Prostat kanseri tespit edilen durumlarda testosteron tedavisi sakıncalı görünüyor. Testosteron seviyesindeki düşüklüğün sebebi kullanılan ilaçlar ise onların değiştirilmesi faydalı olabilir. Bu sıkıntınızı mutlaka doktorunuzla paylaşın. Riskiniz sürüyorsa testosteron tedavisine başlamanız sorun olabilir. Ancak doktorunuz riskin tamamen bittiğini düşünüyorsa, o zaman bu tedaviden yararlanılabilir.

EŞİM AZGIN TEKE GİBİ
Eşim 55 yaşında. İki yıldır başka kadınlar nedeniyle ayrılma noktasına geliyoruz. Sizce andropoza mı girdi? Ondaki kişilik değişiminin testosteronla ilgisi olabilir mi? 50 yaşından sonra birden testosteronu mu yükseldi? Ne yapmalıyım?
50 yaşın üzerinde bir erkekte normalde testosteron seviyesinde bir düşme beklenebilir. Buna ‘ileri yaşta androjen yetersizliği sendromu’ gibi isimler verilir. 50 yaşın üzerindeki eşinizle olan ilişkinizdeki değişimler, psikolojik nedenlerden olabilir. Eşinizin diğer bayanlara olan ilgisi de bundan kaynaklanabilir. terapisti ve aile terapisti ile konuşmanız duruma kalıcı ve yapıcı bir çözüm getirebilir. Bu sorunu yalnızca fizyolojiye bağlamak size daha kolay gelebilir ama bu tür durumlar daha karmaşıktır.

Çok fazla yemek yemediğim halde göbek çevremden kilo alıyorum. Formum bozuldu. isteğim azaldı. Düşük testosteronun tüm özelliklerini gösteriyorum. Sizce ilaç tüm bunlara yanıt verebiliyorsa, hemen alıp kullanmaya başlayayım mı?
Kilo vermeniz, egzersiz yapmanız ya da yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız çok daha faydalı olur. Eğer, testosteron seviyesinde ciddi düşme olduğunu düşünüyorsanız, bir endokrin hastalıkları uzmanından yardım almanız yararlı olabilir. Ya da bu kuşkularınızdan kurtulmak için basit bir kan tahlili yaptırın. Kişinin kendi kendine testosteron tedavisi yapmasının, yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum. Tedaviye lütfen kendiniz karar vermeyin. Seviyenizde bir sorun varsa, size ürolağa gitmenizi öneririm.

Eşim testosteron jel kullanıyor. Ben bundan etkilenmemek için dokunmaktan kaçınıyorum. Üstüne sürekli tişört giyiyor. Bu jel, bana değen noktalarda kıllanma yapar mı? Sizce benim etkilenmemem için ilaç veya iğne kullansa daha mı iyi mi olur?
Kısa bir süre sonra bu jel emilip kana karışıyor. Aradan birkaç saat geçtikten sonra jel sürülürken kıllanmaya yol açmaz. Bu nedenle daha çok sabahları kullanılmasını öneririz. Ancak yine de kuşkularınız varsa eşiniz, eşinizin doktoru ve siz bir araya gelerek bu konuyu konuşun. Elbette ki tedavi için jel kullanımından başka seçenekler de var. Mesela enjeksiyon tedavisi 3 ayda bir uygulanıyor ve son derece yararlı oluyor. İlaç tedavisi de uygulanabilecek yöntemler arasında yer alıyor.

Günaydın- Esra Tüzün

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: , , , , , ,

Nisan
18
2008
12:23 am
Tags:
Post Meta :

Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri Kliniği

istek bozuklukları
tiksinti bozukluğu
Kadınlarda isteği artırmanın yolları
Uyarılma Bozukluğu
ağrı bozuklukları

istek bozuklukları
istek genellikle yanıt döngüsünün ilk evresi olarak değerlendirilir. İstek sadece psikolojik bir durum gibi görünse de sıklıkla hormonal dengesizlik ya da tedavi gibi fiziksel durumlardan etkilenmektedir.

Azalmış istek Azalmış istek sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, fantezilerin ve etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması).

Kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi işlevselliğini etkileyen etkenler göz önünde bulundurularak isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varılır. İstek burada içerikli rüyalar ve fanteziler, erotik materyele ilgi, etkinlikle ilgili arzuların farkında olma, olası çekici eşlere yönelik dikkatin olması ve cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığının olması gibi durumları kapsamaktadır. isteğin olması çeşitli faktörlere bağlıdır: biyolojik güdü, yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir eşin olması birlikte olunan kişi ile dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu alanların herhangi birinde sorun olması isteğin azalması ile sonuçlanabilir. Azalmış istek bozukluğu bazı durumlarda tüm eşlere ya da tüm aktivitelere genellenebilir. Genellikle diğer sorunlarla ( olamama, kayganlaşma olmaması gibi) birlikte görülse de isteği az olan bazı kişiler olarak uyarılır ve orgazma ulaşırlar.

istek azalması hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. isteği azaltan fiziksel faktörler yaşlanma, bazı ilaçlar, ağrı, alkolizm, böbrek yetmezliği, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar, beden imgesiyle ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon isteği azaltabilir. İlişki ile ilgili sorunlar (güç çekişmesi, çatışma, düşmanlık), travma (tecavüz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi) ve ilişki ile bazı olumsuz anıların eşleşmesi gibi durumlar da önemlidir. Bazen istek azalması bir ilişkideki bozulmanın işareti olabilir.Öfkeli, korkulu ya da zihni dağınık kişiler genellikle yakınlık için istek duymazlar. Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da dürtüyü bastırabilir.

isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33′ünün hayatlarının bir döneminde ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32’si istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %29.5 ve 35-39 yaş grubunda %37.6′dır. isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur. Genelde klinisyen bir çok faktörü-kültürel bağlamda ilişkinin özellikleri gibi- bir arada değerlendirmelidir. Ayrıca eşin istek düzeyi de-eşlerden birindeki aşırı isteği belirlemek için değerlendirilmelidir. Bu arada eşlerin birbirinden farklı istek düzeylerinin olması herhangi birinde psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. temas ve doyum gereksinimi kişilere göre değişebildiği gibi aynı kişide de zaman içinde farklı olabilir. Genel toplomda istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

tiksinti bozukluğu
isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. tiksinti bozukluğu olan bireyler aktivetelerden kaçınırlar, kendilerine yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur. Böyle bir sorunu olanlarda uyaranlara yanıt çok geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Şiddetli derecede tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Bu sorun travma sonrası stres bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla birarada görülebilir. Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi saldırıya maruz kalınan durumlarda, birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.

Kadınlarda isteği artırmanın yolları
Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda isteği artırabilir. aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar antidepresan tedaviye ikincil işlev bozukluğu olan hastalarda yanıtın dört evresini de artırmıştır. Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.

istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri döngünün bu ilk evresine eşlik eden açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış istek bozukluğu tedaviye en dirençli işlev bozuklukları arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik yaklaşımla hastaya sorunların kökenini anlaması ve hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce deneyimi olmayan kadınlar için alıştırmaları iyi bir yol olabilir.

Feromonların istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez.

Uyarılma Bozukluğu
uyarılma yanıt döngüsünün ikinci evresidir. uyarılmanın kesin olarak psikolojik bir yönü olsa da aynı zamanda fizyolojik değişikliklerin görüldüğü ilk evredir. Kadınlarda genellikle pelvik bölgeye kan akımının olması, vajinal ıslanma ve genişleme ile dış genitallerin şişmesi ile karakterizedir. Bu değişikliklerin altında yatan mekanizma çok açık olmasa da uyarılma otonom sinir sisteminin uyarılması ile ilişkilidir.

Kadın Uyarılma Bozukluğu (KCUB) yanıtın genel uyarılma yönünün ortadan kalkmasıdır. Bu durumda kadınlarda vaginal kayganlaşma ya da genişleme olmadığı gibi erotik duyumlar da hissedilmez. Fiziksel temas tiksindirici gelebilir veya belli bir noktaya dek temas zevk verebilir. Uyarılma sorunu olduğunda orgazmla ilgili sorun da olacaktır. Bir araştırmada mutlu bir evlilikleri olan kadınların % 33′ü uyarılmayı sürdürmede zorluk tanımlamışlardır. Bütün işlev bozuklukları gibi KCUB da uyarıma yanıtı olan bir kadında yaşamın belli bir döneminde ortaya çıkabilir ya da en başından beri yanıt olmayabilir. İşlev bozukluğu yalnız belli durumlarda görülebilir ya da genelleşmiş olabilir. Örneğin; yaşam boyu ve durumsal KCUB olan bir kadın her zaman uyarılma güçlüğü yaşayacak ve bu yalnızca eşiyle ortaya çıkacaktır.

Masters ve Johnson normal tepki veren kadınların özellikle adet öncesi dönemde istekli olduğunu bulmuştur. Yakın zamanlı bir araştırma da bu sorunu yaşayan kadınların adeti izleyen dönemde daha istekli olduğunu belirlemiştir. Bir üçüncü grup kadının da tam yumurtlama (ovulasyon) döneminde en yoğun uyarılmayı hissettiği belirtilmektedir.

uyarılma ile ilgili sorunlar bazı fiziksel durumlar ve yaşam dönemleri ile ilişkili olabilir. Diyabet, sigara kullanımı, yolla bulaşan hastalıklar ve sinir hasarı hem kadın hem de erkekte uyarılmayı olumsuz etkileyebilir. Emziren kadınlarda vajinal ıslanmada azalma olabileceği belirtilmiştir. Menapoz döneminde ve sonrasında östrojenin azalması da uyarılmayı zorlaştırabilir. Bazı ilaçlar da uyarılmayı bozabilir. Antidepresanlar, antihipertansifler ve antihistaminikler sıklıkla bu yan etkiye sahiptir.

Bu işlev bozukluğunun en yaygın nedenleri arasında suçluluk ve düşmanlık yer almaktadır. Suçluluk genellikle ilişkiden hoşlanma isteği ile bunu yapmaktan duyulan korku arasındaki iç çatışmayı içine alır. Düşmanlık sıklıkla eşle ilgilidir. Kadında uyarılmayı artırmaya yönelik tedaviler Genital bölgeye kan akımını artırarak ya da ıslanmayı kolaylaştırarak etkinlik gösteren ürünler üzerine denemeler sürse de bunlar henüz deneysel düzeydedir. Bazı vazodilatör kremlerin uyarılmayı düzeltici etkisi sınanmaktadır. Sempatik sinir sistemini uyaran ilaçlar, yohimbin, sildefanil gibi ağızdan kullanılan ilaçlar da araştırılmaktadır. Bu ilaçlar kan akımını artırarak ya da sinir sisteminin bazı bölümlerini uyararak çalışırlar. Efedrin uyarılmayı ve ı artırabilir. Ancak bu konuda çalışmalar sınırlıdır. Yan etkiler de kullanımı kısıtlamaktadır.

Trazodonun uyarılmayı artırabildiği belirtilmektedir. Öte yandan kadınlarda depresyon tedavisinde yan etkileri olmayan antidepresanlar seçmek de önemli görünmektedir.Nefazodon ve mirtazapin bu yönden daha güvenlidir. Kadın Orgazmik Bozukluğu Kadın yanıtının kısmıyla ilgili bir bozukluktur. Bu durumda kadın olarak uyarılır ancak odaklanma, yoğunluk ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Yaşam boyu bozukluğunda kadın bir eşle ya da ile hiç orgazma ulaşamamıştır. Bu bozuklukla ilgili olarak normalde varolan kişisel varyasyonların farkında olmak önemlidir. Bir diğer önemli konu da kadının birleşme yoluyla olmamasının kadında bir sorun olduğu şeklinde yorumlanmasıdır. Birleşme olmadan klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaşan ancak uyarılmadığında sadece birleşme ile orgazma ulaşamayan bir kadın bozukluğu olarak değerlendirilemez. Çoğu kadın birleşme sırasında orgazma hem klitorisin elle uyarılması hem de penil vajinal uyarılma ile ulaşırlar. Kinsey 35 yaşın üzerindeki evli kadınların yalnızca %5′inin yaşamlarında hiç orgazma ulaşmadığını bulmuştur. sıklığı yaşla artar.

Kadın bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri “ eşittir birleşme” tarzı düşünmedir. Birleşme ve ın başlıca amaç haline gelmesi ı engeller.Kadının eşine kızgın olması da nedenlerden biri olabilir. Bir başka neden etkin olmayan tekniklerdir. Bazen kadın ve/veya eşi etkili bir şekilde uyarmayı beceremez. Sevişmek “bildiğimiz” değil öğrendiğimiz bir şeydir. Kaygı da tekniklerin etkin olmasını etkiler. Cinsellikle ilgili aileden ya da dinden öğrenilenler de bazen kadında kaçınmaya ya da açıkça etkin uyarımın reddedilmesine neden olabilir. Bazen kadın için kendini kaybetmek anlamına gelebilir. Bu konudaki kültürel beklentiler ve sosyal kısıtlamalar da oldukça önemlidir.

bozukluğunun tedavisinde sildenafil kullanımının yararlı olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Ayrıca ilaç kullanımına ikincil olan işlev bozukluklarında da yararlı olabilir. Buspironun kadın bozukluğunda yararlı olabileceği de ortaya atılmıştır.

ağrı bozuklukları
-Vaginismus Vagina etrafındaki kasların birleşmeyi imkansız hale getirecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vaginismusun nedeni genellikle birleşme ile ilgili tiksindirici bir uyarandır. En sık rastlanan tiksindirici uyaranlar travmatik saldırılar, ağrılı birleşme ve travmatik pelvik muayenedir. Diğer nedenler arasında pelvik ve bilinçdışı korku ve/veya suçluluk olabilir. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma, pubokoksigeal kas eğitimi ve vajinal dilatörlerin kullanımı beraberce önerilir. Eşin işbirliği tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etken gibi görünmektedir.

-Disparöni ilişki ile birlikte tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı olması. Tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı birleşme dışındaki uyarılmayla da ortaya çıkabilir. Disparöni vestibülit, vajinal atrofi veya vajinal enfeksiyon gibi tıbbi sorunlara ikincil olabileceği gibi psikolojik de olabilir ya da her iki durum bir arada etkili olabilir. Ayrıca vajinismusa ikincil ya da ıslanmanın olmamasına bağlı da olabilir. Tedavide nedene yönelik tıbbi ve cerrahi girişimler önemlidir. Ancak çoğu kadın için bu girişimlerin yanı sıra bilişsel-davranışçı terapi gerekli olmaktadır. Kadın işlevinde hormonları rolü Hormonlar kadın işlevinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar. Hayvan deneylerinde östrojenin duyuları etkilediğine ilişkin kanıtlar elde edilmiştir. Menapoz sonrasındaki kadınlara östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır. Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan yakınmalar istek kaybı, ağrılı birleşme, yanıtın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir.

Bu yaziyi paylasin.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • 100puan
  • Bagcik
  • blogmarks
  • Blue Dot
  • Digg
  • Furl
  • Reddit.tr
  • Tusul
  • YahooMyWeb
  • Yumiyum
  • Buzla
  • Sevdm
  • Webiket
  • ideaREF
  • NTPY
  • Ask
  • Google
Tags: , , , , , , , , ,